Ana içeriğe atla

OYUNCUM ÇOK TEMBEL, OYUNCUM ÇOK TELAŞLI






Antrenörlük hayatımda, "tembel" diyebileceğimiz derecede "sakin" olan, diğer taraftan "dizginlemez agresiflikte"birçok oyuncuyla karşılaştım . 


Bazıları üst seviye oyuncu olurken, bazılarının da basketbol hayatları çok kısa sürdü. 


Bir basketbolcu için en önemli özelliğin agresiflik olduğunu birçok antrenör kabul ediyor. 

 

Ancak tüm antrenörler, maçın kritik dakikalarında oyuncularından, sakin olmaları ve hata yapmamalarını istiyor. 

 

Bence aralarında çelişki varmış gibi gözüken “agresif ol, ama sakin kal” isteği , ideal bir basketbolcunun tarifini yapmak için güzel bir çıkış noktası. 

 

Huyun ne olursa olsun , elinden geldiğince "Oyunun gidişatına göre hareketlerini ayarlayabilmek…"

 

Örneğin agresif yapıda oyuncunun kritik anda top çalmak için hamle yaparak, faul yapması veya geçilmesi, buna mukabil sakin oyuncunun savunma pozisyonu almadığı için geçilmesi, ya da arkadaşına yardıma gidememesi. 

 

Bu gibi durumlarda oyuncuların, hem kendilerine hem de takımlarına zarar verdiklerini hepimiz biliyoruz.

 

 Bu iki farklı yapının, ideal hale gelmesi için, hem oyuncunun hem de koçun çaba saf etmesi gerektiğine inanıyorum. 

 

“Huy kolay kolay değişebilecek bir şey değil" , dediğinizi duyar gibiyim. 


Ama çabalamak uğraşmak gerek, bir altyapı antrenörün görevinin bu olduğunu düşünüyorum. 


Altyapı koçları A takımlarda olduğu gibi, en iyi oyuncuları ile sonuç odaklı düşümemeli.


Bunu sağlayabilmek için , öncelikle oyuncuya tarzının zayıf yönünü de kabul ettirmek gerek.

Bağırarak kızarak değil "izah ederek". 


Her hareketinden sonra (hareket sırasında bunu anlayabilmesi çok zor.) doğru mu yanlış mı yaptığının bilincinde olmalı. "Evet koç haklısın hata yaptım diyebilmeli." 


Gelen tenkitleri anlayışla karşılamalı, “bu benim yolum ben böyle oynarım” düşüncesinden kurtulmalı. 

 

Koç “bunun huyu böyle” diyerek oyuncudan vazgeçememeli. 

Oyuncusunu ideal hale getirmek için savaş vermeli.

 

Ve "saçmalıyor veya tembel" gibi klişelerle oyuncusundan vaz geçmemeli.

 

Onlara hücumda ve savunmada ( agresif veya aşırı sakin olan)  özeliklerini kullanabileceği bazı “özel” şablonlar hazırlamalı.

 

Oyuncuya, üst seviye oyunculardan örnekler vermeli, videolarda yaptığı hareketlerin sonuçları anlatılmalı.

 

 

Yorumlar

  1. Selamlar yeni yayınlarınızı merakla bekliyorum. Bizim için çok aydınlatıcı oluyor

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...