Tecrübeli bir basketbol antrenörüyseniz, yaptığınız işleri eleştiren, size akıl veren ve nasıl çalışmanız gerektiğini anlatan bazı taraftarlarla veya eski oyuncularla mutlaka karşılaşırsınız.
Altyapıda çocukları oynayan velilerden hiç söz etmiyorum bile.
Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte bu işler çok daha kolaylaştı. Eleştiriler artık çok daha acımasız, üstelik çoğu zaman sınır tanımıyor.
Taraftarları bir kenara bırakalım. Otuz yıl önce basketbol oynamış birisi, o günden bu yana basketbolun içinde kalmayı başarmış, her gün mesleğini sürdürebilmek ve işini kaybetmemek için mücadele veren bir antrenöre rahatlıkla tavsiyelerde bulunabiliyor.
Bu konuyla ilgili bir hikayeyi paylaşmak istedim.
Terry Holand, Virginia’da koçluk yaptığı son senelerdeki bir partide yerel bir doktorun yanına gelip “Terry, takımla ilgili sana üç beş tavsiye versem sorun olur mu? Dediğini hatırlıyordu.
“Aslında” demişti Holland “sorun olur “
Adam önce Holland’ın şaka yaptığını düşünmüştü. Yapmıyordu. “Sana bir soru sorayım “diye devam etmişti Holland, “doktor olmak için kaç sene eğitim aldın? Sekiz, dokuz, on? Eğer sokaktan birisi gelip, seni birkaç kez çalışırken izler ve sana nasıl daha iyi doktor olabileceğin yönünde tavsiyeler verebileceğini söylese ne cevap verirdin? Deli olduğunu düşünürdün, değil mi? Biliyor musun, ben de en az senin işi öğrendiğin kadar uzun ve zorlu bir şeklide çalışarak öğrendim işimi.

Yorumlar
Yorum Gönder