Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

RAKİBE ÖZEL OLARAK HAZIRLANMADAN ŞAMPİYON OLMAK

  Michael Jordan’ın yardımcı koçlarından John Bach Ankara’ya seminere geldiğinde tercümanlığını yapmıştım.  Seminerde bir antrenör arkadaş, “rakibe karşı nasıl hazırlanıyorsunuz diye sormuştu.” John Bach gülümseyerek; “biz rakibe göre hazırlanmayız büyük ihtimalle onlar bize hazırlanır” demişti.    Bu, tam da Triangle hücumu uygulayan Phil Jackson’un yardımcısının söylemesi gereken bir sözdü. Çünkü maçtan önce hücum edecek olan oyuncuların bile hangi kararı önceden vereceklerini bilmedikleri bir hücuma karşı, ne hazırlarsanız hazırlayın bir işe yaramazdı.   Setin nereden başlayacağı, başladıktan sonra ilk hareketin nereye doğru olacağı, eğer perde konulduysa oyuncunun onun ne tarafa doğru kullanılacağını bilmiyorsanız nasıl hazırlanabilirsiniz ki?  İşte Princeton Offence de aynı tarzda bir set .  Yakında kitabı geliyor.

ÖNCE ÖĞRET, SONRA YARIŞTIR / KENDİNE SOR: NEDEN?/ OYUNCU NE GÖRDÜ?/ KONUŞMUYORLAR ÇÜNKÜ.../ HER ŞEYİ BİLMEK ZORUNDA DEĞİLSİN

ÖNCE ÖĞRET, SONRA YARIŞTIR Bir şeyi öğretmeden önce çalıştırmak, çalıştırmadan önce yarıştırmak... Altyapıda sık yaptığımız hatalardan biri bu. Bence sıra basit: Önce öğretilir. Sonra çalıştırılır. Daha sonra yarışma içinde denenir. Şut örneğin. Önce yakın mesafeden doğru tekniği öğrenirsin. Sonra tekrar tekrar çalışırsın. Sonra süre koyarsın. “Bir dakikada kaç tane?” “Kaçta kaç?” İstatistik tutarsın. Ve en sonunda bunu maçın içinde kullanmasını beklersin. Çünkü yarışma, öğretimin başlangıcı değil,  sonucunu görme yeridir. KENDİNE SOR: NEDEN? Antrenör olarak kendimize daha fazla sormamız gereken bir soru var: “Bunu neden çalışıyoruz?” Bir drill yaptırıyoruz. Neden? Bir şut çalışması hazırlıyoruz. Neden? Bir set öğretiyoruz. Neden? Eğer cevabımız “Çünkü hep böyle yaptık” ise biraz durup düşünmek gerekiyor. Antrenmanda zaman en değerli şey. Bu nedenle her çalışmanın oyuncuya yakın zamanda bir faydası olmalı. Less is more. Çok şey çalıştırmak değil, doğru şeyi çalıştırmak önemli. Baze...

TEMEL TEKNİK TOPU ÖNÜNE AT

Hızlı hücum sırasında genelde ileri koşan forvetlere pas atan guardlara,  “Adamın olduğu yere değil, önüne doğru at.” deriz. Aslında bu, çok sık dile getirilmeyen ama hızlı hücum paslarının en önemli özelliklerinden biridir. Hatta ben hızlı koşmak istemeyen oyuncuların önüne pas attırarak onları koşmaya mecbur bırakırdım.  PICK AND ROLL  Pick and roll’ün yaygınlaşmasıyla birlikte  close-out , savunma açısından önemli bir teknik haline geldi. Basketbolda her zaman olduğu gibi, yeni bir hücum şekline karşı savunmalar da geliştirildi.  Örneğin hücum oyuncusunu belirli bir yöne yönlendirmek, “kekeleme adımı” gibi çeşitli close-out savunma teknikleri kullanılmaya başlandı. Yine basketbolda her zaman olduğu gibi, savunmaya karşı yeni hücum çözümleri de ortaya çıktı. Bunlardan biri de topu aldıktan sonra zaman kaybetmeden, stop sonrası ilk adımla doğrudan hücum etmek. Ben Gelişim Koleji’nde çalışırken bununla ilgili bir çalışma yaptırıyordum.  Ancak o zaman o...

