
Dün spor solonuna girmekte bayağı zorlandım, okullar arası basketbol maçları varmış! …
Başımdan geçen trajikomik olayı yazının sonunda okuyabilirsiniz ama..
Öncelikle “şu basketbolu, okullara taşıyalım” konusu ile ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum.
Uzun zamandır konuşulan ancak gerçekleşme ihtimali çok zor olan bir mevzu..
Spor Akademisi’nin ilk yıllarında sayın Turgay Renklikurt Spor Tarihi dersinde hiç aklımdan çıkmayan bir bilgi vermişti.
Bildiğiniz gibi geçmişe baktığımızda A.B.D, genelde Avrupa’da denenmiş ve başarılı olan sistemleri geliştirerek kendi ülkesine taşırken, sorun yaratanları almayı pek tercih etmemiş.
Avrupa okullarında yarışmaya dayalı olmayan beden eğitimi çalışmalarının yerine, gençleri hem eğitime hem de spora aynı anda motive etmek amacıyla bir sistem yaratmışlar.
Böylelikle bizim hayran olduğumuz okul ile eğitim birlikte sistemi ortaya çıkmış.
Diğer tarafta ise, okullarda sadece yarışmadan uzak guruplar halinde yapılan beden eğitimi dersleri varmış. ( bizde hala anlamsızca sürdürülen…)
Ancak bunun yanı sıra, özellikle İngiltere’de her semtte açılan futbol ve atletizim branşlarının öncülük yaptığı kulüpler oluşmuş.
Belirli yaşın üzerindeki gençlere hitap eden bu kulüpler, yaşları küçük olan çocuklarla pek ilgilenmemişler.
Ve erken yaştaki çocuklar junior takımları kurulana kadar sadece “ sokak oyunları “ile yetinmek zorunda kalmış.
A.B.D ise okul yaşını bitiren yetişkinler için profesyonel ligler düzenleme yoluna gitmiş.
Avrupa’da oyuncuların vergi vermeden çok büyük paralar kazanması ancak bu sporcuların "amatör" olarak anılması da böyle başlamış.
Ve bu çarpıklık çok uzun süre devam etmiş.
Örneğin; eskiden federasyon başkanımız bizim basketbolcuların TV reklamlarında oynamasına izin vermezdi.
Ancak kulüpler, bir genç takım oyuncusunu başka bir şehirden getirir ona bir apartman katı tutar, özel okul parasını verir ve cebine de bir memurun kazandığından çok daha fazla harçlık verirdi. ( Bugün Amerika’da böyle bir şey yapmak çok büyük bir suç olarak kabul ediliyor ve bu durumda okul ve sporcu büyük bedeller ödüyor )
Gördüğünüz gibi bu sorunu çözmek hiç de kolay değil.
İZDİHAM
Peki dün ne oldu?
Kitap okuduğum kafenin karşısındaki spor salonunun önüne 11-12 yaşlarından küçük kızlar geliyor ve başlarında öğretmenleriyle birlikte minibüse binip gidiyorlardı.
Açıkçası merak ettim, okul vakti bu hareketlilik nedir diye .. Kalktım oraya gittim ve kapıdaki arkadaşdan içeride basketbol okul maçları olduğunu öğrendim.
Girebilir miyim diye sordum, genelde bilet keserler de ..
Adamcağız hiç umursamadı, cevap bile vermedi..
Merdivenleri çıkarken duyduğum sesler ( çığlıklar ) beni heyecanlandırıdı, çünkü okul maçlarının en güzel tarafı okul arkadaşlarınızın derslerden izin almanın mutluluğu içinde yaptığı tezahürattır, hangi sporu yaparsanız yapın bu çok heyecan vericidir.
Salondan içeri girdiğimde inanmayacaksınız ama fotoğrafını özellikle çektim seyirci miktarı 0 , yazı ile yine sıfır.
Sahada on tane küçük kızımız ve iki tane salona gelmemden rahatsızlık duyup bana ürkek ürkek bakan hakem.
Maç ile ilgili bir şey söylemek istemiyorum videoyu izleyin siz karar verin.
Koskocaman bir salon bomboş ve çocuklara ve basketbola hiçbir katkı sağlamayan bir etkinlik.
Salondan çıkmama sebep olan konu ise çok ilginç.
Periyot bitince herhalde bir oyunculardan biri tuvalete gitmek istedi ve koşarak soyunma odasına gitti ancak onu gören diğer oyuncular çılgınlar gibi , hakemin çaresiz bakışları arasında tuvalete koştu.
Basketbolda hiçbir şey değişmeyecek mi ?



Yorumlar
Yorum Gönder