Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ZOOM HÜCUMUNDAN ÖRNEKLER

 

MAĞLUBİYET SONRASI TOPLANTI ( A TAKIM GERÇEKLERİ )

Daha önce konuştuğumuz gibi teknik olarak savunmada çok ciddi bir sorunumuz var. Ancak eksikliklerimizi kapatmak için verdiğiniz çaba çok yetersiz kalıyor.   Bu konuda bir tek M…..’i ayrı tutuyorum.     Aranızda, dizini bükmeden kayma adımı atabileceğini sanan oyuncular var.   Sadece "mış" gibi davranan, kolayca eksilenler var.  İyi savunma yapıyor gibi pozisyon alan, ancak aşırı agresiflik yapıp, gereksiz yere top kapmak için kolayca eksilen ve anlamsız faul yapan bir grup oyuncu var.   Üç beş sayı ile maç kaybederken, hücum ribaundu verip kolayca ikinci atış sayısı yersek, kolay geçilip üç beş turnike yersek.   Ve hücumda kısalarımız rakibe top kaptırıp basit turnike ile dört sayıyı potamızda görürsek, o maçı kazanmamız imkânsız olur.   Buradan gittikten sonra,  yani A takıma geçtikten sonra bizler gibi arkanızda olacak ve sizi destekleyecek insanlar kalmayacak, yalnız başınıza mücadele edeceksiniz.   Böyle oynadığınız takdirde ,K...

JAPON SAVAŞÇI (CHAT GPT İLE) BASKETBOL ŞUTUNU YORUMLADI

Şutu Düşünmek mi, Şut Olmak mı? Basketbolda birçok oyuncu şut mekaniğini öğrenmek için saatler harcar. Dirsek açısı, ayak yerleşimi, bilek kırımı… Hepsi doğrudur, hepsi gereklidir. Ancak çoğu zaman gözden kaçan kritik bir gerçek vardır: Şutu düşünerek atamazsınız. Çünkü basketbolda — özellikle şutta — gerçek ustalık, düşüncenin azalmasıyla başlar. 🔹 Başlangıç: Bilinçli Öğrenme Dönemi Oyuncu gelişiminin ilk evresinde zihin çok aktiftir.  Oyuncu her detayı kontrol etmeye çalışır: Dirseğim içeride mi? Topu yeterince yukarı çıkardım mı? Bileği doğru kırdım mı? Bu dönem şarttır. Teknik inşa edilmeden otomatiklik gelmez. Ancak burada kalmak, oyuncunun ilerlemesini durdurur. Çünkü maç temposunda beyin bu kadar yükü taşıyamaz. 🔹 Tehlikeli Bölge: Fazla Düşünmek Altyapıda sık gördüğümüz bir durum vardır: Oyuncu antrenmanda çok iyi şut atar… Ama maçta yüzdesi düşer. Neden? Çünkü maçta zihin devreye girer ve hareketi bölmeye başlar.  Metinde “aklın oyalanması hastalıktır” denilen durum ...

FARK YARATMAK İÇİN

Açık konuşayım; hep aynı şeyleri yapmak yerine farklı olanı denemek beni her zaman daha çok heyecanlandırdı. Çünkü biliyorum ki ilerleme, konfor alanında kalmakla değil, alışılmışı sorgulamakla başlıyor. Ne var ki yeni bir yol denediğinizde, mevcut düzen içinde yer edinmiş insanların konumlarının sarsılması çok doğal.  İşte asıl direnç de burada ortaya çıkıyor. Bir düşünün… Yıllarca size belirli kriterler verilmiş. Siz de o kurallara uyarak, emek vererek, mücadele ederek kendinize bir yer edinmişsiniz. Sonra biri çıkıp şöyle diyor: “Bu böyle gitmez. Yıllardır aynı şeyi yapıyoruz ve hep geride kalıyoruz. Artık bir şeyleri değiştirmek zorundayız.” Ardından yeni kurallar geliyor: “Bundan sonra herkes aynı çizgide değerlendirilecek. Geçmiş emekler için çok teşekkürler ama kusura bakmayın artık yeni bir sayfa açıyoruz.” İşte tam bu noktada gerçek sınav başlıyor. Belki bu değişimi minik takımda yaparsanız sorun yaşamazsınız. Yıldız takımda hafif bir dalgalanma yaratır.  Ama genç tak...

MAÇ ÖNCESİ YAPILAN UZUN BİR TOPLANTI

Bazı şeyleri değiştirmek imkansızdır. Bir düşünün K.....’ın huyları bir anda U....’a geçiyor ve U....’un huyları da K....’a, hayal etmek bile zor değil mi? ( Gülüşmeler )   Hepimiz karşımızdaki isteğimizi yapsın istiyoruz ancak bazı şeyleri yaptırmak çok zor.   Örneğin ben E....’nin U.....’un agresif olmasını istiyorum ama bunun olabilmesi çok zor, yapılarını değiştirmek olası değil.    Bazı şeyler var ki sonradan kazanılıyor ve iyice yerleşiyor. Ancak bahsedeceklerim henüz huy haline gelmemiş alışkanlıklarımız.   Bunların bazıları iyi bazıları kötü değiştirmesi zor ama imkânsız değil.    İyilerden örnek vermek gerekirse, şut sokmak özel bir teknik, ribaunt almak farklı bir yetenek , blok yapmak vs.. eğer bunları kazandıysanız artık bu özellikler sizin bir parçanız oluyor ve sadece form durumunuzla alakalı olarak azalıyor ve yükseliyor .  Bunları sizin elinizden almak çok zor. Hatta imkânsız.    Ancak kötü olan alışkanlıklardan  ne ...