EĞİTİM ÜZERİNE VE BASKETBOL ( BAGER AKBAY )

  Geçtiğimiz sezon takım çalıştırmadığım için TV’de ve YouTube’da maç seyretmek, bir basketbol kitabı yazmak, sosyal medyada basketbol eğitimi üzerine içerikler üretmek, eğitim ve tarih gibi farklı konularda kitaplar okumak, yüzmek, günlük yürüyüşler yapmak ve bu yürüyüşlerde podcastler dinlemekle geçti. Kısacası son senemin özeti böyle. Daha önce dinlediğim bir podcastten aldığım notları yeniden görünce de aklıma bu yazıyı yazmak geldi. BEGER AKBAY VE EĞİTİM ÜZERİNE    Bager Akbay’ın eğitim üzerine söylediklerini dinlerken, basketbol altyapısında yıllardır anlatmaya çalıştığım bazı şeylerin başka bir alanda da karşıma çıktığını düşündüm. “Olmak o kadar önemli değil, hemen bitiveriyor. Önemli olan, olana kadar yaşadıkların.” Bence eğitim biraz da bu. Biz çocuğun bir an önce öğrenmesini, bir an önce doğruyu yapmasını istiyoruz. Bir çeşit eğitim hapı arıyoruz. Oysa öğrenmek bazen böyle olmuyor. Anlatıyorsunuz, çocuk anlamıyor. Bir daha anlatıyorsunuz, yine olmuyor. Sonra bi...

YAPAY ZEKA İLE SOHBET ,BGL'DEN SONRA NEREYE ?

Tofaş BGL takımından gelen beş oyuncu bu sene A takım kadrosunda.  José Saramago'nun  Mızraklar, Tüfekler  romanında, eski bir muhasebeci yeni bir organizasyondan iş istemeye gider.  Genç bir arkadaşı ona önemli bir tavsiyede bulunur: Müdürle konuşurken sakın “Eskiden böyleydi” diye anlatma.  Eskiyle yeniyi karşılaştır, ama asıl olarak  ikisini nasıl bütünleştirebileceğinden  söz et. Bunun çok daha etkili olacağını söyler. Bu söz nedense aklımda kaldı. Çünkü bugün geçmişte yaşadığım bir olayı anlatırken amacım eski günleri özlemek değil. Tam tersine,  o günlerden öğrendiklerimi bugünün basketboluna ve yeni nesil oyunculara ne ölçüde aktarabileceğimizi  düşünmek. Spor Sergi Sarayı henüz 17 yaşındayım Amerikalı antrenör Fenerbahçe maçında beni oyuna sokmuştu ve ertesi sabah bir gazetenin spor sayfasında bu fotoğrafı gördüm. Soldan sağa, Cihangir Sonat, yüzü dönük 6 no bendeniz, arkası dönük 6 no rahmetli Halil hoca ve Willie Williams. BUNUN SAH...

ANTRENÖRLER ADİL OLUN EŞİT OLAMAZSINIZ

Bugün basketbol altyapısında çalışan çoğu antrenörün en önemli sorunu veliler.  Eskiden çocuklarını antrenörlere teslim eden anne ve babalar, eğer çocukları yetenekliyse bir şekilde kendilerini gösterebileceklerine inanır ve çocuklarını gönül rahatlığıyla antrenmanlara gönderirlerdi. Günümüzde ise çok şey değişti. Artık veliler, meslekleri ne olursa olsun, çocuklarının basketbol eğitimini yakından takip ediyorlar. Koçları yüzlerine karşı olmasa bile tenkit ediyor, diğer velilerle çocuklarını kıyaslıyor ve zaman zaman birbirleriyle tartışıyorlar. Koçların işinin ne kadar zor olduğunu çok iyi biliyorum. Ancak herkesin biraz da olsa koçluk yapmaya çalışmasının bu zorluğu daha da artırdığını söyleyebilirim. Gelen şikâyetlerin önemli bir bölümü aynı: “Koç oyuncularına eşit davranmıyor.” “Koç o çocuğu daha çok oynatıyor, benim çocuğumu daha az oynatıyor.” “Benim oğlumu hemen oyundan alıyor.” “Benim kızımı sürekli kenarda tutuyor.” Bunlara bir de sürekli yapılan kıyaslamalar ekleniyor. “B...

