Bugün basketbol altyapısında çalışan çoğu antrenörün en önemli sorunu veliler.
Eskiden çocuklarını antrenörlere teslim eden anne ve babalar, eğer çocukları yetenekliyse bir şekilde kendilerini gösterebileceklerine inanır ve çocuklarını gönül rahatlığıyla antrenmanlara gönderirlerdi.
Günümüzde ise çok şey değişti.
Artık veliler, meslekleri ne olursa olsun, çocuklarının basketbol eğitimini yakından takip ediyorlar.
Koçları yüzlerine karşı olmasa bile tenkit ediyor, diğer velilerle çocuklarını kıyaslıyor ve zaman zaman birbirleriyle tartışıyorlar.
Koçların işinin ne kadar zor olduğunu çok iyi biliyorum.
Ancak herkesin biraz da olsa koçluk yapmaya çalışmasının bu zorluğu daha da artırdığını söyleyebilirim.
Gelen şikâyetlerin önemli bir bölümü aynı:
“Koç oyuncularına eşit davranmıyor.”
“Koç o çocuğu daha çok oynatıyor, benim çocuğumu daha az oynatıyor.”
“Benim oğlumu hemen oyundan alıyor.”
“Benim kızımı sürekli kenarda tutuyor.”
Bunlara bir de sürekli yapılan kıyaslamalar ekleniyor.
“Bakın, onun çocuğu oynuyor.”
“Benim çocuğum ondan daha iyi.”
“Onu neden daha fazla oynatıyor?”
Bu durumda olan genç koç arkadaşlarıma bir çözüm öneriyorum:
TÜM OYUNCULARINIZA EŞİT DAVRANMAYIN.
ANCAK TÜM OYUNCULARINIZA ADİL DAVRANIN.
Çünkü her oyuncu aynı değildir.
Kimi daha çok çalışır, kimi daha yeteneklidir.
Kimin özgüveni yüksektir, kimi daha fazla ilgiye ihtiyaç duyar.
Kimin hatasını hemen düzeltmek gerekir, kimi ise hatasını kendi bulması için biraz yalnız bırakılmalıdır.
Kimi oyuncunun daha fazla sorumluluk alması gerekir, kimisinin ise biraz daha zamana ihtiyacı vardır.
Bu nedenle bütün oyunculara aynı şeyi vermek her zaman adalet değildir.
Bir oyuncuyla on dakika konuşurken, diğeriyle iki dakika konuşmanız gerekebilir.
Birinden daha fazlasını istemek, diğerine biraz daha fazla destek olmak gerekebilir.
Bir oyuncuya hata yaptığında daha sert davranırken, başka bir oyuncuya aynı hatada daha sakin yaklaşmanız gerekebilir.
Bunların hepsi, eğer oyuncunun gelişimini düşünerek yapılıyorsa, adaletsizlik değildir.
Eşitlik herkese aynı şeyi vermektir.
Adalet ise herkesin ihtiyacı olanı vermektir.
Koç olarak oyuncular arasında ayrım yapmamak elbette çok önemli.
Ancak farklılıkları görmezden gelmek de doğru değildir.
Çünkü iyi bir takımda herkes aynı değildir.
Oyuncuların yetenekleri, karakterleri, öğrenme hızları, ihtiyaçları ve sorumlulukları farklıdır.
Koçun görevi herkese aynı şeyi vermek değil, herkesin gelişimi için doğru olanı yapmaktır.
Bunun için de koçun kararlarının arkasında bir gerekçe olmalıdır.
Oyuncular, koçlarının kendilerine karşı adil olduğunu hissettiklerinde, her zaman istedikleri süreyi almasalar bile verilen kararları daha kolay kabul ederler.
Belki de altyapıda koçluğun en zor taraflarından biri budur.
Herkese aynı şeyi vermeden, herkese kendisini değerli hissettirebilmek.
Bu yüzden genç koçlara tavsiyem:
Oyuncularınıza eşit davranmaya çalışmayın.
Adil davranmaya çalışın.
Çünkü eşit olmak kolaydır.
Adil olmak ise koçu tanımaya, gözlemlemeye, düşünmeye ve her oyuncunun farklı olduğunu kabul etmeye zorlar.
Ve bence iyi koçluk biraz da budur.
Herkese aynı davranmak değil,
her oyuncuya hak ettiği değeri vermek.
Yorumlar
Yorum Gönder