Ana içeriğe atla

BİR YILDIZ OYUNCU NASIL YETİŞTİ







Ne zaman bir yıldız oyuncunun hayat hikayesini dinlesek , yaşadığı zorluklar karşısında gösterdiği çabaya hayranlık duyarız. 
Ancak o, bizim için geçmişin imkansızlıkları içinde yaşanmış bir hikayeden başka bir şey değildir.

Zaman geçtikçe tabii ki şartlar değişecek ve imkanlar artacaktır ancak asırlar geçse de insanların yaşadığı duygular hiç bir zaman değişmez.

Zamana ve şartlara bağlı olan bu zorluklar olsa olsa duyguların daha da güçlenmesine yol açar.


Melih,Azmi, Mehmet, Şadi, Aytek, Cem, Sami, Levent , Cevat, Ömürden , Kemal, Efe .

Geçmişte yaşanılan başarılardan ilham alabilmek için biraz olsun o zamanki şartları hatırlamakta yarar var.


1970’LERDE BASKETBOL TAKIMLARI

SPOR SERGİ SARAYI       GÜNEY SANAYİ - GALATASARAY 

O yıllarda Türkiye birinci liginde şampiyonluğa oynayan çoğu takımın salonu yoktu, benim oynadığım takım ise önemli bir ayrıcalığa sahipti nizami ölçülerde olmayan, neredeyse yarı saha boyunda bir salonda antrenman yapardık. Size, yardımcı koçun, doktorun, masörün, kondisyonerin olmadığı, başkaları için beş sene önce dikilmiş formaların giyildiği bir dönemden bahsediyorum..

Ve bu şartların sadece a takımlar için  olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım ... Varın alt yapının halini siz hayal etmeye çalışın.....



İŞİN SIRRI ,YETENEK, ZEKA, KARARLILIK VE İNATÇILIK

Tüm bu imkansızlıklara rağmen koçun zeki olması  oyuncunun yetenekli olması ve hepsinden önemlisi her ikisinin de kararlı olması halinde başarı bir şekilde geliyor.



MELİH  AYDAN SİYAVUŞ KEMAL EFE CEVAT

SADECE ÜÇ SENE YETER Mİ?

Konu ,basketbola oldukça geç başlayan, neredeyse yıldız kategorisinde hiç resmi maça çıkmayan takım arkadaşım Efe Aydan'ın genç takımdaki ilk senesinde duayen koç Aydan Siyavuş ile tanışması ve ardından üç sene gibi kısa bir sürede birinci ligi kasıp kavuran bir oyuncu haline gelmesi.

TEMEL BİLGİLER DEĞİŞMEZ

Bu süratli gelişiminin nasıl başladığını ve ilk senesini biraz olsun hatırlayabiliyorum ancak bu kadar kısa süren gözlemimin, bugün tüm alt yapı koçlarına ve oyuncularına ilham verecek ve örnek olacak temel bilgiler verebileceğini düşünüyorum.



OYUNCU SEÇİMİ

Bulunduğunuz dönemde oyunu domine eden pozisyon ne ise, o pozisyona uygun bir fizik, uygun bir yetenek bularak başlangıç yapmak gerekli .

1970 ‘li yılların basketbolunu, hiç dripling yapamayan sadece pota altında oynayabilen Pivot pozisyonundaki oyuncular domine ediyordu...

TEMEL TEKNİK


Oyuncuya temel teknik verirken yetenekli olduğu konuların üzerine gitmeli, gerektiğinden fazla bilgi yüklememeli.

Siz kısalar ile bir potada çalışırken, diğer potada, en fazla iki ya da üç oyuncuyla yapılan temel teknik çalışmalarını özetlemek çok da zor değil.

Alçak post bölgesinden topu almak ,dönerek ve zıplayarak şut atmak, yine alçak post bölgesinden topu aldıktan sonra çengel atış ve ona benzer bir iki farklı atış yapmak. Yüksek post bölgesinden zıplayarak yakın mesafe atışları. 

Ve bitmek bilmeyen box ,ribaunt ,ilk pas çalışmaları .

Belki bunlar size her antrenörün yaptırabileceği çalışmalar gibi gelebilir.

Ancak az ve öz olan bu hareketlerin özenle seçilmiş olması ve bundan da önemlisi bu hareketleri, oyuncuyu sıkmadan defalarca tekrar ettirecek motivasyonun sağlanması işin zor kısmıdır.



