Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HANGİ OYUNCULARIMIZ LETONYA SLOVENYA MAÇINDA OYNAYAMAZDI

Çok farklı bir maç oldu hiç bizim ligimizde seyrettiklerimize pek benzemiyor. Yorumcular sürekli olarak pozitif konuştu ve basketbolun güzelliğinden bahsetti. Hakemler genelde konu dışıydı. İlk topu atan oyuncuya ses çıkarılmadı, hatta dört numaralı oyuncu hiç pas vermeden el üzeri atış yapınca en küçük tenkit bile gelmedi. Önce, bir iki oyuncu durunca takım duruyor şeklinde bir yorum yapıldı ama daha sonra bunlar gibi takımlara önlem almak zor ,sayının nereden geleceği belli olmuyor şeklinde düzeltildi. Çok skor oldu, “savunmalar kötüydü” veya “devrede elli sayı oldu, bu NBA basketboluna benzedi” diyerek kimse maçı küçümsemedi. Bu takımlarda Furkan Korkmaz ve Tolga Geçim ya da Cedi Osman olsaydı kimse yadırgamazdı. ( Tesadüf bu ya Banvit takımının koçu da Slovenyalı ) Peki kimleri yadırgardık?   Daha doğrusu, takımızdaki hangi tip oyuncular böyle basketbol oynayamazdı? Objektif düşünelim . Sorunun cevabı Türk milli takımın geleceğini yakından ilgilendiriy...

CEDİ, FURKAN, MELİH, DİĞERLERİ VE UFUK SARICA

Eskiden alt yapıda bir üst kategoride oynayan oyuncu geri dönüş yapamazdı .  Bu nedenle son iki sezon genç takımda oynayamadım . Sanırım 17 yaşındaydım ve   Galatasaray A takım kadrosuna girdim.   O yıllarda Amerikalı bir koçumuz vardı .  Hiç unutmam beş bin kişinin doldurduğu Spor ve Sergi Sarayı’nda   bir derbi maçında beni oyuna sokmuştu, kaldığım süre   içinde iyi oynamama rağmen, ön sıralarda oturan   abilerden gelen homurtuları duyabiliyordum, kısa süre sonra koç beni oyundan çıkarmak zorunda kaldı. Yaşadığım tecrübelere göre ,ön yargılardan sıyrılmanın iki yolu var ya farklı bir kültürden geleceksin ya da şartlar seni farklı düşünmeye itecek. KOÇLAR MİLLİ TAKIM NBA oyuncularının karşısında bize heyecanlı anlar yaşatan bu gençler de kim ? Altyapıda bu oyunculara emek veren koçları bir kenara koyacak olursak.. Avrupalı ve Amerikalı yıldızların arasında topu alınca uçtan uca korkusuzca potaya giden Cedi'ye "ya...

EKOL OLMANIN ZORLUĞU

NBA oyuncularımız gelemedi , Sinan ve Semih haricinde tecrübeli oyuncumuz yok sayılır , altı yabancılı sistem nedeniyle diğer oyuncularımız maç oynama alışkanlıklarını kaybediyorlar, , takımımızın en önemli kozu devşirme oyuncumuz sakatlığı nedeni ile kadroda yok. Ve biz, dün akşam tecrübeli Rus takımı karşısında herkesin takdirini kazanan bir mücadele verdik. Peki bu nasıl oldu? Kimlere karşı, kimlerle oynadık ? Nasıl maçın büyük kısmını domine ettik ? gibi sorular yerine, “Mücadele güzel ama sonunda daha sakin kalmalıyız , pota altından kaçırmamalıyız ,hakem şöyle, Melih pozisyon bulmalı, Semih faul yapmamalı, topu paylaşmadık” gibi   tenkitler yapıyoruz. Umarım olmaz ama aynı mücadeleci oyun ile alacağımız muhtemel bir mağlubiyet sonrası ,eminim oyun şeklimiz de sorgulanmaya başlayacak ve böylece ekol olma, dünya basketbolunu yakalama ,yıldız oyuncular çıkarmak için son derece uygun olan bu oyun düzeni de unutulacak gidecek . Sonrası mı? Büyük iht...

GUARDLARIN İŞİ ZOR

Oyun kurucuları değerlendirmeden önce bu yazıyı okumanızda yarar var. Yarın, uzun zamandır tanıtımını yaptığım oyun kurucu kampımız başlıyor. Bir süre bloğumda yeni yazı paylaşamayabilirim. O nedenle eski yazılarımı sakladığım dosyanın içinden oyun kurucular ile ilgili bir yazı seçtim. Üzerinde tarih ve nerede yayınlandığını belirten bir bilgi olmadığı için, yazının içinde geçen kahramanların isimlerinden zamanı tespit etmeye çalışmak gerekli.   Yıllar geçse de oyun kurucuların yaptığı işler hep aynı kalıyor ancak değişen kurallara ve oyun şekline göre uygulamalar değişiyor. OYUN KURUCULAR Oyuncu pozisyonlarının önemi her zaman tartışılmıştır ve tartışılmaya devam edecektir. Koçlara kazanan bir takımın hangi pozisyonu daha güçlü olmalıdır diye sorsalar, birçok farklı cevap gelebilir. Ancak ben guard diyenlerdenim. Orta sahayı belirli bir sürede geçme zorunluluğu geri pas verememek ve Avrupa’da yeni başlayan 24 saniye kuralı bu pozisyonu dah...

YILLAR SONRA BİR MİNİK MAÇINDA

Bugün uzun zamandır sosyal medyada resimlerini gördüğüm minikleri canlı seyretmeye karar verdim ve evimize oldukça uzakta kalan bir salona gittim. Ancak ilk maç, koçun lisansı yetersiz olduğu için iptal olmuş.. Ben de diğer maçı beklemek için tribünde yerimi aldım. Arkama 2004 doğumlu çocuklar oturdu . Takımlarının ismi Türkçe değil, İngilizce bir sözcük . Maç başladıktan sonra çocuklar hep birlikte “Defence Defence” diye bağırarak tempo tutmaya başladı . Bir süre sonra arkamdaki çocuklardan bir tanesine sordum  “ bu takımların Zone savunma yapması yasak mı?"   Çocuk yüzüme anlamsız anlamsız baktı, ardından bilmiyorum dedi. Ben de, peki siz   de durum ne, sizde yasak mı diye sordum. Yine cevap yok, ardından sorun anlaşıldı İngilizce olan "Zone" kelimesinin anlamını bilmiyorlarmış . Onlara alan savunması diye öğretmişler. İngilizce takım ismi, ingilizce tezahürat ancak zone savunma nedir, bilmeyen oyuncular.... ilginç! ...