Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ISIAH THOMAS / KÖTÜ ÇOCUK

Basketbol bir takım oyunu olarak doğru oyuncuları bir araya getirme sanatıdır.  Oyuncular bireysel olarak en iyi yaptıkları şeyleri takımken de gösterebilmeli , rakiplerin durduramayacağı bir kimya yakalamalıdır.  Sahadaki oyunculardan birisi , ne yapar eder maçı tek başına sürüklemekten başka çaresi olmadığına kanaat getirir.   Kimisi sayı üstüne sayı atar , kimisi potaya gelen her topu bloklar , kimisiyse tüm ribauntları toplayarak karalılığını gösterir.   Bazısı öyle asist yapar ki , yorgun düşen takım arkadaşını bile yarattığı o kolay sayı fırsatıyla birer yıldız oyuncusu gibi gösterir. Bazısı topu öyle güvenle sürer ki faul aldıktan sonra taraftarın uğultusuna aldırış etmeden serbest atışlarını potaya deliksiz gönderir.  Bazılarıysa aynı maçta bunların hepisini bir arada yapacak kadar iyidir.  Bazı özel oyuncular maçı getirecek bu kararları , kazanma alışkanlığının bir parçasına dönüştürmüştür.  İşin püf noktası elbette kontrolden geçer ; maçın, r...

DERRICK ROSE / İSPAT

Son yıllarda ünlü NBA oyuncularının hayatları ile ilgili birçok kitap tercüme edildi, sanırım en son tercüme edilenlerden biri de bu kitap.  Derrick Rose, diğerleri kadar (Magic, Jordan, Lebron ,Kobe, Durant ) çok popüler bir oyuncu değil. Ancak inanılmaz bir atlet bununla birlikte insanları şaşırtacak hıza sahip bir oyuncu.  Ciddi diz sakatlığı geçirdikten sonra, tekrar geriye dönmek için ciddi bir savaş vermiş.  Kitap, Rose’ın çocukluğundan, basketbol ile tanışmasından, ilk okul ve lise yıllarında yaşadıklarından, siyahi oyuncuların çektiği sıkıntılardan NCAA ve NBA’de yaşadıklarından bahsediyor. Ancak kitaptan çıkarabildiğim kadarıyla entelektüel düzeyinin bayağı düşük olduğunu düşünüyorum.  Yapmış olduğu yanlışları “gençlik işte, yapmamalıydım” şeklinde verirken, yapmış olduğu yanlışlara verilen cevapları ve cezaların haksızlık olarak nitelendirmesi biraz abes kaçmış.     J.Kidd benim kadar atletik değildi. O, benim kadar atletik olmadığı içi, tüm emeği...

SÜPER LİGİN EN KISALARI

Altyapıda birçok veli çocuğu kısa boylu olduğu için, takıma alınmadığından veya maçlarda az süre aldığından yakınıyor.    Basketbola yeni başlamış, normalden uzun çocuklar ile kıyasladığınızda, kısa boylu çocukların daha az şansı olduğu doğru. Ancak kısa sürede, normalden uzun çocuklardan daha agresif, daha yetenekli, daha çalışkan olduklarını gösteren oyuncular için aynı şeyi söylemek zor.  Aslında bir antrenör için, oyuncunun uzun veya kısa olaması çok da önemli değil, a ntrenörler takımlarına en çok katkıyı yapan oyuncuları tercih ederler. Bugün Türkiye Süper Ligi'ne baktığımızda 1.80 civarında olup maçlara damga vuran yabancı oyuncuları, yine çok kısa olmasına rağmen uzun boylu guardlar yerine tercih edilen ve uzun süreler alan Türk oyuncuları hatta çok genç olmalarına rağmen A takım kadrolarına girmeyi başaran kısa boylu birçok oyuncu görüyoruz.  Ben hatırladıklarımı aşağıda sıraladım.  ARDA TÜLÜĞOĞLU 1.80 MERKEZ EFENDİ  CAN UĞUR ÖĞÜT 1.78 GA...

PAYLAŞMANIN MODASI GEÇER Mİ?

“Yeni jenerasyon çok farklı, yeni jenerasyonu anlamak çok zor, siz onları anlamazsınız...”  Alt yapı ile ilgilenmeye başladığımda, sürekli olarak duyduğum sözler bunlar…   Bu sözleri duyduğunuzda, adeta asırlardır kabul gören etik değerler ile artık yaşamanın imkansız olduğu hissine kapılıyorsunuz.   Bireyselliğin ön plana çıktığı bu süreçte, nazik olmak, hoşgörü göstermek, alay etmeden gülebilmek, yardımlaşmak, fedakârlık etmek gibi, insan olmanın gereklerini yerini getirmek çoğu kişi tarafından güçsüzlük, zaman kaybı, hatta bazıları için “sahte davranışlar” gibi algılanıyor.    Bir altyapı koçun ilk görevi birbirine yardım eden, birlikte üzülüp birlikte sevinen bir grup oluşturmak.    Bugün, üst seviyede (NBA) basketbolun oynanma şekli değişiyor ve takım kavramı yerine bireysellik ön plana geçiyor.   Hatta günlük başarılar peşinde koşan Amerikalı bir antrenör oyunun tüm güzelliğini görmezden gelip, “Eğer maç boyunca hiç pas vermeden topu po...

TECRÜBELERİM ( PANDEMİ GÜNLERİNDEN BİR VİDEO )

 

İKİ GUARD İLE UYGULANAN BAZI SET HÜCUMLARI

KENDİME NOT

Benim kaybedecek zamanım yok, bu sezon olmadı gelecek sezon olsun diyecek günlerim geride kaldı. Bu sene, bugün, bu antrenmanda oyuncularıma, takımıma, kulübümdeki genç antrenörlere sosyal medyada beni takip eden oyuncu ve koçlara bir şeyler vermek hoşuma gidiyor ve vermeliyim. Benim için meslek sırrı diye  bir şey  kalmadı artık benim için yarışma değil, yarışmanın oyunculara kattıkları  önemli, basketbolla alakalı her şeyi, her  bildiğimi bilgiyi paylaşmalıyım.    Oyuncularıma İngilizce öğrenmelerinin şart olduğunu, kilo alma ve kilo vermenin  en  az jump stop yapmak kadar önemli olduğunu anlatırken, koçlara, çok oyuncuyla, pozisyonsuz basketbol oynamanın avantajlarını, paslaşmanın takım oyununun temeli olduğunu anlatmak için çabalamalıyım.   Oyuncularıma hangi hareketi A takım seviyesinde yapabileceklerini, hangilerini yapamayacaklarını anlatmalıyım.   A takım koçlarının onlardan neler isteyeceğini, bugün taraftarların ve arkadaşların...