Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SORUN ŞUT MEKAĞİNDE DEĞİL ZİHİNİNDE

ŞUT İLE HARİKA BİR TAVSİYE   Oyuncuyken bunu düşünecek kadar akıllı değildim. Keşke aklıma gelseydi.  Bu fikri ancak oyunculara şut dersi vermeye başladıktan sonra geliştirdim.   Çalıştığım oyuncuların bir kısmı şut krizi yaşıyordu. Bunlar kötü şutörler değildi; lise ve üniversite seviyesinde, yıllardır şut atan, sağlam mekaniğe sahip oyunculardı. Ama yine de şutları girmiyordu.   Şunu fark ettim: Onlarla saatlerce teknik ve mekanik çalışabilirdim ama kaçırmalarının asıl sebebi teknik değil, zihinlerinde olanlardı.   Bunun üzerine “Yes Game (Evet Oyunu)” adını verdiğim bir yöntem geliştirdim. Şut krizi yaşayan oyuncular için kullandığım en etkili araçlardan biri oldu.   Önce “evet şutu”nun ne olduğunu tanımlamanız gerekiyor. Ve bu tam da anlattığım konuyla ilgili.   “Evet şutu”, topun girip girmemesiyle ilgili değil. Sonuçla hiçbir ilgisi yok.   Hepiniz yeterince şut attınız; elinizden çıktığı anda “İşte buydu!” dediğiniz o hissi bilirsiniz. Topun...

MOLA SONRASI SAYI İLE DÖNMEK

Kanada – Litvanya U17 Dünya Şampiyonası maçını izlerken, artık klasik sayılacak bir mola sonrası taktiği gördüm. Bir antrenör olarak bunu görünce fazla üzerinde durmadan geçebilirdim. Çünkü bu hamleyi birçok koç uzun zamandır kullanıyor. Ancak aklıma şu geldi: Basketbolu çok iyi bilen birçok yorumcu bile bu hamlenin arkasındaki düşünceyi fark edemeyebilir.  O nedenle özellikle genç antrenörler ve basketbol yorumcuları için bunun paylaşılmaya değer bir bilgi olduğunu düşündüm. Kanada, adam adama (MTM) savunmaya karşı üst üste üç hücumda sayı üretemedi. Bunun üzerine mola aldı.   Hepimizin tahmin edeceği gibi Kanada koçu bu molada oyuncularına MTM savunmasına karşı nasıl hücum edeceklerini anlattı; yeni bir düzenleme yaptı, belki bir set çizdi, belki de savunmada gördüğü zayıf noktaları hedef gösterdi. Peki şimdi Litvanya koçunun önünde hangi seçenekler vardı? Birinci seçenek oldukça klasikti. "Savunma gayet iyi, hücumda şunlara bunlara dikkat edelim. Fakat ikinci seçenek son yı...

INTANGIBLES ( BİR OYUNCUYU ÖZEL YAPAN GÖRÜNMEYEN ÖZELLİKLER)

Üst düzey oyuncu olmak için öncelikle yetenek, fiziksel ve atletik özellikler ,tabii ki de basketbol aklı gibi aşılması gereken kriterler vardır. Ancak yukarıda saydığım özelliklerden bazıları çalışarak geliştirebilirken bazıları için de pek fazla yapacak bir şey yoktur.  Ancak benim geliştirilebileceği konusunda şüphelerim olan bir özellik daha var. Oyuncu  KARAKTERİ. Antrenörlük yaşantımda basketbol seviyesi geride kalan ancak varlıkları sayesinde işimi kaybetmemi önleyen birkaç özel oyuncu ile karşılaştım. Ve bu oyuncuların varlıklarının ne kadar önemli olduğunu yaşayarak öğrendim.  Eğer bir oyuncunuzun içinde böyle bir özellik varsa ve basketbol seviyesi de diğer oyuncuların çok çok altında değilse, ounu bu özelliğini ortaya çıkarması için yardımcı olun. Ona diğerleri ile aynı muameleyi yapmayın çünkü bu kolay kolay bulunacak bir özellik değil. TAKIMA DEĞER KATAN OYUNCULAR  Bazı oyuncular vardır; fiziksel özelliklerinden, istatistiklerinden veya yeteneklerin...

