Şu anda 17 yaşındaki genç basketbolcuların dünya sahnesindeki mücadelesini izliyoruz.
Bu turnuvalar yalnızca bugünün kazananını belirlemiyor; aynı zamanda birkaç yıl sonra Avrupa'nın en önemli liglerinde, NBA'de ve milli takımlarda izleyeceğimiz oyuncuların ilk büyük vitrini oluyor.
2022 yılında düzenlenen U17 Dünya Şampiyonası'nın en çok konuşulan iki oyuncusundan biri Amerika'dan Cooper Flagg, diğeri ise Avrupa'nın büyük umutlarından Izan Almansa idi.
Turnuvanın sonunda biri şampiyon takımın, diğeri ise finali kaybeden takımın yıldızı olarak basketbol dünyasının geleceği arasında gösteriliyordu.
Bugün aradan tam dört yıl geçti.
Bu dört yıl içinde Cooper Flagg, önce NCAA'in oyuncu gelişimi açısından dünyanın en güçlü organizasyonlarından biri olan Duke Üniversitesi'nde kendini kanıtladı. Ardından 2025-26 NBA sezonunda Dallas Mavericks formasıyla maç başına 21.0 sayı, 6.7 ribaund ve 4.5 asist ortalamaları yakalayarak beklentilerin hakkını vermeye başladı.
İzan Almansa'nın yolu ise çok farklı gelişti. Avrupa'da NCAA benzeri güçlü ve sürdürülebilir bir oyuncu geliştirme sistemi olmadığı için önce ABD'deki Overtime Elite (OTE) organizasyonuna gitti. Daha sonra kariyerini geliştirmek amacıyla Avustralya'da forma giydi ve son olarak yeniden İspanya'ya döndü.
Real Madrid'deki ilk sezonunda EuroLeague'de yalnızca 3 maçta süre alırken, İspanya Ligi'nde ise 18 maçta ortalama 10 dakika oynayıp 5.1 sayı ve 2.9 ribaund ortalamalarında kaldı.
Elbette kariyerler henüz bitmedi. Almansa'nın önünde uzun yıllar var ve çok başarılı bir oyuncuya dönüşebilir. Ancak bu iki örnek bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:
Yetenek tek başına yeterli olmuyor. Doğru kariyer planlaması, doğru lig, doğru antrenman ortamı ve doğru gelişim basamakları en az yetenek kadar belirleyici olabiliyor.
Bugün devam eden U17 Dünya Şampiyonası'nda da dikkat çeken iki genç yıldızımız var. Onları izlerken aklıma ister istemez şu soru geliyor:
Siz onların kariyerlerini planlayan kişi olsaydınız nasıl bir yol izlerdiniz?
Erken yaşta Avrupa'nın büyük kulüplerine mi gitmelerini isterdiniz?
NCAA yolunu mu tercih ederdiniz?
Yoksa önce düzenli süre alabilecekleri, hata yaparak gelişebilecekleri bir ortamda birkaç yıl daha kalmalarını mı önerirdiniz?
Bundan iki yıl önce de Türkiye'de önemli bir kulübün başantrenörü, henüz 15 yaşındaki çok genç bir oyuncuya lig maçında A Takım forması vermişti.
O gün hepimiz büyük heyecan yaşamış, geleceğe dair büyük hayaller kurmuştuk.
Ancak genç oyuncu gelişimi doğrusal ilerlemiyor. Erken yaşta A Takım formasını giymek ya da bir altyapı turnuvasında yıldızlaşmak, birkaç yıl sonra mutlaka üst düzey profesyonel olunacağı anlamına gelmiyor.
Bu nedenle genç oyuncularımızı överken de, onlardan beklenti oluştururken de dikkatli olmalıyız.
Çocukları erken yaşta göklere çıkarmak yerine, onlara uzun ve zorlu gelişim yolculuklarında sabırla eşlik etmek çok daha değerlidir.
Çünkü basketbolda asıl maraton, 17 yaşında değil; gerçek profesyonel seviyeye ulaşılan 22-23 yaşlarında kazanılıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder