Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ERZURUM HIZLI HÜCUM SUNUMU ( VİDEO )

 

HIZLI HÜCUM ÇALIŞMALARI ( SLAYT )

   

GÖREMEDİKLERİMİZ

AYDAN SİYAVUŞ HARUN ERDENAY ORHUN ENE  U16 takımı ile Türkiye şampiyonu olmuştu. Sanırım bir sene sonra yine aynı takımla, bugünkü TBL 'ye ( 2. LİG ) katılıp, yine bugün Süper Lig dediğimiz o  Türkiye 1. Ligi'ne çıkmayı başarmıştı.  Basketbol tarihine bir göz atarsanız Türkiye'de en çok şampiyonluk kazanan antrenörün Aydan abi olduğunu görürsünüz.  Bizim zamanımızda çoğu genç antrenör Aydan abiden etkilenmiştir.  Ben hem altyapıda hem de A takımda oyuncu olarak onunla çalışma şansına eriştim.  Antrenör olarak hiç yardımcılığını yapmadım ancak antrenörlüğe başladıktan sonra tüm maçlarını dikkatle seyredip, oyunculuğum sırasında " neden?" sorusunu sorma fırsatı bulamadığım soruların cevaplarını seyrederek öğrenmeye çalıştım.  Nur ( Gencer ) abiden duyduğum ve hiç aklımdan çıkmayan bir hikaye vardır ; "Aydan, su şişesine uzanırken , gözlerini sahaya diker ve o anda oyunun gidişatını neyin etkilediğini anında görürdü. Hemen arkasından ya bir mola alır ,ya ...

LUIGI DATOME / FRANCESKO CARROTI / BENİM YOLUM BENİN OYUNUM

Geçtiğimiz seneye kadar, Türkiye'de Fenerbahçe basketbol takımında oynayan Datome'nin kitabı çıktığında açıkçası hiç ilgilenmedim. Önce Dixon sonra Obradovic'in de kitapları çıkmıştı ve arkadaşlara sorduğumda bu kitapların çok da ilginç olmadıklarını söylemişlerdi.  Geçtiğimiz hafta, hem basketboldan, hem de yazarlıktan iyi anlayan bir arkadaşım bu kitabın farklı olduğunu , Datome'nin farklı bir kişilik olduğunu diğer sporculara pek benzemediğini söyledi.  Aynı gün kitabı aldım ve üç gün sonunda bitti. Tabii altını çizdiğim birçok cümle de yanımda kar kaldı . Datome'nin, kitabı birlikte yazdığı arkadaşı bu eserin diğer kitaplar ile arasındaki farkı şöyle anlatıyor.  "Datome bu kitabın üzerine çalışmaya değer şey olduğunu söyledi, "Biyografi olmadığı sürece tabii, yoksa yalandan kendini övenler arasında adım geçsin istemem" dedi.  Gitar çalan, resim yapan, kitap okuyan ( tam anlamıyla bir kitap kurdu ) bize istanbulu birçok İstanbuldan daha iyi anlatan...

ÇİÇEĞİ BURNUNDA KOÇ

  ÇİÇEĞİ BURNUNDA KOÇ   Çiçeği burnunda koç, ilk maçına çıkmak için oyuncuları ile birlikte genç idarecinin ayarladığı minibüse bindi.   Altyapıda oynadığı yıllarda, tüm oyuncular maçın oynanacağı salona kendi imkanları ile gelirler, başlarındaki idareci abileri de  kulüpten aldığı yol paraları ile maç sonunda takımını kebapçıya götürürdü.  Ama o günler artık geride kalmıştı, diğer bir çok şey gibi, ders çalışsın diye antrenmana gitmeyi yasaklayan veliler gitmiş, onların yerine çocuklarını maçlara, antrenmanlara yetiştirmek için hız yüzünden alacakları cezayı umursamayan veliler gelmişti. Ekonomik düzeyi iyi olmayan ve uzak muhitlerde oturan oyuncuların varlığı nedeniyle bazı sorunlar yaşanınca kulüplerin çoğu minibüs tutmaya başlamışlardı. Koç, genç idareci ile sohbet etmeye başladı, A takımın bu sezon ligdeki durumu çok iyi değildi, bu nedenle yolculuk süresince, yeni sezonda A takımın başarılı olması için nasıl bir kadro oluşturması gerektiğini konuşup durdur...

KEDİCAN 2 'DEN VİDEOLU ( ALEADDİN ABİ BASEBALL PASI ÖĞRETİYOR. )

Bir gün, her antrenmanın başında olduğu gibi yeni bir temel teknik hareketi öğrenmek amacıyla potanın altında toplandık.  Ve koçumuz Güneş Sedat'ı yanına çağırdı "al şu topu tek elle atabildiğin kadar uzağa at" dedi.  Sedat topu aldı ve disk atar gibi savurdu.  Aman tanrım, top önce tavanadaki lambaya çarptı ve yıllardır temizlenmeyen tozlar havada da uçuşurken, top bu defa yan taraftaki büyük kapıya yöneldi ve gözden kayboldu.  Kısa süren sesizliğin ardından Ünal'ın patlayan kahkahası ile herkes gülmeye başladı, gülmekten yerlere kapaklananlar bile var ama koçumuzun suratındaki ciddi ifade değişmedi, o hala gayet ciddi, bu defa eline başka bir top aldı ve Sedat'a doğru uzatırken, "hadi bunu karşıdaki panyaya çarptır " dedi. Sedat topu aldı ve bütün gücüyle yine savurdu, top bu defa karşı köşedeki büfenin yanında duran Rıza amcanın kafasının hemen yanından geçti.  Rıza amca ne olduğunu anlayamamış hayretle Sedat'a bakarken, koçumuz bize döndü ve ...