Aşağıdaki konuşmayı dinlediğimde henüz altyapıda antrenörlüğe başlamamıştım, (Tabii son dört yıldan bahsediyorum) zaten konuşurken yüzünüze bakmayan bir A takım oyuncusu pek olmaz eğer böyle bir durumla karşılaşırsanız, o oyuncuyu uyarmak da ciddi sorunlara neden olabilir. ( Tamamen farklı bir konu )
Altyapıda ise, (çeşitli nedenlerle) ürkek ve utangaç oldukları için arkadaşlarının arkasına saklanan birçok oyuncu vardır, bu tarz çocuklar göz göze gelmekten kaçarlar.
Bu çocukları uyardığınızda ise, yine yüzünüze bakmadan “ama ben dinliyordum” derler.
Ancak ben göz temasının A takım yolundaki genç oyunculara öğretmenin şart olduğunu düşünüyorum.
Bir gün U18 antrenmanına başlarken yaptığım konuşma sırasında, yerlere sağa sola bakan bir oyuncuyu grubun ortasına çağırdım, diğer oyuncular izlerken, bana takımımızın savunma prensiplerini anlatmasını söyledim.
Ve o konuşmaya başladığında onunla hiç ilgilenmeyip arkamı döndüm, oyuncu sustu, ben iyine arkam dönük vaziyette “anlat anlat” ben seni dinliyorum dedim.
Daha sonra yüzümü ona dönüp “Kendini nasıl hissetin?” diye sordum, sen konuşurken seninle ilgilenmeyen biri karşındayken insan kendini hiç de iyi hissetmiyor değil mi? diye sordum.
Sanırım "bu küçük tiyatro" diğer oyuncuların hafızasında yer etmiştir.
Büyük ihtimalle o oyuncular hala utangaçlıklarına devam edeceklerdir ama koç konuşurken yüzüne bakmamanın ona kendini iyi hissettirmediğini hep hatırlayacaklardır.
Koçunuz sizinle konuşurken göz teması kurun.
Sadece göz teması kurarak bile koçunuzun sizi daha iyi çalıştırmasını sağlayabilirsiniz.
İster sevmediğiniz ve iyi bulmadığınız bir koç için oynayın, ister çok saygı duyduğunuz harika bir koç için oynayın, fark etmez.
Sadece göz teması kurarak bile koçunuzun size daha iyi koçluk yapmasını sağlayabilirsiniz.
Bu da iyi koçların mutlaka talep ettiği şeylerden biridir.
Yine Coach K’in Duke antrenmanlarından örnek vereyim. Takımın bir kuralı vardı.
Ne zaman toplu bir huddle (oyuncular bir araya ) olsa ve bir koç konuşsa, herkes koçun gözlerini görebileceği ve koçun da onların gözlerini görebileceği yerde durmak zorundaydı.
Sadece baş antrenör değil, yardımcı koçlar konuşurken de aynı kural geçerliydi.
Çoğu takım antrenmanında bunu görmezsiniz.
İnsanlar etrafa bakar, formasıyla oynar, top sektirir ya da arkada fısıldaşır.
Ama Coach K’in antrenmanında bunu göremezsiniz. Her oyuncu mutlaka göz teması kurabileceği yere geçerdi. Koç hareket ederse onlar da hareket ederdi.
Bir antrenmanda Sean Dockery ile Coach K arasında geçen kısa bir konuşmayı hatırlıyorum. Coach K onu kenara çekti ve yaklaşık 30-60 saniye konuştu.
Ne dediğini duyamıyordum ama dikkatimi çeken şey şuydu: Sean o 30-60 saniye boyunca göz temasını hiç bozmadı. “Evet koç… tamam… anladım…” diyerek tamamen odaklandı.
O an şunu düşündüm: Coach K büyük ihtimalle bu iletişimden çok memnun kalmıştır çünkü oyuncusunun gerçekten dinlediğini hissetmiştir.
Ve sezonun ilerleyen bölümünde kritik bir savunma görevi için bir oyuncuya güvenmesi gerekse, muhtemelen Sean gibi birine daha rahat güvenir. Çünkü göz teması güven oluşturur.
Koç açısından bakarsanız; siz konuşurken oyuncu yere bakıyorsa ya da yürüyüp gidiyorsa, bir süre sonra ona bir şey anlatmak istemezsiniz.
Çünkü söylediğiniz şeyleri gerçekten alıp almadığından emin olamazsınız.
Bu size zaman ve enerji kaybı gibi hissettirir. Ayrıca oyuncunun sizi önemsemediği hissini verir.
Sadece göz teması kurarak bile koçunuzun güvenini kazanabilirsiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder