Bireysel antrenörlük son yıllarda basketbolun önemli bir parçası haline geldi. Özellikle oyuncuların teknik gelişimine yönelik çalışmaların artması, bu işi yapan antrenörlerin de daha fazla görünür olmasını sağladı.
Ama bireysel antrenörlüğün dışarıdan göründüğünden çok daha zor bir iş olduğunu düşünüyorum.
Çünkü yıldız seviyesine ulaşmış bir oyuncuyla çalışmakla henüz profesyonel olmamış bir altyapı oyuncusuyla çalışmak aynı şey değil.
Belirli bir seviyeye gelmiş, temel teknik portföyü oturmuş bir oyuncu size geldiğinde durum daha farklı.
Oyuncu ne istediğini biliyor, sizin ona öğreteceğiniz yeni bir hareketi veya beceriyi maçta denemeye hazır oluyor. Sizin işiniz de bir anlamda daha kolaylaşıyor.
Hakeem Olajuwon'un kendi salonunda Kobe Bryant dahil birçok ünlü oyuncuyla bireysel çalışmalar yaptığını biliyoruz. Her şeye sahip olmuş bir oyuncu için, yıllar sonra yetiştirdiği bir oyuncunun maçta öğrendiği bir hareketi yaptığını görmek belki de başlı başına büyük bir mutluluktur.
AMA ALTYAPIDA DURUM ÇOK FARKLI
Henüz profesyonel olmamış bir oyuncuyla çalışıyorsanız, oyuncunun takım içindeki durumu sizin yapacağınız çalışmayı doğrudan etkiler.
Sürekli oynayan bir oyuncuyla, çok az süre alan bir oyuncuya aynı gözle bakamazsınız.
Özellikle az oynayan bir oyuncuyla çalışıyorsanız ilk sormanız gereken soru “Neden?” olmalı.
Çünkü oyuncunun bire birde çok iyi olması, bire sıfır durumda yaptığı hareketler veya antrenmandaki becerileri sizi yanıltabilir.
Basketbol bir takım oyunu. Bir oyuncunun becerilerini tek başına göstermesiyle, takımın içinde o becerileri doğru zamanda kullanabilmesi birbirinden çok farklı şeyler.
Bir başka önemli konu da antrenörün o oyuncuya verdiği rol.
Oyuncunun kendisini nasıl gördüğü ile takım antrenörünün onu nasıl gördüğü birbirinden farklı olabilir.
Oyuncu kendisini skor üreten bir oyuncu olarak görebilir, antrenörü ise ondan savunma yapmasını, top paylaşmasını veya başka bir oyuncuya alan açmasını isteyebilir.
Bireysel antrenör burada çok dikkatli olmalı.
Oyuncuya sürekli ne kadar yetenekli olduğunu söylemek, özellikle de takımındaki durumunu yeterince bilmeden değerlendirme yapmak, bazen yarardan çok zarar verebilir.
Çünkü söyledikleriniz oyuncunun geleceğini etkileyebilir.
Yanlış bir değerlendirme oyuncunun boşuna hayallere kapılmasına, takım antrenörüne karşı tavır geliştirmesine veya bir süre sonra basketboldan soğumasına bile neden olabilir.
Daha da önemlisi, ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğiniz de önemli.
Bireysel antrenörlük bu nedenle dışarıdan göründüğünden çok daha zor bir iş.
Hatta takım antrenörlüğü yapmadan sadece bireysel antrenörlük yapmak, bazı konularda ciddi eksiklikler yaratabilir. Profesyonel basketbolcu olmuş olmanız da tek başına bir oyuncunun neden oynadığını veya neden oynamadığını anlamanız için yeterli değil.
Oyuncunun gelişimine katkı sağlayabilirsiniz. Ancak oyuncunun takım içindeki rolünü, antrenörünün beklentilerini, takımın ihtiyaçlarını ve oyuncunun bunlara ne kadar cevap verdiğini bilmeden yaptığınız değerlendirme eksik kalabilir.
Bireysel antrenörlük gerçekten zor.
Çünkü çoğu zaman insanlar yaptığınız işin gerçek karşılığını size ödemiyorlar.
Bu işi gerçekten sevmiyorsanız yapmak da kolay değil. Verdiğiniz emeğin karşılığını oyuncunun alması, herhalde bu işin en büyük mutluluğu.
Ama işin ilginç tarafı şu:
Oyuncu başarılı olduğunda katkınızın ne kadar olduğu tartışılıyor.
Başarılı olmadığında ise “Neden olmadı?” sorusu size daha kolay yöneltiliyor.
Bir oyuncunuz profesyonel olduysa, “Bireysel antrenörünün katkısı var” deniliyor. Ancak ardından peki onlarca oyuncusu neden üst liglerde oynayamıyor?
İşte burada iş zorlaşıyor.
Bir kulüpte bireysel antrenör olarak çalışıyorsanız ve çalıştığınız oyuncuların gelişimine katkıda bulunuyorsanız, aslında çok önemli bir iş yapıyorsunuz.
Aralarından profesyonel olan oyuncuların sizi yıllar sonra arayıp teşekkür etmesi, yaptığınız işin karşılığı olabilir.
Ama bunun ne kadarının gerçekleştiğini de hepimiz biliyoruz.
Belki de bu işin doğasında biraz böyle bir vefasızlık var.
Gelin şu işi biraz daha yakından düşünelim.
Basketbol oynamak için size gelen çocuk hiçbir şey bilmiyorsa ve basketbola sizin denetiminizde başladıysa, ileride iyi bir oyuncu olmasının nedenlerini daha sağlıklı değerlendirebilirsiniz.
Ailesi, çevresi, okul hayatı, arkadaşları, fiziksel gelişimi, çalışma alışkanlıkları, karakteri, karşılaştığı antrenörler ve tabii ki kendi isteği...
Bunların hepsi gelişimin bir parçası.
Bu nedenle bir oyuncunun başarısını yalnızca kendi yaptığınız bireysel çalışmaya bağlamak ne kadar doğruysa, başarısızlığını da yalnızca başka nedenlere bağlamak o kadar yanlış.
Bireysel antrenörün en önemli görevi belki de oyuncuya ne kadar çok hareket öğrettiği değil, oyuncunun basketbolunu ne kadar doğru okuyabildiği.
Çünkü iyi bireysel antrenör sadece oyuncunun elindeki topa bakmaz.
Oyuncunun takım içindeki yerine, aldığı role, neden oynayıp neden oynamadığına ve öğrendiklerini maçta kullanıp kullanamadığına da bakar.
Sonuçta amaç bireysel olarak çok iyi görünen bir oyuncu yaratmak değil.
Takımın içinde gerçekten iyi oynayabilen bir oyuncu yetiştirmek.
Yorumlar
Yorum Gönder