YÜKLENEREK ATIŞ (video)

  "Kullanma talimatı: günde bir defa,  Antrenmana çıkmadan hemen önce oyuncularınıza izletin."    Bireysel teknik konusunda internette bir hazine var. Hareketleri yavaş veya durdurarak izleyip iyice anladıktan sonra öğretebilirsiniz.  Örneğin; son yıllarda aşırı vücut temasına faul çalınmaması nedeniyle tek ayak üzerinden atılan turnikeler yerine, tek zamanlı “zıplayarak stop” ve dengeli yüklenerek atış ayrıca denge kaybetmeden pivot adımlarını kullanarak atış yapmak konusunda oyuncuların eğitilmesi gerektiğine inanıyorum.   Ve son dört sene fırsat buldukça bu tarz atışları sürekli çalıştırıyordum. Sanırım iki üç sene önce youtube da bulduğum bir video, bu konuda görerek öğrenmenin ne kadar etkili olduğunu bana öğretti.   Antrenman öncesi seyrettiğimiz bu video sonrasında “yüklenerek atış” yapmak için oyuncularımız birbirleri ile yarış ettiler.  Eminim o gün kazandıkları alışkanlık bugün hala devam etmektedir.   Sizin için yararlı olacağını d...

KÖTÜ HUYLARINIZI DEĞİŞTİRMEK SİZİN ELİNİZDE

  Aranızda kilo veremeyenler, “ben böyle iyiyim, boş ver” demiyor, zayıf olan “böyle süperim demiyor”, şutu girmeyen boş ver, olmasa da olur demiyor, peki ne yapıyor?   Çabalıyor!   Bu bir disiplin ve irade işi, yapabilen kararlı olan hep kazanıyor.    Peki kötü huylarınız?  Sizin  için söylenen;    “Zor çocuk, tembel çocuk, asi çocuk” gibi geleceğinizi etkileyen ve sizin hiçbir kabahatiniz olmadan, genlerinizden ve sosyal çevreniz yüzünden gelişen kötü huylarınızı neden sahipleniyorsunuz.   Emin olun değiştirmek elinizde.   Huy dediğiniz şey alışkanlıklardır, kendinizi zorlayarak onları da değiştirebilirsiniz.   Spor salonunda fiziğinizi ve tekniğinizi geliştirmek için çalıştığınız gibi huylarınızı da değiştirmeye çalışın.   Kapıdan girdiğinizde arkadaşınıza gülerek merhaba demeyi deneyin.  Antrenman başında koç sizi çağırdığında koşarak yanına gidin. Size kızdığında cevap vermeyin, ne için kızdığını anlamaya çalışın...

RUH – SOUL

Takım çok yorgun, üst üste iki mağlubiyet sonrası oyuncuları canlandırmak nerdeyse imkânsız.     Maç öncesi konuşma.   Toplantı odasında oyuncuları bekliyorum;  Tahta da RUH = SOUL yazıyor.   Soruyorum; "Soul Müzik" nedir nasıl yapılır, bir fikriniz var mı?  İlk üç oyuncudan cevap yok, ardından gelen en iyi cevap; hafif müzik, ruhumuzu dinlendiren müzik türü    Cevaplıyorum “hayır, ben size söyleyen kişinin durumunu soruyorum dinleyeni değil.” Cevap yok: “Cevap ruhun derinliklerinden gelen bir müzik türü, duygu ile hissederek söylenir.” Çok sevdiğiniz Rap müzikte öyle, ruhlarının derinliklerinden geliyor, ancak o kızgınlıkla söyleniyor  yani içlerinden geliyor.     Oyunculardan birini ayağa kaldırıyorum.   Gel elimi sık diyorum, oyuncu çekingen bir şekilde elini uzatıyor ve gevşekçe elimi sıkarken gözlerini gözlerimden kaçırıyor.    Bu diyorum, yeni tanışan veya birbirini tanıyan her insanın formalite icabı yaptı...

MAÇ KAZANINCA HER ŞEY UNUTULUYOR ( GELİŞİM NOTLARI )

Hepsinin kafasında daha önceden koçları, velileri, menejerleri ve dostlarının anlatmış olduğu NBA veya Süper lig ile sonuçlanan bir hikâye var.    Bu nedenle, bir iki yanlışını düzelttiğinizde, hemen savunmaya geçiyor ve sizi hedefine ulaşmasına mâni olan bir düşman gibi görüyorlar.    Tüm oyuncular aynı şevkle (düzen içinde) mücadele etmesi gerekirken, aralarından sadece bir iki tanesi mücadele edince çok büyük fark yaratıyorlar.    Ancak bu çocuklar agresifleşince kaçınılmaz olarak düzen dışına çıkıyorlar.   Bu da savunmanın dağılmasına ve hücumda hata üzerine hata gelmesine neden oluyor.    Basamaklayarak ilerlemek gibi bir düşünceleri yok. Herhalde zamanla her şeyin hallolacağını ve sorunlarının ileride kendiliğinden çözüleceğini düşünüyorlar.   Başka takıma gideceğim, oradaki koç daha iyi, zaten bir iki sene sonra fizik olarak güçleneceğim kimse beni itip kakamayacak, ileride tüm şutlarım girecek, yeni koçum bana daha fazla güvenece...