Yıllardır hızlı hücum ve geçiş hücumu üzerine birçok seminer verdim.
Önce altyapıda uygulanabilecek hızlı hücum prensiplerini, ardından da bugün basketbolun en popüler kavramlarından biri haline gelen geçiş hücumunu uygulamalı olarak anlattım.
Son yıllarda ise önemli bir şey fark ettim.
Yaklaşık on beş yıl boyunca altyapı ve Süper Lig takımlarında sezon içinde yaptırdığım hızlı hücum çalışmalarının, seminerlerde gösterdiğim klasik hızlı hücum ve geçiş hücumu drilllerinden çok daha öğretici olduğunu gördüm.
Altyapıda yapılan bu drilller, oyunculara hızlı hücum prensiplerini öğretmek amacıyla hazırlanıyor. İçlerinde maçta yaşanabilecek birçok senaryo var. Ancak basketbolun doğası gereği, maç içinde ortaya çıkan sonsuz sayıda durumu bu çalışmaların içine sığdırmak mümkün değil.
Üstelik bu drilller oyunun öncesini ve sonrasını da kapsamıyor.
Oysa basketbolda hiçbir hücum boşluktan başlamıyor.
Her hücumun bir öncesi, her savunmanın bir sonrası var.
Ben oyuncunun alışkanlıklarının da tam bu geçişlerde oluştuğunu düşünüyorum. Bu nedenle konuya biraz farklı bakmak gerekiyor.
Aslında yıllardır "geçiş hücumu" diyoruz ama çoğu zaman geçişten önceki savunmayı ve geçişten sonraki hücumu çalışıyoruz. Oyunun en önemli bölümü olan geçiş anını ise yeterince önemsemiyoruz.
Oysa basketbolun ritmini belirleyen tam da o birkaç saniye.
Takımın verdiği ilk reaksiyon...
Toplu oyuncunun reaksiyonu...
Topsuz oyuncuların reaksiyonu...
İşte oyunun kaderini çoğu zaman bunlar belirliyor.
Örneğin basketten sonra verilecek reaksiyonlar...
Topu pota altından mümkün olduğu kadar çabuk çıkarmak...
Topu çabuk almak...
İleriye çabuk koşmak...
Topu ileriye mümkün olduğu kadar hızlı taşımak...
Ancak basketlerden sonra rakibi tamamen eksik yakalamak kolay değil.
Çoğu zaman karşınızda yine beş savunmacı olur .
Fakat hızlı davranabildiyseniz, o beş oyuncu henüz tam olarak organize olamaz.
Bence geçiş hücumunun en değerli anı tam da bu.
Bu nedenle antrenmanlarımda çalışmayı farklı bir noktadan başlatıyorum.
Tüm oyuncuların serbest atış çizgisinin altında olduğu ve ribaunda girdiği bir serbest atış senaryosu oluşturuyorum.
Atış kaçarsa savunma ribaunduyla oyun başlıyor.
Atış girerse bazen topu pota altından çıkararak, bazen de basket olmasına rağmen topu çıkarmadan hemen oyunu başlatıyorum.
Amacım oyuncuların ezberlenmiş hızlı hücum düzenlerini değil, oyunun en kritik birkaç saniyesine doğru reaksiyon vermelerini sağlamak.
Bu çalışmayı 3'e 3 veya 4'e 4 olarak rahatlıkla oynayabilirsiniz.
Oyuncu sayısı azaldıkça herkes daha fazla karar vermek, daha fazla koşmak ve daha fazla sorumluluk almak zorunda kalıyor. Bence bu da öğrenmeyi hızlandırıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder