Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BASKETBOL OKUL MAÇLARI BAŞLADI

Dün spor solonuna girmekte bayağı zorlandım, okullar arası basketbol maçları varmış! … Başımdan geçen trajikomik olayı yazının sonunda okuyabilirsiniz ama.. Öncelikle “şu basketbolu, okullara taşıyalım” konusu ile ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum.  Uzun zamandır konuşulan ancak gerçekleşme ihtimali çok zor olan bir mevzu.. Spor Akademisi’nin ilk yıllarında sayın Turgay Renklikurt Spor Tarihi dersinde hiç aklımdan çıkmayan bir bilgi vermişti. Bildiğiniz gibi geçmişe baktığımızda A.B.D, genelde Avrupa’da denenmiş ve başarılı olan sistemleri geliştirerek kendi ülkesine taşırken, sorun yaratanları almayı pek tercih etmemiş.  Avrupa okullarında yarışmaya dayalı olmayan beden eğitimi çalışmalarının yerine, gençleri hem eğitime hem de spora aynı anda motive etmek amacıyla bir sistem yaratmışlar. Böylelikle bizim hayran olduğumuz okul ile eğitim birlikte sistemi ortaya çıkmış. Diğer tarafta ise, okullarda sadece yarışmadan uzak guruplar hali...

ATLETİZM VE BASKETBOL

Geçtiğimiz sene katıldığım bir seminerde, bizim yıllarca çalıştığımız “şınav” hareketinin basketbolda çok da gerekli bir kas gurubuna hizmet etmediğini öğrendim. Artık yavaş yavaş biliminin ilerlemesi sayesinde bazı gerçekler ortaya çıkıyor.  Şimdi bu girişin, atletizm ve basketbol ile ne alakası var diye düşünebilirisiniz. Evet var hem de çok. Eskiden kondisyon konusunda ihtisaslaşmış antrenörler yokken, atletizm antrenmanlarını basketbol koçları yaptırırdı. Genelde  uzun mesafe koşuları olmalı mı olmamalı mı?  şeklinde bir tartışma vardı. Mesafeler ve deparların adetleri hep münakaşa konusuydu. 1997 yılında Amerika'dan bu konuyla ilgili bir kitap istedim. Büyük bir heyecanla açtığım kitabın içinde görmek istediğim atletizm pistindeki çalışmalar ile ilgili hiç bir bilgi yoktu. Basketbol atletizmi artık basketbol sahasında kazanılıyordu.  Bu bilgiyi edindikten sonra, alışkanlık haline gelen çalışmaları sür...

BİR ACAYİP ORGANİZASYON

Dün akşam aklıma yine ilginç bir konu geldi. Hiç hazırlık yapmadan, elindeki elemanların özelliklerini, birbiri ile uyumunu, rakip elemanları tanımadan, hatta sahada daha önce hiç çalışmadan bir mücadeleye girmek nasıl olurdu?   Dahası da var, elemanları değişerek ikinci bir mücadeleye girmek! Şimdi “böyle saçma bir organizasyon olur mu? Elemanların bir arada çalışması, birbirini tanıması, provalar yapması rakip elemanları tanıması için zamana ihtiyacı olmalı, işte o zaman sorumluluk onları çalıştıranındır. “ diyebilirsiniz. Roma İmparatorluğunda çok yaygın olan ve birçok filme konu olan araba yarışlarının kurallarını tam olarak bilmiyorum ama, yıllar önce okuduğum bir kitapta Bizans’ın başkenti İstanbul’da yapılan yarışmayla ilgili ilginç bir kural okumuştum.  (Açıkçası doğruluğundan emin değilim ama…) Bugün Hipodrom dediğimiz yerde her sene, daha tutucu kesimi temsil eden maviler ile alt tabakayı temsil eden yeşiller arasında...

YAĞMURDAN KAÇARKEN DOLUYA TUTULMAK/ BLOK

Altyapıda pek vakit ayırılmayan konuların bir tanesi de “blok yapmak”. Açıkçası takımımıza çok uzun bir oyuncu gelene kadar bize, rakip şut veya turnike atarken zıplamamamız öğretilmişti . Adama geçilmemek için her şeyi yapar ancak hücum oyuncusu şut atarken sadece kollarımız ve ellerimiz dik olacak şekilde durup vücudumuzu rakibe yaslamamız bize öğretilmişti.  Hatta koçlarımız bize, el üzerinden atılan dış şut yüzdesi ile faul atışı yüzdesini kıyaslamamızı tavsiye ederler. Ve böyle bir aptallık ! yapmamamızı öğütlerdi. Takımımıza uzun boylu ve kollu bir oyuncu geldiği zaman, koçumuz onunla özel olarak ilgilenmeye başladı, önceleri karşı potaya alır ve bazı özel çalışmalar yapardı. Blok çalışması; turnike atan oyuncunun adımlarına göre senkronize olmak ve atış sırasında hücuma yakın kol ile topa uzanmak şeklinde oluyordu . Şöyle bir örnek vereyim . Soldan turnike atan adamın attığı turnikeye şöyle sağ elinizle bir tokat atmak ve topun tribünlere g...

ŞUT VE BİRE BİR

Doksan üç yaşında ölen ve son senesine kadar tekerlekli sandalye ile antrenmana gelip temel teknik öğreten basketbol  gurusu unvanını alan Pete Newell'den şut ve bire bir ile ilgili bazı tavsiyeler .. Aslında basketbolda şut atmak çok zor değil.  Biraz özel antrenman yapan herkes , faul çizgisi üzerinden gözleri kapalı olarak % 30-40 şut atabilir .  Ancak gözleri açık olarak çalışsa bile bu yüzdeleri en çok  %10-%20 artırabilir.  Bunun sebebi onların şutu sadece mekanik olarak düşünmeleridir.  Her koç oyuncusuna kendi  bildiği şut mekaniğini öğretir, bu yanlış değildir .Oyuncular öğrendikleri her şut tarzını geliştirebilir .  Ancak maç ve antrenmanlarda binlerce dikkat dağıtan öge şutu etkileyecektir ve beklenilen gelişme kolay kolay olmayacaktır.  Bu nedenle şöyle diyebiliriz  “ Şut Beyinde biter.”  Şut atarken denge önemli bir unsur, potaya dönerken bacaklar ile birlikte omuzlar da tam olarak d...

ETTORE MESSINA / HIZLI HÜCUM SAVUNMASI

Burada sürekli olarak hızlı hücum ile ilgili paylaşımlar yapıyorum.  Bu defa da seminer notlarımın arasında bulduğum Messina'nın "hızlı hücum savunması" ile ilgili bir sunumunu sizinle paylaşmak istedim.  Sevgili altyapı antrenörleri; bu konuya muhakkak vakit ayırın. TRANSITION DEFENCE Genelde yarı saha savunmaya uzun süreler ayırmamıza rağmen tam saha savunmayla fazla ilgilenmeyiz. Balansı düzgün olmayan hücum sonrası hızlı hücum savunması yapmak neredeyse imkansızdır. Oyun bir daire etrafında durmadan dönerek oynanır, içinden bir parçasını alıp düzeltemesiniz ona sadece oyun sırasında müdahale edebilirsiniz aynı insanın herhangi bir organı gibi.  En azından topu bir defa diğer tarafa çevirsek veya bir defa içeri dışarı yapabilirsek savunmanın dengesini bozar iyi hücum yapabiliriz.  Çok fazla paslaşmak iyi hücum yapmak demek değildir. İyi hücum balansı, iyi hücum ribaundu getirir ne olacağını önceden bilirsiniz. Gene...

MIKE KRZYZEWSKI / 18 VE ÜSTÜ İÇİN TAVSİYELER

Uzun yıllar koçluk yapınca ve yaşınız ilerleyince birebir oynamak şut atmak gibi bazı dilleri yapmaktan uzaklaşıyorsunuz .  Denemeye kalktığınızda oyuncular size gülüyor, onları etkileyemiyorsunuz sadece güldürüyorsunuz. Bu nedenle yanınıza ileride antrenör olmak isteyen ve basketbolu yeni bırakmış gönüllü yardımcılar almak gerekli.  Önemli yıldızların olduğu takımları çalıştırırken onların çok iyi “oyuncular” olduğunu ancak sizin onlardan çok daha iyi “koç “ olduğunu düşünün. Sakın geriye adım atmayın sakın çekinmeyin. Aynı takımla bile olsanız , iki sene geçtikten sonra bu takım abı takım değildir oyuncular artık değişmiştir.  Artık sizde değişmek zorundasınız.  Birçok sistem vardır ancak bazı “ değerler “ vardır ki hiç bir zaman değişmez ve tüm sistemler için geçerlidir.  Egoist olmayın, oyunculardan çok çalışmasını istemeniz için sizin de çok çalışmanız lazım. "Güvenirlilik" burada sihirli kelime.  Oyuncuya yalan söy...

YETENEKLERİNİ NEREDE GÖSTERECEKLER ?

Bugün Avrupa Ligi de dahil neredeyse tüm takımların antrenörleri set hücumlarının en ince detayına kadar karışıyor ve oyuncuların yaratıcılıklarını kullanmalarına izin vermiyorlar. Ancak hızlı hücum sırasında o kadar farklı kombinasyonlar var ki , koçlar bir iki genel kural dışında oyunun bu bölümüne  (karışmıyor) karışamıyorlarlar . Zaten bu nedenle, “ eğer uygun pozisyon varsa  hızlı hücum edin, yoksa set oynayın” gibi göreceli ! bir cümle sarf ediyorlar.  Aslında işin en üzücü tarafı alt yapılarda, küçük oyunculara yönelik setler yerine genellikle A takım setleri oynanıyor ve koçlar bu setleri yaptırmak için oyuncuları kontrol altında tutuyorlar. Ve bu gençler yeteneklerini geliştirebilecekleri yaşlarda belirli  kalıpların içine girmeye mecbur kalıyorlar.  Biz kurslarda genç antrenörlere, Pick and Rol'den ve A takım setlerinden vaz geçmeleri gerektiğinden bahsetsek de onlar maç kazanmak için bu yolları tercih ediyor .  O ...