Ana içeriğe atla

MOLA SONRASI SAYI İLE DÖNMEK




Kanada – Litvanya U17 Dünya Şampiyonası maçını izlerken, artık klasik sayılacak bir mola sonrası taktiği gördüm.


Bir antrenör olarak bunu görünce fazla üzerinde durmadan geçebilirdim. Çünkü bu hamleyi birçok koç uzun zamandır kullanıyor.


Ancak aklıma şu geldi:

Basketbolu çok iyi bilen birçok yorumcu bile bu hamlenin arkasındaki düşünceyi fark edemeyebilir.


 O nedenle özellikle genç antrenörler ve basketbol yorumcuları için bunun paylaşılmaya değer bir bilgi olduğunu düşündüm.


Kanada, adam adama (MTM) savunmaya karşı üst üste üç hücumda sayı üretemedi. Bunun üzerine mola aldı.

 

Hepimizin tahmin edeceği gibi Kanada koçu bu molada oyuncularına MTM savunmasına karşı nasıl hücum edeceklerini anlattı; yeni bir düzenleme yaptı, belki bir set çizdi, belki de savunmada gördüğü zayıf noktaları hedef gösterdi.


Peki şimdi Litvanya koçunun önünde hangi seçenekler vardı?

Birinci seçenek oldukça klasikti.

"Savunma gayet iyi, hücumda şunlara bunlara dikkat edelim.

Fakat ikinci seçenek son yıllarda üst düzey basketbolda giderek daha fazla kullanılmaya başlayan farklı bir hamle.


Rakibin molada konuştuklarını boşa çıkarmak.

Litvanya bunu yaptı.


Önce 3/4 saha zone press uyguladı. Ardından yarı sahaya yerleşince 1-2-2 alan savunmasına döndü.

Böylece Kanada'nın molada hazırladığı hücum planı daha top yarı sahaya gelmeden geçerliliğini büyük ölçüde kaybetti.


Asıl amaç yalnızca farklı bir savunma yapmak değildi.

Asıl amaç, rakibin zihnini karıştırmaktı.

 

Eğer devamında Litvanya ilk hücumda da sayı yemezse aynı alan savunmasını ikinci hücumda da sürdürebilir. 


Hatta üçüncü hücumda da devam ederek Kanada'nın molada konuştuğu ayrıntıları oyuncuların zihninden yavaş yavaş silebilirdi.


Çünkü mola sırasında anlatılanların tazeyken uygulanması çok kolay.

Aradan üç-dört farklı hücum geçtikten sonra ise oyuncuların hafızasında bu bilgiler bulanıklaşmaya başlar. 


Oyunun temposu içinde ilk konuşulan ayrıntıları hatırlamak artık eskisi kadar kolay olmaz. 

İşte burada teknik bilginin ötesinde başka bir kavram devreye giriyor.


Basketbol IQ'su.


Sahadaki oyuncular, üç hücum sonra bile molada konuşulan prensipleri hatırlayıp doğru şekilde uygulayabiliyorlar mı?


Yoksa oyunun akışı onları tamamen farklı kararlar almaya mı zorluyor?


Üst düzey basketbolda bazen bir mola, sadece yeni bir hücum çizmek için alınmıyor.

Bazen amaç, rakibin o molada konuştuklarını hiç oynayamamasını sağlamak.


Tabii bu bir tercih meselesi hatta o andaki onlarca farklı durumu! ölçüp biçerek verilen bir karar.

 

Artık böyle durumla karşılaşmak pek sürpriz sayılmasa da, oyuncularınızın hafızalarını ölçmek için önemli bir imtihan oluyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...