AI SPENCER HERBERT'İ BİR BASKETBOLCU SANMIŞ VE BU RESMİ YAPMIŞ . HAYIR O BİR BASKETBOLCU DEĞİL :
Darwin, evrim kuramını biyoloji ile sınırlı tutarken, Spencer bunu bütün doğaya ve topluma uyarladı.
Böylece “Sosyal Darwinizim” denilen bir terim ortaya çıktı.
Spencer, değişik öğrenim süreçlerinden geçmiş oldukları için insanlığın ırkların ahlaksal, matematiksel ve daha başka doğuştan yetilerle birbirinden ayrı olduğunu ileri sürdü.
Bu yargısı, doğru eğitim verildiğinde herhangi bir insan ırkının başka ırkların kriter ve başarılarına denk bir kapasiteye erişeceği çağdaş bilimsel kanıtlara ters düşer.
NEDEN İNATÇI
Çocuklarınızda biraz fazla inatçılık gördüğünüzde üzülmeyiniz.
Bu, yeni eğitimde pek açık gözüken yetersiz zorlamanın kaçınılmaz sonucudur.
Bir taraftan davranış özgürlüğünü desteklemeye fazlaca eğilim göstermek, diğer yandan zorlayıcı uygulamalar daha az eğilim göstermeye karşılık gelir.
Emir verdiğinizde kararlı ve ölçülü olunuz. Ve asla dönmeyiniz. Yapacağınız şeyi iyice düşününüz ve bu itaati her ne olursa olsun sağlayanız.
Cezalarınız, tıpkı sakınılmayacak türden olmalıdır, ateşe dokunduğunuzda her zaman yakar ve çocuk ona dokunulmaması gerektiğini bilir. Cezalarınız ısrarcı olabilirseniz çocuk bu kuralları doğa kuralları gibi kabullenir.
Daima tehdit edip tehdittin gerektirdiğini nadiren yerine getiren, alelacele emirler ve uyarılar verip kendine gelince pişman olan, hızla değişen aynı kabahate karşı kâh şiddet kâh yumuşaklık ile davranan anne baba hem kendisi hem de çocukları için bir felaket hazırlamaktadır.
AHLAKEN KUSURSUZ MU DOĞARIZ?
Biz çocuğun ahlaken kusursuz doğduğuna inanlardan değiliz.
Bunun tersini savunmak da bizim için gerçeğe daha uzak görünür.
Akıllıca bir yaklaşım sayesinde bazı doğuştan gelen eksikliklerin azaltılabileceği ve ancak tamamen ortadan kaldırılamayacağı görüşüne sahibiz.
Bununla birlikte bütün iyimser ümitleri verenlere sevgi besleriz.
İNSANOĞLU
Meme emmek istemediği için çocuğu sarsıp silken anneden, yere düşen çocuğunu kaldırmak yerine ona tokat atan babadan çocuğuna ne kadar adalet duygusu aşılaması beklenebilir?
Bunlar insanoğlunun yine kendi cinsinden olan zayıf ve hastalıklı olanları yok etme yönüne doğru doğal eğilim gösterdiklerini ortaya koyan örneklerdir.
NE KADAR DÜZELTEBİLİRİZ?
Gerçek şudur ki ahlaki eğitimdeki zorluklar anne baba ve çocuktan gelen hatalardır.
Kalıtsal geçişler bir doğa kanunu ise, çocuklardaki eksiklikler de ortalama olarak ana babalarındaki noksanlığın yansımasından ibarettir.
Ortalama olarak, dedik çünkü uzak dedelerinden de almış oldukları kalıtsal özelliklerde karıştığından ana babanın doğuştan gelen ve sonradan kazanılan özellikleri ile çocuklarınki arasındaki uygunluk ancak genel bir şekilde gerçekleşir ve eğer noksanlıkların ortalama bir şekilde miras olarak kalması söz konusu ise, anne babanın çocuklarda söndürmek istedikleri kötü hırsların, kendilerinde de bulunması gerektirir.
Muhtemelen bu kötü hırslar değerlendirmeler karşısında gizli tutulur veya diğer bazı duygular onların gizlenmesine sebep olur.
Fakat bu kötü duygular her zaman mevcuttur.
Bunla beraber herhangi bir mükemmel yola getirme yönteminin uygulanmasının, genellikle mümkün olmadığı ortaya çıkar.
Çünkü anne baba yeterli derecede yumuşak huylu ve kusursuz değildir.
SOAYAL STATÜYÜ AŞAĞIYA ÇEKMEK
Bazı yerlerde çocukların karşılaştığı eğitim yetişkinlerin eğitiminden çok daha insafsız ve acımasızdır.
İnsanın gelişimine yardımcı olacağı yerde çocukların baskıcı bir yönetime ve kaba kuvvete alıştırmakla birlikte onları bulunduklarından daha aşağı bir sosyal statüye itme eğilimi göstermektedir.
İNSANLARIN FİKİRLERİNİ DEĞİŞTİRMEK
İnsanlar taraftarı oldukları fikir ve inançtan daha yüksek bir inancın seviyesine yükselmedikçe onu alamaz ve kabul edemezler.
Görünüşte belki ona taraftar olsalar da gerçekte durum tam tersidir.
Hatta gerçek anlaşıldıktan sonra bile ona uygun davranış geliştirmenin önündeki engeller o kadar kuvvetlidir ki, insan hayran olduğu hayırsever kişilerin ve belki filozofların sabır gücünü tüketir.
Çocuklar yasaklanan şeyleri yapmaya devam ettiklerinde umursamazsak: Yaşamsal uğraşılara giren bir genç, vaktini tembel tembel geçirir ve kendisine verilen görevleri yavaş ve özensiz yaparsa doğal ceza hemen gelir ve işinden kovulur ve belirli bir süre sonra fakirliğin zorluklarına katlanmak zorunda kalır.
Yorumlar
Yorum Gönder