Ana içeriğe atla

DOĞRU TERCİH YANLIŞ TERCİH VE YORUMCULAR



TV’de basketbol maçı izlerken yorumcuların “doğru tercih” veya “yanlış tercih” dediklerini yüzlerce defa duyuyoruz.

Aslında birçok kritere bağlı olan bu yorumun bu kadar kolay ve kesin bir şekilde yapılması beni her zaman rahatsız ediyor.

Çünkü bir oyuncunun yaptığı tercihi değerlendirirken yalnızca sonuca bakmak çoğu zaman yeterli olmuyor.

Oyuncunun basketbol aklı, yeteneği, takımın oyun stratejisi, rakibin savunması, maçın skoru, kalan süre, faul durumu ve daha birçok değişken aynı anda değerlendirilmeli.

Bunların hiçbirini dikkate almadan, yalnızca pozisyonun sonunda ne olduğuna bakarak “doğru tercih” veya “yanlış tercih” demek bana göre basketbolu açıklamaktan çok, sonucu yorumlamak.

Bunu anlatan çok basit bir örnek var.

Diyelim ki maçın bitimine 5 saniye kala bir sayı öndesiniz. Rakibin topunu kapıyorsunuz ve hızlı hücuma çıkıyorsunuz. Oyuncunuz potaya gidip basketi buluyor.

Şimdi ilk bakışta herkes “Harika tercih, maçı bitirdi” diyebilir.

Ama gerçekten öyle mi?

Basketten sonra 2 saniye kalıyor ve üç sayı öne geçiyorsunuz.

Oysa aynı oyuncu potaya gitmek yerine topu kontrol edip dışarı çıkarsa, rakibin faul yapmasını engelleyip kalan 5 saniyeyi tüketse ve maçı 1 sayı farkla kazansanız, hangisi daha doğru tercihtir?

Bence asıl basketbol bilgisi burada başlar.

Çünkü mesele yalnızca topu potaya sokmak değil. Oyunun zamanını, skoru ve kalan ihtimalleri de okuyabilmektir.

Hatta belki de oyuncunun potaya gitmesi tamamen doğru bir tercihtir. 

Belki takımınızın stratejisi agresif oynamaktır. 

Belki oyuncunuzun açık sahadaki becerisi çok yüksektir ve topu kontrol etmek yerine bitirmek daha güvenlidir.

Belki de tam tersine, o pozisyonda potaya gitmek büyük bir hata olabilir.

Bunu söyleyebilmek için pozisyonun tamamını bilmek gerekir.

Benim asıl rahatsız olduğum nokta da burada.

Yorumculardan çoğu zaman bir pozisyon hakkında hemen hüküm verdiklerini duyuyoruz. “Bunu yapmamalıydı”, “doğru tercih değildi”, “burada şunu yapmalıydı” diyorlar.

Fakat aynı pozisyonun içinde bulunan onlarca değişken hakkında çok daha az konuşuluyor.

Ama gerçek basketbol bilgisi biraz da burada ortaya çıkıyor.

Bazen doğru tercih sayı olmaz.

Bazen en iyi pas, asistle sonuçlanan pas değildir.

Bazen potaya gitmek, bazen gitmemek doğrudur.

Bazen maç kazanmak için sayı atmak değil, topu elinde tutmak gerekir.

Ve bazen bir oyuncunun yaptığı tercihin doğru ya da yanlış olduğunu söyleyebilmek için önce o tercihin yapıldığı koşulları anlamak gerekir.

Bana göre iyi yorumculuk da tam burada başlar.

Çünkü basketbolu izlemek başka, basketbolu okumak başkadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...