Ana içeriğe atla

NCAA TAKIMLARI


Naim Süleymanoğlu'nun Türkiye adına katıldığı ilk (1988) olimpiyat oyunlarında, basketbolda altın madalyayı Sovyetler Birliği, gümüş madalyayı ise Yugoslavya almıştı. ABD milli takımı ise bronz madalya ile yetinmek zorunda kalıyordu.




1988 ve daha önceleri ABD, basketbol milli takımları kolej takımlarından seçtikleri oyuncular ile Olimpiyatlara katılırdı. Eğer çok gerilere gitmezsek ABD Basketbol takımı 1972 yılında gümüş, 1984 yılında altın ve 1988 yılında bronz madalya almıştı.
1988 senesinden sonra ise NBA oyuncuları milli takımda oynama hakkını kazanınca sadece 2004 yılında bronz madalya alan ABD, 1992, 1996, 2000, 2008 ve 2012 yıllarında da altın madalyaya ulaştı.


TÜRK TAKIMLARI


1970 lerden başlamak üzere bazı Türk takımları sezon öncesi NCAA takımları ile maç yapmak üzere Amerika'ya gitmeye başlamıştı. 1974 yılında Amerika'ya giden Galatasaray takımının kadrosunda bulunan şanslı oyuncularından biri de bendim.
Hatırlayabildiğim kadarıyla daha sonra Eczacıbaşı ve A milli takımlarımızda hazırlık maçları  yapmak üzere Amerika'ya gittiler.


Öndekiler soldan sağa : Nur Germen,  Baba Özer ( Salnur ) , Nusret Işıldaksoy, Doğan Hakyemez.
Ayaktakiler : İzzet Sürücü,Cem Akdağ,Cihangir Sonat ,Süha Özgermi'nin eşi ve Süha Özgermi Can Tengizman.

MAÇ SONUÇLARI

Maalesef o yıllarda Avrupa'da kayda değer başarılarımız yoktu ancak tecrübe ve yaş olarak kolejde okuyan oyunculardan çok daha avantajlı olan kadrolarımız hazırlık maçlarının çoğunu kaybediyordu.

1970'lerde yurt dışına çıkış, hele Amerikaya gitmek çok kolay değildi,sanırım mağlubiyetlerin bir nedeni oyuncuların basketboldan çok seyehatin tadını çıkarmayı tercih etmeleriydi.


Cem Akdağ,İzzet Sürücü,Doğan Hakyemez,Can Tengizman,Nur Germen,Nusret Işıldaksoy,Özer Salnur,Cihangir Sonat,Süha Özgermi,Antrenör Bill Olheim (Antrenörümüzün evinde akşam yemeği)


Ancak ben yine de geçmişe baktığımda, milli takımımızda oynayan tecrübeli oyuncularımızın kendilerinden bu kadar küçük yaştaki oyunculara karşı mağlubiyet almalarının sebeplerinden birinin de basketbola bakış açısından  kaynaklandığını düşünüyorum.

Kolej oyuncularının, agresivliklikleri, takım olma istekleri,disiplinleri ve kazanma konsantrasyonları bizim sadece tecrübeye bağlı teknik ağırlıklı oyunumuza karşı üsütün geliyordu.

Ön yargı iki ucu keskin bıçak, siz o agresivlik ve atletizim ile başa çıkmanızın zor olduğunu düşünürken, onlar sizin yaşınızı tecrübenizi hiç umursamadan karşısındaki kim olursa olsun  yenmeye çalıyor.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...