ALTYAPI ALTYAPI ALTYAPI

Lütfen lig yöneticilerinizle ve altyapı antrenörlerinizle bir araya gelerek, yenilenmiş bir altyapı basketbol sistemine duyulan bu bariz ihtiyacı anlamalarına yardımcı olun.  Eğer fırsatınız varsa, kendi liginizi kurun. Yaklaşık 10 sene önce Youtube'da izlediğim bir videoda Stan Van Gundey tarafından yapılan aşağıdaki konuşma beni çok etkilemişti.   Konuşmada, Van Gundey ,bizim her zaman örnek aldığımız Amerikan Basketbolunun artık değiştiğinden bahsediyordu. Gundey bu kanıya 12 yaşındaki oğlunun takımını çalıştırırken varmış. Karşılaştığı takımlardaki koçların çocuklara basketbolu öğretmekten çok ( aynı bizde olduğu gibi ) sadece maçları kazanmaya çalıştığından  bahsediyor.  İşin ilginç tarafı, ( biraz da eski jenerasyon koçlarının etkisi ile  yetiştirilen ) Avrupalı oyuncuların tercih edilmesini buna bağlıyor.   Aşağıda Gundey’in yaptığı konuşmayı ve altyapıdaki oyuncuların neden basketbolu bıraktıklarına dair yapılan kısa bir anketi göreceksini...

İMZA HAREKETİ

Bir oyuncuya hayransınız. Peki hiç düşündünüz mü, onun imza hareketi nedir? Daha da önemlisi, o hareketi yapabilecek fiziksel özelliklere sahip misiniz?  Atletik kapasiteniz, koordinasyonunuz ve teknik beceriniz buna uygun mu?  Eğer uygunsa, neden onu öğrenmek ve geliştirmek için bekliyorsunuz? Bugün geçmişte üst seviyede basketbol oynamış birçok oyuncu bireysel koçluk yapıyor.  Oysa şu anda kırk yaşlarına gelmiş olan bu oyuncuların gençlik dönemlerinde bireysel koçluk diye bir kavram neredeyse yoktu.  Sevgili Yalçın abi (Granit), yazılarında sürekli eski basketbolcuların oyunculuğu bıraktıktan sonra kulüplerde bireysel gelişim koçluğu yapmaları gerektiğinden bahsederdi.  Ancak o yıllarda böyle bir kültürümüz ve alışkanlığımız yoktu. O günlere geri dönecek olursak, bir oyuncunun temel tekniğini geliştirmek için nasıl bir yol izlediğine bakalım. Eğer antrenörler geçmişte basketbol oynamışlarsa, oyuncularına genellikle kendi kullandıkları veya birlikte oynadıkları...

HERKES MOTION OFFENSE OYNUYOR

Bugün altyapı antrenörlerine "Nasıl hücum ediyorsunuz?" diye sorduğumda, aldığım en yaygın cevaplardan biri şu oluyor: "Motion Offense oynuyoruz." Peki gerçekten Motion Offense nedir? Öncelikle Türkçeye "Hareketli Hücum" olarak çevrilen bu kavramı yalnızca hareket etmekle açıklamak mümkün değil.   Sonuçta bir oyuncunun topla potaya gidip turnike atması da bir harekettir. İki oyuncunun oynadığı bir ikili oyun sonunda gelen basket de hareket içerir.  Ancak bunların hiçbiri tek başına Motion Offense anlamına gelmez. Bugün Avrupa basketbolunda yaygın olarak kullanılan "Euro Motion" sistemleri bile isminde motion kelimesi geçmesine rağmen klasik anlamda Motion Offense değildir.  Aynı şekilde NBA'in en başarılı hücumlarını da doğrudan hareketli hücum olarak tanımlamak doğru olmaz. Örneğin Gregg Popovich dönemindeki San Antonio Spurs veya Steve Kerr yönetimindeki Golden State Warriors hücumlarına baktığımızda başlangıçta belirli bir yapı ve organiza...