BESLENME

Günümüzde artık diyetisyenler var, özel beslenme programları ve ilave vitaminler ile oyuncuların gelişimine katkıda bulunuyorlar. Ancak eğer kendinizi bir diyetisyene teslim etmediyseniz, sokağa çıktığınızda fast food ve sentetik gıdalardan başka yiyecek bulmakta zorlanıyorsunuz.
Bu nedenle eğer alt yapı ile ilgilenen diyetisyeniniz yoksa, tüm basketbolcu adaylarına bu konun ne denli önemli olduğunu anlatmak ve adeta bir diyetisyen gibi onları yönlendirmek yine koçun işi oluyor.


O zamanlar her hangi bir oyuncu için çok özel bir diyet uygulandığını hatırlayamıyorum.
Ancak o yıllarda tüm çocukların tercih ettiği kaşarlı  ve sosisli tosttan kaçınılarak çocuklara ev yemeği yenmesi tembih edildiğini özellikle Anadolu’dan gelen oyuncular için lokantalar ile anlaşmalar yapıldığını duyuyordum.
Daha sonra yıldız olan Efe Aydan'a , Aydan abinin akşamları yemekten sonra elindeki kocaman kavanozun içinden fındık ,fıstık, kuru üzüm yedirdiğini bugün bile gayet iyi hatırlıyorum.





KONDİSYON VE AĞIRLIK

Artık günümüzde her takımın bir kondisyoneri var. Hatta birçok profesyonel, yaz aylarında özel kondisyoner ile çalışıyor.  Büyük ihtimalle burada anlatacaklarım size pek ilginç gelmeyebilir.

Ancak geçmişte basketbol koçları tarafından yaptırılan bu çalışmaların, o zamanki kısıtlı bilgilerin ışığında çok başarılı çalışmalar olduğunu unutmamak gerek.

Eskiden takım antrenmanlarında, önceleri yabancı kitaplardan tercüme edilmiş, daha sonra ise Almanya’da ( basketbol değil ) takım sporları konusunda eğitim almış kondisyonerlerin tavsiye ettikleri programlardan yararlanılıyordu.

Bu konuda hatırladıklarım biraz sınırlı : Programlar on gün sürüyordu ve kısa mesafe deparları çok fazlaydı.

Ağırlık çalışmalarında ise, halter barlarının boynumuza gelecek olan kısmına havlu sararak  yumuşatmaya çalışır ,çıplak halterler ile, tam squat, yarım squat , omuz ve kol çalışmaları yapardık.

Hatta yanılmıyorsam Efe bu  çalışmalar sırasında halteri sırtlarken, boyun kemiği zarar gördüğü için uzun süre boyunluk takmak zorunda kalmıştı.

Burada bahsetmeden geçemeyeceğim, duayen antrenörlerin hocası Cavit Altunay, o yıllarda bizi günümüzde önemli bir yeri olan izometrik çalışma ile tanıştırmıştı.



EĞİTİM

Oyuncunun eğitimine yardımcı olmak, onun hayatına olumlu anlamda yön vermek koçun görevi gibi gözükmese de, özel yeteneklerin ebeveynler tarafından yıpratılmasına izin vermemek için bu konuda da yardımcı olmak gerekebilir. 

Aydan abinin Efe'nin derslerinde yardım ettiğini ve yüksek okuldan mezun olması konusunda yardımcı olduğunu çok iyi hatırlıyorum.





İHTİSASLAŞMA VE PSİKOLOJİ

Her konuda olduğu gibi, sporda da teknik gelişmeler kaçınılmaz olarak ihtisaslaşmalara yol açıyor. Günümüzde üst düzey takımlar, ekiplerinde, kondisyoner ,doktor, diyetisyen ,mentörler hatta psikologları istihdam ediyorlar.
Ancak tüm sporlarda olduğu gibi basketbolda da oyuncunun kendine bilgi veren veya yöneten kişilere inanması şart.
Günümüzde, yardımcı antrenörüne ,istatistikçisine, kondisyonerine, inanmadığı için performansı düşen yüzlerce oyuncu var.



Bilmiyorum, o zaman ki koçlar ile oyuncuların arasındaki ilişkiler bu güne taşınabilir mi ?

Ancak gerçek olan bir şey var ki, o zamanlar takım koçluğu yapanlar aynı zamanda bugün kişisel koç ve yaşam koçu başta olmak üzere tüm ekibin işini yapıyorlardı.

Belki de bu sayede koç , oyuncu ve takım hep birlikte başarılı sonuçlara ulaşıyorlardı.




Yorumlar

  1. sayın hocam, ülkenin %90'ı hala bu şekilde çalışıyor :)
    bir çoğumuz hem antrenör hem kondisyoner hem masör hem mentör hem fizyoterapist hem de malzemiciyiz :))

    YanıtlaSil
  2. Ama hala yukarıdakine benzeyen bir hikaye duymadım. Üzücü olan da bu.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...