Ana içeriğe atla

FLEX 1960 / 1990 / 2000 / 2010


F.L.E.X




Lig maçları başlamak üzere artık tüm dikkatler hazırlık maçlarında, uzunca bir süre “ Yaratıcı oyuncu yetişmiyor, milli takımımızın oyun kurucusu bile devşirme” gibi cümleleri duymayacağız.”

Yine herkes bildiği yoldan gidecek ,altyapı, üstyapı kızlar, erkekler tüm takımların koçları kazanmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklar.



En sonunda ! Çocuklara basketbolun nasıl oynanacağını öğretecek basit, esnek bir yarı saha hücumu. 



Yine altyapı koçları oyuncuya hangi yöne gideceğini, kime pas vereceğini, kimin top kullanacağını söyleyecek.

Koçunun dinleyen uslu çocuklar oynayacak, yaramazlar, söz dinlemeyenler günah keçisi olacak.

Yine ağzı laf yapan ama sahada bir şey üretemeyen küçük cinler ortaya çıkacaklar.




TAKIM OYUNU ve FLEX

Beni tanıyanlar bilir, tuhaf bir şekilde çok eskiden basketbol ile ilgili yaşadığım anlar ,gördüğüm pozisyonlar ve bazı konuşmaları hatırlarım.  

Hatırladığım ilk set hücumu, ben henüz altyapıda oyuncuyken 1960’lı yılların sonuna doğru Cavit Altunay antrenörlüğündeki Galatasaray takımının yaptığı hücum setidir. 

Ve ilginçtir, bu set hücumunun nasıl değiştiğini ( geliştiğini değil ) yıllar içinde takip etme imkanı buldum.

Ve bu geçmişe yaptığım yolculuk bana, basketbolda hücumun oyuncuların elinden alınıp koçların kontrolüne nasıl geçtiğini görme imkanını sağladı.

Ancak işin üzücü tarafı, bu değişimin kaçınılmaz olarak altyapılara (maalesef altyapımız sadece üstyapımızı taklit ediyor ) sirayet etmesi sonucunda yaratıcı oyuncu yetişmesini de güçleştirdi.

Size bu setin geçirdiği evrimleri burada gösteremeye çalışacağım önce bu paylaşımda 1960 sonları, daha sonra 1990 yılları, ardından 2000 li yılların hemen başı ve son olarak da 2010 dan sonraki halini.

Yalnız daha önce genç antrenörler küçük bir tavsiye vermek istiyorum :
Basketbolda hücum ile ilgili çok şey bilebilirsiniz, her yeni çıkan seti ve hücum düzenleri yakından takip edebilirsiniz.
Ancak oyuncunuzun neler yaratabileceğini ,size ve takımınıza nelere katabileceğini öğrenebilmeniz için onu belirli bir şablon içinde bile olsa özgür bırakmanız gerekli.

Aşağıda oyuncuların elinden alınan özgürlüğün safhalarını net bir biçimde görme imkanınız olacak.


 EFSANE ANTRENÖR CAVİT ALTUNAY 





FLEX SET OFFENCE (Yaklaşık 1968-69 yılları arası uygulandı )

Hatırladığım kadarıyla Galatasaray takımı o yıllara göre alışılmışın dışında bir beş ile sahada yer alıyordu. 
Üç tane arkası dönük oynayabilen ancak orta mesafeden de şut kullanabilen oyuncu ile..

Mehmet Tümer / İzzet Sürücü / Nusret Işıldaksoy . Diğer oyuncular ise topa yön verebilen iki kısaydı Fuat Tahir ve Nur Germen.

 ( Kadronun geri kalanını pek hatırlamıyorum )




 1960' LARIN BAŞINDA BİR GALATASARAY ANTRENMANI CAVİT ALTUNAY, NUR GERMEN, FUAT TAHİR ,DOĞAN HAKYEMEZ , ŞENGÜN KAPTANOĞLU

(foto Serdar Gürel arşivi)

ÜÇGENLER 


Hatırladıklarımı özetlemeye kalkarsam  ; Başlangıçta bir kısa ve iki uzun bir tarafta üçgen kurarken ,diğer tarafta ise bir uzun ile bir kısa yerleşiyor.
 
Amaç üç uzun arasında en avantajlı olanı, üçgenin çembere yakın ucuna getirip ona çember altına pas vermek.

Hareket ise kısaların paslaşması veya hand off ile topun yönü değiştirmesi ile başlıyor . Bu süreçte uzunlar bir birlerine back pick koyarak çember altına cut ediyorlar. Back picki yapan oyuncu özelliklerine göre içeri veya dışarı çıkarak birebir pozisyonu arıyor.

Eğer pozisyon çıkmazsa uzunlardan biri yükselerek kısalardan biri ile pick and roll oynuyor.









 

 1 önce 3 vasıtası ile ya da direkt olarak low Post'a 5 no ya pas vermeye çalışıyor.

Topu diğer kısa 2 ye verdiğinde 3 no 5 numaranın  perdesinden yararlanarak çember altına cut ediyor.
3 numara müsaitse 2 ona pas veriyor.





5 numara perdeden sonra birebir     avantaj sağlamak için içeriye giriyor. 
2 numara 5 numaranın durumuna bakıyor.

Eğer 5 numara ve 3 numara pota altına bir avantaj sağlamazlarsa önce 5 no dışarı çıkıyor,

Daha sonra 2 ve 1 numaranın paslaşması ardından 4 no perde üzerinden cut ediyor.

Bir önceki pozisyon gibi 4 no ve 3 noya pota altında pas vermek için bakılıyor.  











Tekrar aynı harekete devam ediliyor .Yine 5 numara 4 numaranın perdesinden yararlanarak çember altına cut ediyor. Ve 4 numara birebir için dışarıda ( veya içeride ) pozisyon alıyor.













Eğer pota altında sonuç alınamazsa 3 numaranın sahayı boşaltmasıyla 5 numara yukarı yükseliyor ve 2 numarayla pick and roll oynuyor.




















5 numara içeriye roll yaptığında ise 3 numara yine post  up yaparak muhtemel yardımı cezalandırmak için hazırlanıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...