Maç öncesi Delray Brooks’un annesi telefon açmıştı. Demişti ki Delray son derece mutsuzdu.
Son maçta ilk beş çıktıktan sonra sıfır dakika bir önceki maçta da dört dakika oynamıştı. Ne oluyordu artık oynamayacak mıydı?
Çiçekle giden kartın üzerinde Delray Brooks ‘un ismi vardı. Bu onun Indiana oyuncusu olarak son eylemi olmuştu.
Takımın pazartesi günü toplantısından sonra Knight, ailesinin söylediği kadar acınası durumda olup olmadığını sormak için Brooks ile buluşmuştu.
Brooks acınası durumda olmadığını ancak kafasının karıştığını söylemişti.
Daha fazla oynamak işitiyordu.
Knight anlıyordu o da üniversiteyi üç sene daha fazla oynayarak geçirmişti. Her defasında ayrılmayı düşünmüştü ancak arkadaşları gitmesini engellemişti.
Daha fazla oynatacağını söylemesine imkân yoktu. Sanırım ailenle konuşup ne yapmak istediğine bir karar vermelisin.
Ayrılmak istersen anlarım Kalmak istersen gelişmenle ilgili her şeyi yaparım.
Brooks oynama süresi onu endişelendirse bile bu konuda ağzını açacak kibar bir çocuk değildi.
Ama ailesi o kadar kibar değildi. Her aile gibi onlarda çocuklarının hep oynaması gerektiğini düşünüyorlardı.
Bir lise yıldızı küçük bir kasabadan üniversiteye gidip de oynamazsa, bu oyuncuya ağır gelir.
Ama kasabada kalan ve oğullarının niye oynamadığı kendilerine sürekli sorulan ailelere daha da zor gelir.
VELİNİN DE BÖYLESİ
Haris’in annesi haftasonu için gelmişti. Oğlu ona neden benche çekildiğini söylediğinde – iki maçta toplam on dakika oynamıştı – annesi ona Knight ile aynı fikirde olduğunu söylemişti.
Northwestern maçından sonra Knight’a aynı fikirde olduğunu söylemişti. “Sanırım onu fazla şımarttım ” demişti. Hayatında hiçbir zaman erkek figürü olmadı. Bence buna ihtiyacı var.”

Yorumlar
Yorum Gönder