TOP ÇALMAK İÇİN GEÇİLMEK

Maçın son dört dakikası. Rakip on sayı önde ve hücuma geliyor. İkili sıkıştırma yapmak çok riskli çünkü rakip bunu kolayca cezalandırabilir. Oyun kurucuları ise vakit geçirmek istiyor. Garanti bir pas bulmadan topu elinden çıkarmıyor, karşınızda dripling yapıyor. Orta sahada karşı karşıyasınız. Biliyorsunuz ki tuttuğunuz oyuncu sizi geçse bile topu çembere atmayacak ve büyük bir ihtimalle hücum setine başlayacak. Bu durumda, dengenizi bozmadan küçük bir hamle yapıyor ve rakibin sizi geçmesini sağlıyorsunuz. Ardından hemen toparlanıp oyuncunun arkasından geliyor ve topa vuruyorsunuz. Top takım arkadaşınızın eline geçiyor. Onun verdiği pasla kolay bir basket atıyorsunuz. Bazen savunmada topu kazanmanın yolu, rakibi geçmeye zorlamak değil,  geçtiğini düşündürmektir.

UTANMAYIN BAĞIRIN

Hangi seminere giderseniz gidin, savunma bölümünde oyuncuların birbirleriyle iletişiminden, yani birbirleriyle konuşmalarının öneminden muhakkak bahsedilir. Gerçekten ilk bakışta önemsiz gibi gözüken bu konunun ne kadar hayati olduğunu, arkadan gelen bir perde sonunda adamınızın kolay bir basket atmasıyla anlarsınız. UTANMAK  Ancak bu konu o kadar ilginç ki siz ne kadar bağırsanız, çağırsanız da bazı oyuncuları konuşturmak neredeyse imkânsız. Amerikalı oyuncularla kıyaslamaya kalkarsanız, Türk oyuncuların yüzde 90'ının konuşmakta zorlandığını söyleyebiliriz. Aynı sorunu yaşayan bir Amerikalı koç, “ Sesiz kalan oyuncuları kız arkadaşına çıkma teklifi yapan gençlere benzetiyor.  Çocukların yüksek sesle konuşup dikkat çekmemeye çalışması, birbirlerinin arkasına saklanması gibi eğilimler savunmada takıma zarar vereceği için, bu konuda oyuncularını geliştirmek amacıyla bir drill bulmuşlar. Drill, iki oyuncunun tam sahada baskı yaparak oynadığı birebir oyunla başlıyor. Savunma oyunc...

PAS MI DRİPLİNG Mİ?

Bugün basketbola yeni başlayan çocukları çalıştıran genç bir koç ile sohbet ettik. Bana çalışmalara önce dripling, daha sonra turnike atışı ile başladığından bahsetti. Ben ona, dripling yerine pas ile başlamasının daha iyi olacağını söyledim. Pas ile çalışmalara başlamanın, takım olmak için atılacak ilk adım olduğunu düşünüyorum. Ancak pas, dripling gibi değil. Çalışmak için sadece bir top yeterli olmuyor; mutlaka bir arkadaşa ihtiyaç var. Pas vermek ne kadar önemliyse pası tutmaya çalışmak da o kadar önemli. Ve bunun için özel bilgiler vermek gerekli.   Genelde pas denilince hemen aklımıza iki el ile göğüs pası, baş üstü pas, yere çarptırılarak pas veya tek el paslar geliyor. Ancak pas öğretiminde üç temel aşama olduğu pek aklımıza gelmiyor. Pas öğretiminde önce iki oyuncunun da sabit olduğu paslaşmalar, sonra bir oyuncunun sabit, diğer oyuncunun hareketli olduğu paslar ve ardından en zor olanı, iki oyuncunun da hareketli olduğu paslar geliyor. Genelde “Haydi, paslaşarak karşıya g...

DİRİL VİDEOLARI - SERT SAVUNMALARA KARŞI HAZIRLANMA

  Basketbol hem hızlandı hem de sertleşti, bu nedenle eski diriller yetersiz kalıyor.  Eskiden faul dediğimiz temas artık legal kabul edildiği için oyunculara maç içinde yaşayacakları pozisyonları bu çalışmalar ile antrenmanlarda yaşatmak çok zor. Bu nedenle ciddi araştırmalar yapmanız gerek.    Eğer biraz deneme yanılma yoluyla öğretme lüksünüz varsa o zaman yaratıcılığınız ortaya koyarak yeni diriller üretebilirsiniz.   Geçtiğimiz dört sene süresince ben bu lüksü yakaladım ve internetin de yardımı ile bu konuda ciddi tecrübeler edindim.    Sizlerle, savunmada sertliğe karşı hücum ederken yardımcı olabilecek daha önce uyguladığım bazı dirilleri paylaşmak istiyorum.    İşleyişi ,detayları ve uygulama sırasında nelere dikkat edilmesi gerektiğini beni şahsen arayarak sorabilirsiniz.    Bu konuda yardımcı olmaktan memnun olurum.  

