Ana içeriğe atla

Oyunun Ruhunu Kaybediyor Muyuz?







Ben de birçok arkadaşım gibi futbolla büyüdüm. Mahalle maçlarında önce kalecilik yaptım, sonra sağ açık oynadım. 

Basketbolla tanıştıktan sonra ise bu spor hayatımın merkezine yerleşti. Oyunculuk, milli takım deneyimleri ve yıllar süren antrenörlük kariyerimin ardından bugün genç oyuncuların gelişimi üzerine çalışan bir basketbol insanı olarak oyuna farklı bir gözle bakıyorum.

Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir futbol kitabı bana önemli bir gerçeği hatırlattı: Sorun sadece futbolda değil. Basketbol dahil birçok takım sporu aynı hastalıktan muzdarip.

Artık saatsiz, hakemsiz ve sadece keyif almak için oynanan oyunlar neredeyse yok oldu. Kazanma baskısı; yaratıcılığın, cesaretin ve oyundan alınan mutluluğun önüne geçti.

Teknoloji gelişti. Kara tahtalar yerini ekranlara, çizimler videolara bıraktı. Ancak sahada gördüğümüz oyun çoğu zaman bu mükemmel planların gerisinde kalıyor. 

Çünkü oyunu hâlâ insanlar oynuyor. Oyunun akışını oyuncuların yeteneği, özgüveni, morali ve bazen de şans belirliyor.

Profesyonel spor giderek daha kontrollü, daha mekanik ve daha sonuç odaklı bir hale geliyor. 

Oysa oyun, doğası gereği özgürlük ister. Risk almayı, denemeyi ve hata yapmayı gerektirir.

Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:

Oyuncularımıza oyunu mu öğretiyoruz, yoksa sadece sistemleri mi ezberletiyoruz?

Çünkü tekrar edilen mekanik hareketler başarı getirebilir; ancak oyunun ruhunu, yaratıcılığını ve neşesini kaybettiğimizde, kazansak bile aslında bir şeyleri kaybetmiş oluruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...