2
Ağustos 2016 tarihinde Antalya’da yapılan seminerde Yüksek Tempolu basketbol
ile ilgili bir konuşma yaptım.
Yaklaşık
on senedir katıldığım tüm seminerlerde bu konu üzerine konuşuyorum. Ve
anlattıklarım genellikle 2000’li senelerin başlangıcında uyguladığım bir
sistemi içeriyor.
Aslında
bu felsefe, yaklaşık 40 yıl önce yıldız takımda oyuncuyken başlayan ve bugün halen
devam eden araştırmalarımın ve uygulamalarımın bir sonucu.
Bu
nedenle konuşmamı, 40 yıl öncesinden bugüne kadar hızlı hücum ile ilgili
bildiklerim sıralayarak vermeye çalıştım.
Altyapıdan
başlayan ve sonunda bugünün üstyapısında uyguladığım hızlı hücum basketbolunu
kronolojik olarak anlattım.
Bana
yardımcı olan genç takım oyuncuları ile, her dönem ait olan drill serilerini gösterdim.
Ayrıca bu çalışmalar sırasında altı çizilmesi gereken detayların neler olduğunu
belirttim.
Aşağıda
bu konuşmamın bir özetini bulacaksınız .
İleride
bu iki saatlik konuşma sırasında anlatmaya çalıştığım sistemlerin teknik
detaylarını içeren bilgileri vermeye çalışacağım.
KLASİK
HIZLI HÜCUMA GİRİŞ VE TEMEL BİLGİLER
Bu
bilgiler 1970 ile 1990 yılları arasında duayen antrenörlerden öğrendiğim ve
daha sonra görev aldığım alt yapı takımlarında uyguladığım çalışmaları
içeriyordu.
Katı
kuralları olan ancak o dönemde hiç sorgulanmayan bu hızlı hücum çalışmaları,
oyuncuları keskin bir şekilde guard forvet ve pivot olarak üç pozisyona
bölüyordu.
Her
oyuncunun vazifesi belliydi, örneğin pivot topu yere vurmaz, guard topu almadan
ileri koşmaz, forvet ona ayrılan kulvardan koşardı.
PAS VE
CUT SERBEST TRANSITION
Daha
sonraki bölümde ise 1990 ile 2003 yılına kadar erkek genç milli takımında uyguladığım, hatta bu
gün bazı milli takımların oynadığı hızlı basketbola çok benzeyen bir hücum tarzını
anlatmaya çalıştım .
Bu
sistem, dört tane aynı boydaki ( uzun forvet ) oyuncu ile oynanabiliyordu.
Takımın
kısası haricinde diğer dört oyuncudan birbirine benzeyen görevler isteniyordu .
Oyun tarzı
pas ve cut’a dayanıyordu.
Ancak
oyuncuların fiziki yapıları ve kulüplerde edindikleri alışkanlıklar nedeni ile bu
sistemden vaz geçmek zorunda kaldık.
Bazen, bu gün ülkemizde üç numara pozisyonuna
uygun oyuncu bulamamamızın sebeplerinden
biri de budur diye düşünüyorum.
SEKSEN
ŞUT
( Kendiliğinden ortaya çıkan bu sistemi isimlendirmek
oldukça zor . Normal olarak bir maçta takımların 60-70 aralığında olan toplam
şut miktarını seksene çıkarmayı amaçlayarak çalışmalara başladığımız için böyle bir
ismi tercih ettim.)
Ev
sahibi olduğumuz için katılacağımız Avrupa şampiyonasında daha önce hiç
yenemediğimiz ve bizden çok daha güçlü takımlara karşısında ne yapacağımızı
ararken ortaya çıkardığımız basketbolu...
Bu
tarzın laiki ile uygulanması halinde geniş rotasyona gerek duyulması ve dünya
basketbolunda her yıl artan tempoya uyum sağlanması açısından alt yapı için çok
uygun olduğuna inanıyorum.







bu süreci yakından takip eden birisiyim
YanıtlaSil2000'li yılların başında ilk antrenörlük kursuma katıldığım yıldan bu yana kurs ve seminerlerinizde bulundum
özellikle hızlı hücum öğretilerinizi ve sete sette oynattığınız ikili üçlü oyunları hep kullandım
soranlara da cem akdağ basketbolu oynatıyorum dedim
Bunları duymak çok güzel. yardımcı olabileceğim bir şeyler varsa email yolu ile yazabilirsiniz cakdag6@yahoo.com
YanıtlaSilsağolun hocam :)
Silşu blog'u yazmanız bile Türk basketboluna çok büyük bir katkıdır