ŞUT İLE HARİKA BİR TAVSİYE
Oyuncuyken bunu düşünecek kadar akıllı değildim. Keşke aklıma gelseydi.
Bu fikri ancak oyunculara şut dersi vermeye başladıktan sonra geliştirdim.
Çalıştığım oyuncuların bir kısmı şut krizi yaşıyordu. Bunlar kötü şutörler değildi; lise ve üniversite seviyesinde, yıllardır şut atan, sağlam mekaniğe sahip oyunculardı. Ama yine de şutları girmiyordu.
Şunu fark ettim: Onlarla saatlerce teknik ve mekanik çalışabilirdim ama kaçırmalarının asıl sebebi teknik değil, zihinlerinde olanlardı.
Bunun üzerine “Yes Game (Evet Oyunu)” adını verdiğim bir yöntem geliştirdim. Şut krizi yaşayan oyuncular için kullandığım en etkili araçlardan biri oldu.
Önce “evet şutu”nun ne olduğunu tanımlamanız gerekiyor. Ve bu tam da anlattığım konuyla ilgili.
“Evet şutu”, topun girip girmemesiyle ilgili değil. Sonuçla hiçbir ilgisi yok.
Hepiniz yeterince şut attınız; elinizden çıktığı anda “İşte buydu!” dediğiniz o hissi bilirsiniz. Topun elinizden kusursuz çıktığını hissettiğiniz an…
Herkes bunu farklı kelimelerle tarif eder. Bence bunu kendiniz için tanımlamanız önemli. Bir hissi kelimelere dökmek hiçbir zaman tam karşılığı olmasa da elimizdeki en iyi araç dilimizdir.
Benim için o hissi anlatan kelimeler şunlardı:
• Smooth (Akıcı)
• Easy (Rahat)
• Crisp (Temiz/Keskin)
Sizin kelimeleriniz farklı olabilir.
Önemli olan, kendi içinizde “evet şutu nasıl hissettiriyor?” sorusunun cevabını bulmanızdır.
Artık oyuncuya “10 şut at” ya da “10’da 7 isabet bul” demiyorum.
Onun yerine:
“Bana 10 tane ‘evet’ getir.”
Oyunun işleyişi çok basit.
Oyuncu şutu atar. Top elinden çıkar çıkmaz, eğer o mükemmel hissi aldıysa yüksek sesle “Yes!” der. Eğer o hissi almadıysa hiçbir şey söylemez.
Konuşan tek kişi oyuncudur ve söylediği tek kelime “Yes.”
Bu yöntemin etkili olmasının sebebi, sizi büyük şutörlerin düşündüğü gibi düşünmeye zorlamasıdır.
Çünkü çoğu zaman dünyanın en iyi şutörleriyle ortalama şutörler arasındaki fark teknik değildir; şut hakkında nasıl düşündükleridir.
Dünyanın en iyi şutörleri bile maçlarda attıkları şutların yaklaşık yarısını kaçırırlar.
Ortalama bir şutör kaçırdığında hemen şunu düşünür:
• “Ayağım yanlış yerdeydi.”
• “Top elimden doğru çıkmadı.”
• “Dirseğim içeri girmedi.”
Yani sürekli neden kaçırdığını analiz eder.
Büyük şutör ise sürekli şutunun nasıl hissetmesini istediğine odaklanır. Zihni sürekli o mükemmel hissi yeniden yaşamayı hayal eder…
Yorumlar
Yorum Gönder