Ana içeriğe atla

GELİŞİM KOLEJİ / OYUNCULAR İLE TOPLANTI






TESTLER SONA ERDİĞİNDE NE OLACAK 

 

 

Küçük takımdan genç takımın sonuna kadar her oynadığınız maç sizin için bir testtir. 

 

İlerleyen süreçte, testlerde başarılı olanlar daha fazla ileri seviye testlere girmek şansını ele geçirir. 

 

Başarısız olanlar ise, daha az teste girecekler ve bu kısıtlı sürelerde diğerlerini yakalamaya çalışacaklardır. 

 

Öğretmeni değiştirmek veya okulu değiştirmek ilk başta bir çözüm gibi gözükse de genelde sonuç değişmez.

 

Ve testlerde başarısız olan oyuncuyu hiçbir okul, hiçbir öğretmen kabul etmez ve o oyuncu, sonunda girebileceği bir test bulamaz. 

 

Bu nedenle size verilen her süreyi, bir imtihan gibi düşünün ve değerlendirmeye çalışın.

 

Minik takım, küçük takım, yıldız takımda başarılı olduğunuz için BGL’de teste girmeye hak kazandınız.

 

Ve bugün on binlerce yaşıtınızın yapmadığı şeyi yapıp, çok iyi bir okulda ücretsiz olarak eğitim görüyorsunuz. 

 

Bugün çocuğunu düzgün bir okulda okutmak isteyen yüzbinlerce aile var ancak bunu başaramıyorlar. 

 

O yetişkin insanların yapamadığını siz yapmayı başardınız. 

 

Eminim, bugün okuduğunuz okulun senelik ücretini biliyorsunuzdur. Bu bursu siz aldınız, birçok arkadaşınız alamadı.

 

Eğer bu bursu hak etmeseydiniz, sizin yerinize başkası bu bursu alacak ve şu anda girip çıktığınız BGL testlerine girecekti.

 

Kimseye borçlu değilsiniz. Bunu sadece siz yaptınız, emin olun, bundan sonra da sizden başka kimsenin size pek bir yararı olmayacak, bu savaşta tek başınasınız. 

 

Her kategori; genç, BGL, TB2L, TBL, Süper Lig, NBA ayrı imtihanlar. Bu imtihanlara girip kendinizi ispat edip kalıcı olma veya daha büyüğüne katılmak için başarılı olmalısınız. 

 

O kulüp, bu kulüp, o antrenör, bu antrenör dolaşan binlerce oyuncu, sonunda gerçeklerle yüz yüze gelince durumu anlıyor. 



  

 

Esra ablanın ( Esra Şencebe ) ne annesi ne de babası basketbol ile ilgileniyor, yetersiz fiziğine rağmen, çalışarak savaşçı kişiliği ile, Türkiye’nin en önemli takımlarında oynadı büyük kontratlara imza attı ve bunu tek başına yaptı. 

Dışarıdan destek almadan kendi savaştı ve başardı. Emin olun üst seviye basketbolcuların hepsi böyle. 

 

Belki genç takımın ilk senesine kadar aileler ile birlikte eğlenceli ve hareketli günler yaşıyorsunuz ancak birden her şey sona eriyor. 

Ve başka bir dünyaya giriyorsunuz, bu dünyada, dışarıdan gelen sesler cılızlaşıyor, duyulmuyor ve sizler artık yalnız kalıyorsunuz.

 

Avrupa’dan bir oyuncu NBA’ye gittiği zaman Avrupa’da kazandığı paradan daha az bir ücrete imza atmak zorunda, örneğin Avrupa’da milyon dolar alabilecek bir oyuncu NBA’de ilk seneler iki üç yüz bin dolara imza atıyor. İnsanlar onun NBA’de ne yapabileceğini gördükleri zaman elli milyon dolarlık kontrat veriyor. 

 

Sizde, daha iyi yerlere gelmek için her çıktığınız maçta ne yapabildiğinizi göstermek zorundasınız. 

 

Daha çok oynamak, daha fazla şans ele geçirmek için antrenmanda ve maçta sizden istenilenleri yapmak için uğraşmalısınız.

 

Belki halen çevrenizde sizin mazeretlerinize inanan sizi haklı gören birileri vardır. 

İyi niyetli olduklarına hiçbir şüphem yok, ama elli senelik tecrübe sonunda, esasında iyi olan ve takım değiştirdikten sonra bunu gösteren dikkat çekici bir sürpriz ile karşılaşmadım desem yalan olmaz. 

 

Koç da değişse, takım da değişse, bir oyuncunun performansı ve aldığı süre tek bir şekilde değişir. 

O da kendi çabasıyla olacaktır. 

Hiçbir koç, kendine avantaj sağlayacak bir oyuncuyu kenarda oturtmaz.

 

Bu sadece size oyuncuya bağlıdır.

Unutmayın şutunuz girmeyebilir, şansız bir gününüzde olabilirsiniz, ama davranışlarınızı, konsantrasyonunuzu ve vereceğinizi eforu her zaman siz kontrol edebilirsiniz. 

 

 Koç da değişse, takım da değişse, bir oyuncunun performansı ve aldığı süre tek bir şekilde değişir. 

O da kendi çabasıyla olacaktır. 

Hiçbir koç, kendine avantaj sağlayacak bir oyuncuyu kenarda oturtmaz.

 

Bu sadece size oyuncuya bağlıdır.

Unutmayın şutunuz girmeyebilir, şansız bir gününüzde olabilirsiniz, ama davranışlarınızı, konsantrasyonunuzu ve vereceğinizi eforu her zaman siz kontrol edebilirsiniz. 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...