2010 senesinde Abdi İpekçi Spor Salonu’nda Rüya Takımı’nı izlerken oyuncuların hemen yanında oturuyordum.
Açıkçası ben NBA yıldızlarının başındaki bir kolej koçunun davranışlarını izlemeye gitmiştim.
Bu derece disiplinli bir koçun, hepsi birer yıldız olan oyuncular karşısında nasıl davranacağını görmek istiyordum.
Ancak tüm yıldızlar son derece disiplinli hareket ederken sevimli bir velet olmadık laubali hareketler yapıyordu , kısa sürede oyundan alınmasına rağmen dışarı çıkarken de gülümsemeye devam ediyordu.
Aklımdan bu çocuk bu cesareti nereden alıyor, bu özgüven nereden geliyor diye düşündüğümü ve hemen ardından, zaten fiziği de çok zayıf her halde kısa sürede kaybolur gider diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Sanırım bu sorunun cevabını yıllar sonra Stephan Curry’in hayatının anlatıldığı “Altın Bilek” adlı kitapta geçen bir bölümde buldum , özel bir eğitim sisteminde..
MONTESSORİ OKULLARI
İtalya’nın ilk kadın doktoru olarak bilinen ve kadın hakları alanında öncü isimlerden birisi olan Prof. Maria Montessori’nin ( 1870- 1952) ismiyle özdeşleşen Montessori Eğitim Metodu , kişileri doğumdan itibaren yetişkinliğe adım atana dek bilimsel ölçütlerle takip etmeye dayanan ve buradan elde edilen veriler ışığında , özellikle çocukların ve zihinsel engelli çocukların okul öncesi ve ilk okul düzeyinde farklı psikolojik tekniklerle eğitilmesi üzerine kurulmuş olan bir sistemdir.
Bu sistem uyarınca , her insan doğuştan öğrenme merakı olan bir ruha sahiptir ve her bir ruha doğru biçimde hitap edebilmek için öğrencilerin her birisine özel yaklaşımlarla eğitim vermek gerekir.
Günümüzde bu sistemi benimseyen eğitim kurumları tüm dünya çapında bir hayli yaygındır.
CURRY , annesinin kurucusu olduğu ve müdürlüğünü yaptığı Lake Norman Hristiyan Montessori Okuluna geçti.


Yorumlar
Yorum Gönder