Bir gün, her antrenmanın başında olduğu gibi yeni bir temel teknik hareketi öğrenmek amacıyla potanın altında toplandık.
Ve koçumuz Güneş Sedat'ı yanına çağırdı "al şu topu tek elle atabildiğin kadar uzağa at" dedi.
Sedat topu aldı ve disk atar gibi savurdu.
Aman tanrım, top önce tavanadaki lambaya çarptı ve yıllardır temizlenmeyen tozlar havada da uçuşurken, top bu defa yan taraftaki büyük kapıya yöneldi ve gözden kayboldu.
Kısa süren sesizliğin ardından Ünal'ın patlayan kahkahası ile herkes gülmeye başladı, gülmekten yerlere kapaklananlar bile var ama koçumuzun suratındaki ciddi ifade değişmedi, o hala gayet ciddi, bu defa eline başka bir top aldı ve Sedat'a doğru uzatırken, "hadi bunu karşıdaki panyaya çarptır " dedi.
Sedat topu aldı ve bütün gücüyle yine savurdu, top bu defa karşı köşedeki büfenin yanında duran Rıza amcanın kafasının hemen yanından geçti.
Rıza amca ne olduğunu anlayamamış hayretle Sedat'a bakarken, koçumuz bize döndü ve "Çoğu oyuncu bu atış şeklini baseball pas sanıyor, ama değil" dedi.
Hatta NBA 'ya giden Türk oyuncusu maçta böyle bir pas atınca, takımın yıldızı La Baron bile ona ,"bu ne garip bir pastı" diye sormuştu.

Yorumlar
Yorum Gönder