Ana içeriğe atla

STREET & SMITH'S

1971 yılında Galatasaray yıldız basketbol takımında oynarken,sanırım Haziran ayında kısa bir tatil için çok sevgili arkadaşım Kuthan Günay'ın Yalova'daki yazlık evine gitmiştim.
Deri Converse ayakkablarının henüz piyasaya çıkmadığı, 9 Dolarlık bez Converse'lerin Türkiye'de kaçak olarak 250 TL (yaklaşık 30 Dolara) satıldığı günlerde... 

O zamanlar Karamürsel'deki Amerikan üssü faliyet halindeydi ancak tahmin ettiğiniz gibi içeri girmek imkansızdı.Yalovalı bir arkadaşımızdan Karamürsel'in içinde bulunan bir iki dükkanda, ikinci el Amerikan eşyaları satıldığını duymuştuk. 
Daha sonra defalarca gideceğim bu dükkanlara ilk ziyaretimi o zamanki klasik ulaşım yöntemimiz otostop ile yaptığımızı hatırlıyorum.
Dükkana girdiğimde ilk dikatimi çeken o güne kadar görmediğim güzellikte basketbol resimleri ile dolu olan bir dergiydi. İşte Street&Smith's  Basketball Dergisi ile tanışmam böyle oldu.
Daha sonra tüm bulduğum Street & Smith's dergilerini aldım ve çok geniş bir koleksiyonum oldu. 

O yıllarda henüz ABD kolejlerinden Türkiye'ye oyuncu transferleri başlamamıştı, ligde oynayan Amerikalılar genellikle Türkiye'de öğretmenlik veya askerlik yapan Amerikalılardı. Daha sonraki yıllarda Amerika'da tanıdıkları veya akrabaları olan yöneticiler oyuncu getirmeye başladı.Başlangıçta oyuncunun pozisyonu ve boyu konusunda oldukça ilginç hikayeler yaşandı, kısa süre sonra sürprizle karşılaşmak istemeyen yöneticiler benim dergilerime müracaat etmeye başladılar.
Daha sonra, iletişimin kolaylaşması nedeniyle dergilerimin papucu dama atıldı ve ardından internetin çıkışı ile birlikte bu dergiler de diğerleri gibi ortadan kayboldu.

Geçtiğimiz gün tesadüfen gözüme çarpan dergilerin içinde benim basketbola daha çok bağlanmamı sağlayan çocukluğumun kahramanlarını ve bana ilham veren siyah beyaz fotoğrafları görünce bu resimleri blogda paylaşamamın iyi bir fikir olduğunu düşündüm.
Belki bu sayede, o dönemde aynı heyecanı paylaştığımız bazı basketbol tutkunları da eski günlerini anımsarlar.




Krešimir Ćosić  (Kasım 26, 1948 – Mayıs 25, 1995) 

İlk foto antrenman sahasında defalarca denediğim bir hareket .
Çok uzaktan turnike adımı yaptıktan sonra, çembere ulaşmak için havada makas hareketi yapan bir pivot 2.11 boyundaki 1995 yılında kaybettiğimiz KRESMİR KOSİC.
O zamanlar NBA değil NCAA bile bizim için ise bir rüyaydı.Dergide Avrupalı bir oyuncuyu yani bizden birini görünce çok şaşırmıştık. 

 1996 Ćosić became only the third international player ever elected to the world's Basketball Hall of Fame in Springfield, Massachusetts, the birthplace of basketball.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...