Ana içeriğe atla

ÖZGÜRLÜK MÜ , KURALSIZLIK MI?





Basketbolda oyuncuya özgürlük vermek konusunda zaman zaman farklı düşünceler ortaya çıkıyor. Özellikle genç oyuncularla çalışırken, “Oyuncu topu istediği yere götürsün, istediği zaman pas versin, oyunu kendisi okusun” yaklaşımının gelişim için daha doğru olduğu söylenebiliyor.

Ben bu düşüncenin bir bölümüne katılıyorum. Oyuncunun karar verebilmesini, oyunu okuyabilmesini ve sadece antrenörün söylediğini yapan bir oyuncu olmamasını elbette istiyorum.

Ama oyuncuyu tamamen serbest bırakmanın, oyuncuya özgürlük vermekle aynı şey olduğunu düşünmüyorum.

Benim tercihim, oyuncunun bir sistem içinde özgür olması.

Çünkü basketbol sadece topa sahip olan oyuncunun yaptığı hareketlerden oluşmuyor. Beş oyuncunun aynı anda ne yaptığını, birbirlerinin hareketlerini nasıl tamamladığını ve ortaya çıkan duruma nasıl cevap verdiğini de düşünmek gerekiyor.

Bir oyuncuya “Topu istediğin yere götür, istediğin zaman pas ver” dediğinizde, belki ona karar verme özgürlüğü vermiş olursunuz. Ama diğer dört oyuncunun ne yapacağını bilmiyorsanız, bu özgürlük kısa sürede bireysel oyuna dönüşebilir.

Bir oyuncu topu eline alır, savunmasını geçmeye çalışır. Diğer oyuncular bekler. Bir başka oyuncu boş kaldığında topu ister. Top el değiştirir. Sonra başka bir oyuncu kendi çözümünü üretmeye çalışır.

Bu, bana göre takım oyunu değildir.

Ben oyuncuların karar vermesini istiyorum ama kararlarının takımın ortak dili içinde verilmesini istiyorum.

Örneğin bir oyuncu topu aldıktan sonra savunmanın durumuna göre pas verebilir, potaya gidebilir veya bir cut yapabilir. Bunların hepsi onun kararı olabilir. Ancak diğer dört oyuncunun da bu kararın devamında ne yapacağını biliyor olması gerekir.

İşte burada sistem devreye giriyor.

Sistem deyince bazen oyuncuların ezberlediği beş-altı hareketten oluşan hücumlar akla geliyor. Benim bahsettiğim sistem bu değil.

Bir sistem, oyuncunun nereye koşacağını söylemekten çok daha fazlası.

Bir sistem, oyuncuların birbirlerinin ne yapacağını tahmin edebilmesini sağlar.

Bir oyuncu pas verdiğinde ne olacağını bilir.

Pas alan oyuncu, takım arkadaşının nerede olması gerektiğini bilir.

Bir oyuncu cut ettiğinde diğer oyuncunun onun boşalttığı alanı nasıl kullanacağını bilir.

Bir oyuncu penetre ettiğinde diğer dört oyuncunun neden yer değiştirdiğini bilir.

Böylece oyuncuların kararları birbirinden bağımsız olmaktan çıkar.

Benim basketbolda sevdiğim taraf da zaten burada başlıyor.

Oyuncu sadece kendi kararını vermiyor. Takım arkadaşlarının kararlarını da hesaba katarak karar veriyor.

Bu nedenle pas ve cut üzerine kurulu hücumları seviyorum. Çünkü burada oyuncuya “şimdi bunu yap” demekten çok, “savunmanın ne yaptığına bak ve takımın kuralları içinde doğru kararı ver” diyorsunuz.

Bu ikisi arasında çok önemli bir fark var.

Birincisinde oyuncu ezberliyor.

İkincisinde oyuncu öğreniyor.

Ama bunun için önce oyuncunun içinde hareket edeceği bir çerçeve olması gerekiyor.

Bence basketbol öğretmek biraz da bu soruları oyuncuya sordurabilmek.

Bu yüzden oyuncuyu serbest bırakmak yerine, ona doğru bir özgürlük alanı oluşturmayı daha doğru buluyorum.

Bir çerçeve olacak.

Ama o çerçevenin içinde oyuncunun kararları olacak.

Belki de biraz paradoks gibi görünüyor ama benim basketboldaki düşüncem şu:

Kurallar arttıkça oyuncunun özgürlüğü azalmak zorunda değil. Doğru kurallar, oyuncunun özgürlüğünü artırabilir.

Çünkü oyuncu ne yapacağını bildiği için değil, hangi seçeneklere sahip olduğunu bildiği için daha özgür olur.

Benim istediğim basketbol da biraz böyle.

Oyuncu topu istediği yere götüren değil, topu ne zaman götürmesi gerektiğini anlayan oyuncu olsun.

İstediği zaman pas veren değil, pasın ne zaman ve kime verilmesi gerektiğini gören oyuncu olsun.

Kendi oyununu oynayan değil, kendi yeteneğini takımın oyununun içinde kullanabilen oyuncu olsun.

Sonuçta basketbol beş kişinin aynı anda oynadığı bir oyun.

Bence oyuncuyu özgürleştirmenin en doğru yolu, onu takım arkadaşlarından bağımsız hale getirmek değil; tam tersine, takım arkadaşlarıyla olan ilişkilerini güçlendirmek.

Benim için gerçek özgürlük, kuralsız oynamak değil; kuralların ne işe yaradığını anlayarak oynayabilmek.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...