BASKETBOL TARİHİ ( KEVİN G. ANSİKLOPEDİSİ )

  İlk  dönemlerde boyu 1.90’a ulaşan ABD’li sayısı bile bir elin parmaklarını ancak geçebilirken , 2 metre ve üzerindeki basketbolcular hem bulunmaz nimet muamelesi gördüler hem de haksız rekabetin timsali kabul edildiler-  nitekim Frank Lubin gibi devler, uluslararası resmi turnuvalarda bireysel ödül klasmanına bu sebepten ötürü dahil edilmediler.   Basketbolun bu emekleme devrinde potaya en yüksek yüzdeyle hücum etmenin anahtarı haliyle potaya en yakın yerlerde oynamaktan geçiyordu ve boy olarak değilse bile cüsse ve yetenek bakımından fark yaratabilen Henry Dehnert ( Dutch ) gibi öncü isimler, takımın merkezine ; gerek önem gerekse de mevki açısından “ center” ya da “ pivot “ diye tabir ettiğimiz rolün kapsamına alındılar.     Sonraları hakiki devler bu spora akın ettiler; üniversite liglerinde ve profesyonel düzeyde  George Mikkan, Bob Kurland, Don Otten gibi boyu 2 metreyi aşan ve buna karşın vücudunda senkron  ve koordinasyon sorunu yaşamaya...

2011 KIBRIS SEMİNERİ

İnsanların ruhlarını canlandırmayacak küçük planlar yapma. Maçın bazı anlarında ortaya çıkan istek, hırs ve arzuyu tüm maça, tüm maçlara hatta tüm seneye yaymaya çalışın. Büyük organizasyonlar sınırlı sayıda, o nedenle siz görev aldığınız küçük organizasyonları büyütün. Bulunduğunuz yerde fark yaratın. Basketbol beş kişi ile oynandığı, sahanın ölçüleri de aynı olduğu sürece, tüm seminerlerde birbirine benzeyen cümleler duyarsınız.  Ancak üç gün süren bir seminerin en son cümlesi veya en son kelimesi sizi bambaşka yerlere taşıyabilir. Neyi arıyorsunuz: Kazanmanın formülünü mü yoksa oyuncu yetiştirmenin kolay yolu mu? Yoksa her ikisini de mi? Bakın kazanmak için benim geç gelen keşfim ne? Enerji ile kazanmak. İki pota arasında daha çok ve daha hızlı koşan kazanır. Savunma da adamını en çabuk bulan kazanır. En agresif olan kazanır. En kalabalık rotasyona sahip olan kazanır. Kondisyonu en iyi olan kazanır. Kazanmak için hata yapanı yorulan oyuncuya tercih ederim. Standartlara uyarak bi...

SAVUNMADA KAYMAK

Savunmada kaymanın nasıl yapılacağını, vücudun ve bacakların nasıl olması gerektiğini oyunculara öğrettikten sonra, onları karşınıza alıp elinizle ileri, geri ve yana doğru işaretler yaparak çalıştırmak, savunma öğretiminin ilk basamaklarından biri. Çeşitli isimleri olmasına rağmen bu drill eskiden “Ayna”  olarak bilinirdi. Bu çalışmada koçun karşısında bulunan oyuncular, onun işaret ettiği yöne anında kayarak cevap verirler. Buradaki temel amaç, koçun hareketine mümkün olduğunca çabuk reaksiyon vermek.  Dolayısıyla bu drill, savunmada yana kaymanın öğrenilmesinin başlangıç noktası olarak kabul edilebilir. Ancak burada henüz  “kazanmak” veya “mücadele etmek”  bölümü devreye girmiyor. Sadece harekete çabuk reaksiyon veren ve hareketi mekanik olarak daha doğru yapan oyuncular öne çıkıyor. Asıl mücadele ise dripling yapan bir oyuncunun karşısında, aynı savunma hareketlerini kullanarak onun sizi geçmesini engellemeye başladığınızda ortaya çıkar. Koçun karşısında bu harek...