Ana içeriğe atla

AYNI ANTRENMAN FARKLI UYGULAMA

Oldukça uzun bir süre önce Nike firmasının Paris de düzenlediği basketbol kampına katılmam için bir davet almıştım. Dünyanın dört bir tarafından gelen yüzü aşkın genç oyuncuya, kalabalık bir antrenör gurubu antrenman yaptırıyor ve son gün oynanacak olan maçlara hazırlanıyorduk. 
Gerçekten mükemmel bir organizasyondu. Kampın ilk günü, önceden hazırlanmış olan haftalık çalışma programı ve driller tüm antrenörlere dağıtılmıştı.



Takımlar aynı anda,içinde en az beş basketbol sahası bulunan  devasa bir salonda antrenman yapıyordu.
Böylelikle bazı drillerin uygulamasında sorun yaşarsak, sahaları dolaşan ,organizasyon tarafından görevlendirilmiş coachlar'dan yardım istememize gerek kalmıyor hemen yanımızdaki sahalardaki uygulamayı seyrederek sorunumuzu çözüyorduk.


Bu durum, farklı ülkelerden gelen coachların drilleri nasıl uyguladıklarını görmemi sağlamıştı.
Takımlar aynı drilleri yapmasına rağmen, birçok coach farklı konulara temas ediyor, farklı ikazlarda bulunuyorlardı.
Özellikle Amerikalı coachlar oyunculara daha hızlı ve daha seri olmalarını ısrarla söylerken,


Avrupalı coachlar oyunculara takım arkadaşlarının konumlarını ve süratlerini göz önünde bulundurmalarının gerektiği yönünde ikazlarda bulunuyorlardı.

Ben bu kampta artık günümüzde unutulmaya yüz tutan bir antrenörlük tarzını hatırlamıştım.
Alt yapıdaki oyunculuk günlerimizde, pick and roll çalışmasını durdurup, şut atarken az zıpladığımız için kızan antrenörlerimizi....


 Ardan geçen süre zarfında her iki yöntemi, uygulama ve izleme imkânı budum.
Erken yaşlarda kısıtlı teknik becerilerine rağmen, coachların takım düzenini sağlamak için her dediğini kolayca yerine getiren oyuncuları ve coachların kontrol etmekte zorlandığı, kendi yeteneklerini sergilemek isteyen hırçın oyuncuları.
Aslında ideal olan, oyunu bilen, temel teknik olarak donatılmış ve mükemmel atletizme sahip olan oyuncu tipi.





Ancak bu özelliklere sahip oyuncuları bulmak pek kolay değil.
Bugün Türkiye basketbol liglerindeki oyuncuların temel tekniklerini dikkatle incelerseniz, en donanımlı oyuncunun bile sadece bir iki hareketi çok iyi yaptığını görürsünüz.


Bu nedenle oyunculara birçok yeni hareket göstermek yerine, basit temel teknik hareketleri öğrettikten sonra, onları bu hareketleri ,daha hızlı daha agresif bir şekilde uygulamaları için ikaz etmenin, daha yararlı.

Belki böyle yetişen oyuncular takım düzenlerine uyum sağlamakta zorlanabilirler ancak tecrübelerime dayanarak bu oyuncuların maç sonucuna daha fazla etki ettiklerini de söyleyebilirim.


CEM AKDAĞ



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...