Bugün yeniden gündeme gelen yüksek tempolu basketbol üzerine önemli olduğunu düşündüğüm bir fikrimi sizinle paylaşmak istiyorum.
Seksenli yıllarda, hatta çok daha öncesinden beri hızlı hücumun belirli bir şablonu var.
Savunma ribaundunun ardından ilk pas verilir, guard orta koridora girer ve üç sayı çizgisinin tepesinden şut atar ya da sağa veya sola pas vererek asist yapar.
Elbette zaman içinde farklı denemeler de yapıldı ve hâlâ yapılıyor. Ribaundu alan uzun ya da kısa oyuncunun ilk pası vermeden orta koridora girerek hücumu bitirmesi veya topun orta yerine kenar koridorundan taşınması bunlardan bazıları.
Yıllar boyunca uyguladığım antrenmanlarda, belirli bir şablona bağlı kalmanın hızlı hücum sayısını azalttığını gördüm.
Bu sorunu, mevcut drill'lerde değişiklikler yaparak ve yeni drill'ler oluşturarak çözmeye çalıştım.
Aslında oyuncuların pozisyonlarına göre sahada bulundukları yerler dikkate alınarak oluşturulan bu şablon, birçok durumda hâlâ geçerli.
Ancak günümüzde birden fazla pozisyonda oynayabilen oyuncuların sayısı giderek artıyor.
Bu da bütün oyunculara farklı pozisyonların gerektirdiği sorumlulukları öğretmeyi zorunlu hâle getiriyor.
Üstelik bunu yapmak hiç kolay değil.
Ben drill'leri değiştirirken ve yenilerini oluştururken sorunu şu basit ilkeyle çözmeye çalıştım:
Topu aldığında, müsait olan en ilerideki oyuncuyu bul ve ona pas ver. Böyle bir pas imkânı yoksa, bu fırsatı yaratmak için dripling yap ve ilk uygun pozisyondaki oyuncuya pasını ver.
Hızlı hücumda, mecbur kalmadıkça yapacağın en kötü pas bile çoğu zaman yapacağın driplingden daha yararlıdır.
Burada en kötü pas derken, topu paralelindeki bir takım arkadaşına ya da senden bir metre geride koşan oyuncuya vermekten söz ediyorum.
Peki, neden?
Savunma oyuncuları geri koşarken adam paylaşımı yapabilmek için topun tek bir oyuncunun elinde ve belirli bir koridorda ilerlemesi doğru pozisyonun bulabilmesini kolaylaştırır.
Buna karşılık topun, tercihen uzun mesafeler kat ederek yön değiştirmesi, geri koşan savunmacıların işini her pasla biraz daha zorlaştırır. Böylece önceden belirlenmemiş birçok hücum seçeneği daha kolay sonuçlandırılabilir.
Bu düşünceden hareketle hazırladığım drill'lerle özellikle genç oyuncuların oyunu daha iyi okumalarını, koşarken sahayı görmelerini ve paslaşmanın önemini kavramalarını sağlamaya çalıştım.
Son olarak bir noktayı daha eklemek istiyorum.
Eskiden, bu yaklaşımın orta koridora giren ve pas tercihleri konusunda kendini geliştirmesi gereken guard'ların tecrübe kazanmasını engelleyebileceğini düşünürdüm.
Ancak altyapıda çalıştığım dört yıl boyunca takımlarımda yetişen guard'ların bugün BSL dâhil bütün liglerde önemli roller üstlendiğini ve bu konuda herhangi bir sorun yaşamadıklarını gördüm.
Böylece bu endişemin yersiz olduğunu anladım.
Yakın zamanda hızlı hücum drill'lerini ve bunları uygularken hangi amaçları gözettiğimi sizlerle paylaşacağım.

Yorumlar
Yorum Gönder