Bugün
uzun zamandır sosyal medyada resimlerini gördüğüm minikleri canlı seyretmeye karar verdim ve evimize oldukça uzakta kalan bir salona gittim.
Ancak ilk maç,
koçun lisansı yetersiz olduğu için iptal olmuş..
Ben de diğer maçı beklemek için
tribünde yerimi aldım.
Arkama 2004 doğumlu çocuklar oturdu . Takımlarının ismi Türkçe değil, İngilizce bir sözcük .
Maç
başladıktan sonra çocuklar hep birlikte “Defence Defence” diye bağırarak tempo
tutmaya başladı .
Bir süre
sonra arkamdaki çocuklardan bir tanesine sordum
“ bu takımların Zone savunma yapması
yasak mı?"
Çocuk
yüzüme anlamsız anlamsız baktı, ardından bilmiyorum dedi.
Ben de, peki siz de durum ne, sizde yasak mı
diye sordum.
Yine
cevap yok, ardından sorun anlaşıldı
İngilizce olan "Zone" kelimesinin anlamını bilmiyorlarmış .
Onlara
alan savunması diye öğretmişler.
İngilizce
takım ismi, ingilizce tezahürat ancak zone savunma nedir, bilmeyen
oyuncular.... ilginç!
He neyse,
sohbete devam ettik, sevdiğin Türk oyuncu kim? Cevap, Doğuş Balbay !!! Peki
sevdiğin yabancı oyuncu Heurtel ! neden ? Bilmem tarzı hoşuma gidiyor..
Bu arada
sahada inanılmaz bir sahne var, koç molada oyunculara fırça kayıyor ( 2006
doğumlulara ) ama öyle böyle değil, koç adeta sinir krizi geçiriyor. Salon inliyor..
Dayanamadım
arkadaki çocuğa sordum, siz bu takımlarda oynamak için para veriyor musunuz ?
Evet Peki size de böyle bağırıp çağırıyorlar mı ? Evet .
Açıkçası
diyecek bir şey bulamadım.. Hadi eğitim sistemini geçtim ama işe ticari olarak bakarsak ortada yine garip bir durum var.
DİYALOG
Diğer takımın koçu çocuklara bağırıyor ;
Ben de
içimden cevap veriyorum...
Aldırma
(nasıl?) Pas ( kime ne zaman ?) Şut (Nasıl?) Eline sağlık
( çok teşekkürler ) Ribaunt
al ( peki
hemen ) Yürü
(nasıl ne taraftan?) İlginç bir diyalog..
Daha
sonra 2004 doğumlu çocuklar sahaya indi ve onların maçı başladı;
Her iki
tarafta basket olursa 2-1-2 gibi bir Zone pres yapıyor.
Hücumlarla ilgili tek
bir şey anlatıyorum ve abartmıyorum 1.45 boyunda bir oyuncu kendinden gayet emin, parmağı
ile işaret ederek 1.70 lik arkadaşını perdelemeye çağırıyor.
Bir
takımın üç numaralı seti kenar pick and rollü.Diğer oyuncular izolasyon yapıyor.
Ancak ters
taraftaki çocuklardan bir tanesi ani bir cut ile çember altında gitti ve boş
kaldı. Top elinde olan çocuk mecburen ona topu attı ancak kötü bir pas ve top
kaybedildi .
Geri
dönerlerken, koç pası verene değil, cut eden çocuğa bağırıyor “Ömer yok öyle
bir şey, öyle bir şey yok, sen cut etmeyeceksin !
En son
hikaye ise ikinci beşten iri yapılı (biraz şişmanca ) bir çocuk topu tutamadı
ve yere düştü, herkes karşı potaya giderken ben koçu izliyorum, koç yerdeki çocuğa
elleri kollarıyla bir bela okudu ki feci...
Ancak
şans işte,bir pozisyon sonra iri çocuk tesadüfi bir basket attı.
Koç mutlu ..





Yorumlar
Yorum Gönder