Ana içeriğe atla

GUARD YETİŞMİYOR


2000 li yılların başına kadar uzun boylu oyuncu bulmakta zorlanırdık, daha sonra işler tersine döndü ve artık ülkemizde milli takımımızın yükünü kaldıracak kalitede oyun kurucu bulamamaya başladık.
Neden böyle oldu?
Boy vasatisi hiçbir zaman çok uzun olmayan ülkemizde, basketbola ilgili çığ gibi büyürken, neden guard bulmakta zorlanıyoruz?
 
Bu durumun sebeplerini saymaya kalkacak olursak oldukça uzun bir liste yapmamız gerekebilir. Belki bazılarına, A takım seviyesinde, kulüplerimizin oyun kurucu pozisyonu için yabancıları tercih etmesi,önemli etken gibi gelebilir ancak ben olaya farklı bir bakış açısı getirmek istiyorum ve A takım seviyesine gelmeden, bu sorunu çözme imkânımız olduğunu düşünüyorum.

Aslında bir çok konuda olduğu gibi alt yapı antrenörlerinin iş bulmak veya mevcut işlerini kaybetmemek için mecbur kaldıkları bazı yanlışlar, bu sorunu körüklüyor.
Küçük hatta minik takımlarda, antrenörler, idareciler ve etkin veliler! tarafından, tespit edilen oyuncunun ileride oynayacağı pozisyonun ne olacağı tespit ediliyor ve ilgililer tüm enerjilerini bu oyuncuya yöneltiyorlar.
Alt yapı döneminde tatlı hayaller ve kısır tartışmalarla geçen üç dört sene sonunda, tek oyuncuya bel bağlayan kulüpler, o gencin bekledikleri oyuncu olmadığını görünce, yanlış yatırım yaptıkları anlıyorlar.Ve o güne kadar yapılan her şey boşa gidiyor.
 
Bence bu düşünce tarzının yanlış olduğunu, tek bir oyuncuya yatırım yapılabilmesi için bu oyuncuyu diğerlerinden ayıran çarpıcı bir fizik özelliğine sahip olması gerektiğini düşünüyorum.
 Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki; çok uzun boy haricinde ki tüm farklı özelliklerin, ileride neler getireceğini hiç birimiz bilemeyiz.
Hepimiz eski basketbolculardan, yıldız veya genç takımda kendilerinden daha çok kredi alan ancak basketbolcu olmayan birçok arkadaşının hikayesini dinlemiştir.
 
 
Uzun oyunculara yatırım yapılmasını anlayışla karşılayabilirim, zaten bu sayede milli takımlarımızda dört ve beş numaralarda çok kaliteli oyunculara sahip olduğumuz bir gerçek ancak oyun kurucu dâhil diğer üç pozisyonda henüz beklediğimiz seviyede oyuncu çıkmamasını,ben yine erken ve yanlış yapılan seçimlere bağlıyorum.
Yıldız takım oyuncularının arasındaki üç beş santimetrelik boy farkı veya velilerin getirdiği kemik olçüm raporlarının etkisinde kalınmadan, kısa oyunculara dayalı sistemlerle oynamak, oyuncuların kendi aralarında bir yarışa girmesine ve bu sayede takımlarımıza ve ülkemize yeni guardlar kazandırmamıza neden olabilir.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...