Ana içeriğe atla

BANA BİR FIRSAT VERİN



Kırk yılı aşkın antrenörlük hayatım boyunca, BSL dâhil olmak üzere basketbolun hemen her kategorisinde görev yaptım. Son dört sezonda ise BGL takımlarında çalışarak, 2002 doğumlu oyuncuların son dönemlerinden başlayıp 2008 doğumlu oyuncuların ilk yıllarına kadar uzanan bir süreci yakından takip etme fırsatı buldum. Sadece kendi takımlarımdaki oyuncuları değil, rakip takımlardaki gençleri de dikkatle izledim.

Bu süreçte en net gördüğüm gerçeklerden biri, 18 yaşına gelen oyuncuların büyükler seviyesinde yer bulma zorunluluğunun hem oyuncular hem de antrenörler üzerinde büyük bir baskı oluşturmasıdır. 

Koçların ellerindeki genç oyuncular için uzun vadeli planlar yapabilme şansı her geçen gün azalıyor. Adeta acımasız bir yarış yaşanıyor: “18 yaşına kadar kendini kabul ettirdin ettirdin, aksi halde geçmiş olsun.”

Birçok veli, altyapı döneminde turnuvaların yıldızı olan, ilk beşlere seçilen çocuklarının birkaç yıl sonra kendilerine kulüp bulmakta zorlanmasını kabullenemiyor. Aslında haklılar. Çünkü bu oyuncuların önemli bir bölümü potansiyelsiz değil; aksine gelişimlerini tamamlayabilmeleri için zamana, süreye ve maç tecrübesine ihtiyaç duyuyorlar. Güçlenmeleri, hata yapmaları, öğrenmeleri ve olgunlaşmaları gerekiyor.

Beni en çok üzen ise başka bir manzara. Sosyal medyada sık sık görüyoruz; genç oyuncular ağırlık salonunda çalışırken, bireysel antrenman yaparken veya takımlarıyla idman sırasında çekilmiş videolarını etkileyici müziklerle paylaşıyorlar. Çoğu kişi bu paylaşımları bir özgüven gösterisi olarak görüyor olabilir. Ben ise farklı düşünüyorum.

Bu videoların büyük bölümü aslında bir yardım çağrısıdır.

“Ben hâlâ buradayım.”
“Çalışmaya devam ediyorum.”
“Bana bir fırsat verin.”

Bu paylaşımların satır aralarında çoğu zaman bu mesajlar vardır. 

Çünkü o videoların arkasında yıllarca emek vermiş, ailesinin ciddi fedakârlık yaptığı, yetenekli ve basketbola tutkulu gençler bulunuyor. 

Ancak 18 yaşından sonra kendilerine oynayacak bir takım bulmakta zorlanıyorlar. Önlerinde yabancı oyuncular ve doğal olarak sonuç almak zorunda olan tecrübeli büyükler var.

Oysa bu gençlerin önemli bir kısmı, doğru ortam ve yeterli süre bulduklarında en azından TBL seviyesinde katkı verebilecek potansiyele sahip. 

Basketbolumuzun geleceği adına bu soruna çözüm üretilmesi gerekiyor. Çünkü gelişim, sadece antrenmanla değil, oynayarak gerçekleşir.

Bu çocukların bir yerlerde oynaması gerekiyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...