Ana içeriğe atla

KAZANIRKEN ÖĞRETMEK




Bundan on sene önce basketbol antrenörlüğü üzerine bir sunum hazırlamıştım.

Çok da profesyonel olmayan bu sunumu, yaklaşık dört farklı üniversitede basketbola meraklı öğrencilerle paylaşma imkânım oldu.

Aradan geçen on yılda ise genç takımlardaki oyuncularla çalışma ve onlara bilgi ve birikimlerimi aktarma şansım oldu. Bu süreç, benim de bu konuda kendimi geliştirmeme ve bazı düşüncelerimi yeniden sorgulamama yardımcı oldu.

Zaten o sunumda da bahsettiğim gibi, şu anda üst yapılardaki antrenörlerin bu işi bırakma yaşına da yaklaşmış durumdayım.

“Kazanırken Öğretmek” adını verdiğim bu sunumu, postlar halinde bu blogda paylaşmanın daha fazla genç meslektaşıma ve basketbola meraklı gençlere ulaşmasını sağlayacağını düşünüyorum.

Önce, sunuma neden böyle bir başlık koyduğumu açıklamak istiyorum.

Basketbolda kaliteli öğretimin önündeki en büyük engellerden biri zaman ve zamanı sınırlayan maç kazanma arzusu.

Elinizdeki mevcut oyuncuları eğitmekle maç kazanmayı bir arada yürütmek konusu her zaman ilgimi çekti.

Çünkü oyunculara, eğitimlerini geciktiren ama kısa vadede maç kazandıran bilgilerle; eğitimlerini hızlandırırken aynı zamanda maç kazandırabilecek bilgileri birbirinden ayırmak her zaman kolay değil.

Ben de bu nedenle, eğitim ile kazanmayı birlikte nasıl sağlayabiliriz? sorusunun üzerinde durmak istiyorum.

Örneğin zone savunma yapmak oyuncu eğitimini yavaşlatır mı? Yoksa çocuklara başka türlü öğrenemeyecekleri bazı şeyleri öğretir mi?

Küçük çocukların fiziksel üstünlüklerini kullanarak baskılı savunma yapmaları onlara bazı alışkanlıklar mı kazandırır, yoksa ileride hiçbir işlerine yaramayacak bir savunma anlayışına mı dönüşür?

Küçük yaşlarda uzaktan üçlük atmak iyi midir, kötü müdür?

Bunlar yıllardır konuşulan tartışmalar.

Ben ise biraz bunların dışına çıkıp işimize bakalım, basketbolun bize sunduğu güzellikleri ve oyuncu eğitimini konuşalım istiyorum.

Konu kazanmaktan açılmışken, atlamamamız gereken bir başka konu daha var.

Bir maçın veya bir şampiyonluğun arkasında eğitimden çok daha farklı unsurlar bulunur.

Bunların başında oyuncu seçimi, ardından da kadro mühendisliği gelir.

Bunun için bütçe gerekir, iyi idarecilik gerekir, doğru zamanda doğru oyuncuyu bulmak gerekir.

Bunlar oyuncu eğitiminin dışında kalan ama basketbolun belki de en fazla ilgi çeken bölümleridir.

Medyada transferlerin ardından yapılan yorumlar, maçlar başladıktan sonra oyuncuları yanlış kullanan koçlar, biraz daha bilgili olanların yaptığı yanlış taktikler…

Basketbol gündeminin önemli bir bölümünü bu konular oluşturuyor.

Ama bunların oyuncu eğitimiyle doğrudan bir ilgisi yok.

Ben bu yazı dizisinde biraz farklı bir yerden bakmak istiyorum.

Gelin, basketbola başka bir açıdan bakalım.

Kazanmaya çalışırken ne öğretebiliriz?

Öğretirken nasıl kazanabiliriz?

Ve belki de en önemlisi, kazanmayı öğrenmenin önüne koymadan nasıl öğretebiliriz?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...