Ana içeriğe atla

İNSANLAR İSİMLERİNİ DUYMAYI SEVER



Antrenman ve maçlarda arkadaşlarına isimleri ile hitap etmenin ne kadar önemli olduğunu anlatan bu konuşmaya geçmeden önce aklıma gelen eğlenceli bir hikayeyi sizinle paylaşmak istedim.    


Eczacıbaşı’nda ilk sezonunu geçiren Larry Richards, takım arkadaşına maç içinde Koçun neden sürekli olarak “Larry Larry” diye seslenildiğini sorar. 

Gerçek kısa süre sonra ortaya çıkar: Aslında Batur Abi, Larry Larry değil, “Geri geri!” diye bağırıyordur.


KÜÇÜK DETAYLAR BÜYÜK FARKLAR YARATIR


Liderlik gurusu Dale Carnegie şöyle der: “Her dildeki en güzel ses, insanın kendi ismidir.” İnsanlar kendi isimlerini duymayı sever. 

Ve insanlar sizin için daha iyi oynar, sahada bilgi verirken dikkatlerini daha hızlı çekersiniz.


Altı ay önce, sadece insanların isimlerini kullandığım için bedava ya da indirimli aldığım şeyleri not etmeye başladım. 

Yıllarca bunun inanılmaz olduğunu düşündüm, sonunda “Tamam, bunu takip edeceğim” dedim. 

Restorana gittiğimde garsonun adını kullanmayı alışkanlık haline getirdim. Market kasasında ya da mağazada da insanların isimlerini mümkün olduğunca kullanıyorum. Neden? 

Çünkü insanlar kendi isimlerini duymayı sever. Bu onları özel hissettirir, insan gibi hissettirir.





Son birkaç yıldır bunu çok yapıyorum ve bazen sonunda şöyle diyorlar: “Bunu bizden say.” Ben de “Yok, ödemem lazım” diyorum. Onlar da “Boş ver, al götür” diyor. Ve bunun tek sebebi insanların isimlerini kullanmak.

 

Basketbolda da aynı şey geçerli. Sürekli “whoo whoo whoo!” diye bağırmak yerine oyuncuların ismini kullanmak çok önemli. 

İsim, birinin dikkatini hızlıca çekmenin en etkili yolu.

 

Ama önemli nokta şu: İsmi, vereceğiniz talimatın öncesinde kullanmalısınız. İşin en zor kısmı da bu.

 

Mesela siyah tişörtlü oyuncunun adı Özgür olsun. Diyelim ki Özgür çok iyi hücum ribaundu alan bir oyuncuyu savunuyor. Geri koşarken ona isimsiz şekilde şöyle desem:

 

“Hey, box out yapmayı unutma!”

 

Özgür’ün bunu duyduğunu ya da kendisine söylendiğini anladığını garanti edebilir miyim? Hayır.

 

Ama geri koşarken şöyle desem:

 

“Hey Özgür, onu box out etmeyi unutma!”

 

Bu kez kesin duyduğu şey ne olur? Kendi adı: Özgür.

 

İnsan kendi adını her zaman duyar. Üç oda ötede biri fısıldayarak dedikodu yaparken adınızı söylese hemen dönüp bakarsınız: “Ne oldu?” Çünkü isim dikkati anında toplar.

 

O yüzden sahada şöyle demek gerekir:

 

“Özgür, onu box out etmeyi unutma!”

 

Bunu yaptığınızda artık verdiğiniz bilginin oyuncuya ulaştığından çok daha emin olabilirsiniz.

 

Ama bu alışılmışın tersidir. 

Çünkü günlük hayatta genelde ismi sona koyarız:

“Bu hafta sonu ne yapıyorsun Ali?”

 

Çoğu kültürde insanlar adı sonda kullanıyor. 

Ama sahada bu işe yaramıyor. Bu yüzden kendinizi özellikle eğitmeniz gerekli.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...