Ana içeriğe atla

EKOL OLMANIN ZORLUĞU





NBA oyuncularımız gelemedi , Sinan ve Semih haricinde tecrübeli oyuncumuz yok sayılır , altı yabancılı sistem nedeniyle diğer oyuncularımız maç oynama alışkanlıklarını kaybediyorlar, , takımımızın en önemli kozu devşirme oyuncumuz sakatlığı nedeni ile kadroda yok.
Ve biz, dün akşam tecrübeli Rus takımı karşısında herkesin takdirini kazanan bir mücadele verdik.

Peki bu nasıl oldu? Kimlere karşı, kimlerle oynadık ? Nasıl maçın büyük kısmını domine ettik ? gibi sorular yerine, “Mücadele güzel ama sonunda daha sakin kalmalıyız , pota altından kaçırmamalıyız ,hakem şöyle, Melih pozisyon bulmalı, Semih faul yapmamalı, topu paylaşmadık” gibi  tenkitler yapıyoruz.

Umarım olmaz ama aynı mücadeleci oyun ile alacağımız muhtemel bir mağlubiyet sonrası ,eminim oyun şeklimiz de sorgulanmaya başlayacak ve böylece ekol olma, dünya basketbolunu yakalama ,yıldız oyuncular çıkarmak için son derece uygun olan bu oyun düzeni de unutulacak gidecek .




Sonrası mı? Büyük ihtimalle Ufuk ayrıldıktan sonra Furkan ve Cedi’nin NBA ‘de kazandıkları tecrübe ve üç beş yeni rol oyuncusunun gayreti ile başarılı bir iki sonuç alırız. Ancak ortada, ne genç oyuncular ,ne yüksek tempo, ne baskılı savunma ne de mücadeleci oyun filan kalmaz . 
Biz de o zaman, maçın sonunu iyi oynamak , iyi şutöre pozisyon buldurmak , erken faul almak ve hakemlerden şikayet etmeye bol bol vakit buluruz.

Eğer hafızanızı zorlarsanız hatırlayacaksınız, biz bu yanlışı geçmişte başka bir platformda yapmıştık.


Eğer Türk insanın karakterine uygun bir basketbol ekolü istiyorsak ,bu fırsatı kaçırmamız lazım. Tüm teknik adamlarımız sonuçtan bağımsız, Ufuk Sarıca’nın büyük bir cesaret ile ortaya koyduğu bu oyun şeklini desteklemesinde yarar var.

Yorumlar

  1. Sevgili Cem Akdağ Hocam, güzel yazınız için çok teşekkürler. Sözlerinize katılmamak mümkün değil. Rusya karşısında izlediğimiz mükemmel mücadele takdire şayan. NBA takviyeli ve Cska yoğunlukta ki Rus takımına karşı hem oyun anlamında hem de yürek anlamında ortaya serilen mücadele hepimizin göğsünü kabarttı. Maçı kazanıp kaybetmekten çok ülke Basketbolunun sorunlarını çözmeye yönelik adımlar atıldığı taktirde bu iskelet ve basketbol 🏀 anlayışı ile başarı mutlaka yakalancaktır. Bu konuda Hidayet Türkoğlu 'na bu takımın eski bir oyuncusu ve Federasyon başkanı olarak çok iş düşüyor. Saygılarımı sunuyorum. Güzel yazılarınızı bekliyoruz...

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Ali , Çok teşekkürler .TED takımını çalıştırmaya başladığım için yazı yazmaya pek vaktim olmuyor . Ancak bu benim daha önce kadın basketbolunda yaşadığım ve gerçekten ardından çok üzüldüğüm bir durumun tekrarı gibi olacak gibi görünüyor. O nedenle paylaşmak istedim.

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Cem Abi,

    Bu konuyu iceren bir yaziyi bundan yillar önce Basket Dergisinde(yil 1991 sanirim) kaleme almistiniz. Aradan yillar gecti,o yazinizin hala gecerli oldugunu defalarca görüyorum. Fransa-Finlandiya macini seyrederken hatta aklima geldi:) Finlandiya Fransa defansa yerlesmeden,alistiklari basketbolu oynayarak toplari kullandi. Fransa nin defans yapmalarina fazla izin vermediler.Biz bunun daha iyisini yapabilecek gücteyiz.Ama lig takimlarinda(altyapidan itibaren) arkasinda cok fizikli ve blokcu uzunlarla oynamaya alisan 1-2-3 numarali pozisyonlari oynayan oyuncularimiz agresifliklerini kaybediyor,defans yapamiyor.Bu Rusya macinda gördügümüz ,bizi umutlandiran,yillar sonra heyecanlandiran oyun da iste bu yüzden birden bire hemen yarindan itibaren böyle oynayalim demekle olmuyor.

    Büyük ihtimalle Ufuk Sarica dan sonra gene eski Türk Basketbol ekolüne dönüs yapariz! Hücumda topu 20 dribling sonrasi potaya gönderen : )

    Eski bir oyuncunuz olarak yeni sezonda size basarilar diliyorum !

    Can Ali Izer

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. “ARKASİNDA COK FİZİKLİ VE BLOKCU UZUNLARLA OYNAMAYA ALİSAN 1-2-3 NUMARALİ POZİSYONLARİ OYNAYAN OYUNCULARİMİZ AGRESİFLİKLERİNİ KAYBEDİYOR”. Yorumunuzdaki bu cümle yaşanan forvet ve guard pozisyonunda ve oyuna yön verme konusunda yaşanan problemin en kritik tanımı.
      Milli takımlara oyuncu yetiştiren büyük kulüpler; Türkiye’nin her yerinden uzun oyuncuları alt yapı takımlarına aldılar. Yetmedi devşirerek (ve hatta yaş küçülterek) pota altlarına uzun oyuncuları yerleştirdiler. Maç kazanmak zorunda olan altyapı koçları, forvet ve guard oyuncularına inisiyatif vermeden, topu uzuna indirmelerini istediler. Kısa oyuncular figüran olarak yetiştiler.
      Bir de altyapıdaki alan savunması yasağı var. O da üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.. Birebir savunma adam adama ile gelişiyor ama, hani derler ya “gül dikeniyle gelir” bu sefer uzunu olanın başarılı olduğu kısaların inisiyatif almadığı. Kapanan savunmalara karşı o riskli şutları atma alışkanlığı kazanmadığı bir ekol ortaya çıkıyor. Ayrıca bu sistemde yetişen uzunlar üst seviyeye çıkınca kombine savunmanın her türlüsü ile karşılaşıyor.
      Altyapıda alan savunması yasağının başladığı 1985 jenerasyonu dahil sırtı dönük oynayan bir uzunumuz var mı? Bu jenerasyonlarda kaç tane iyi şutör yetiştirdik. Lig ya da milli takı seviyesinde hatırladığınız son gerçek point guard kim. Adam adama birebir savunma ve hücum geliştirir peki çembere penitre eden hatırladığınız son iyi oyuncu kim.
      Uygulama ortada sonuç ortada bir bakmak lazım. Basketbol bir bütündür onun içine bir kısıtlama koyarsanız başka bir alan zayıf kalacaktır. Şu an sonuç ortada, altyapılardaki oyuncular gelecekte hangi müsabaka ortamında olacaklarsa o şartlarda yetişmeliler.
      Boy ortalaması 2.00 üzeri olan, atletik yeteneği yüksek oyuncularla oynanan bir basketbol sisteminde; takımlar adam adama yapsa dahi, içeri penitre edildiğinde ya da top içeri indiğinde, alan savunması gibi yardımlar geliyor.

      Sil

Yorum Gönder