Ana içeriğe atla

BİR ACAYİP ORGANİZASYON



Dün akşam aklıma yine ilginç bir konu geldi. Hiç hazırlık yapmadan, elindeki elemanların özelliklerini, birbiri ile uyumunu, rakip elemanları tanımadan, hatta sahada daha önce hiç çalışmadan bir mücadeleye girmek nasıl olurdu?
 
Dahası da var, elemanları değişerek ikinci bir mücadeleye girmek!

Şimdi “böyle saçma bir organizasyon olur mu? Elemanların bir arada çalışması, birbirini tanıması, provalar yapması rakip elemanları tanıması için zamana ihtiyacı olmalı, işte o zaman sorumluluk onları çalıştıranındır. “ diyebilirsiniz.



Roma İmparatorluğunda çok yaygın olan ve birçok filme konu olan araba yarışlarının kurallarını tam olarak bilmiyorum ama, yıllar önce okuduğum bir kitapta Bizans’ın başkenti İstanbul’da yapılan yarışmayla ilgili ilginç bir kural okumuştum. 
(Açıkçası doğruluğundan emin değilim ama…)

Bugün Hipodrom dediğimiz yerde her sene, daha tutucu kesimi temsil eden maviler ile alt tabakayı temsil eden yeşiller arasında araba yarışları yapılırmış. 

Bu yarışda sanılanın aksine atlar değil arabayı kulanan sürücüler yarışırmış .

İlk yarış bittikten sonra, sürücüler arabaları değişir ,tekrar yarışırlarmış ve aynı sürücü yarışı kazanırsa o zaman birinci ilan edilirmiş.

Bu hikaye ilk okuduğumda aklıma, daha önce antrenman yapmadıkları huyunun suyunu bilmedikleri oyuncularla maça çıkan koçların normal süre sonunda takımları değişerek tekrar bir maç daha yapması gibi acayip bir fikir geldi.

Koçları eleştirmek için ne güzel bir organizasyon olur ama…


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...