Ana içeriğe atla

NUMARALI HIZLI HÜCUM (9 YAŞINDAN 29 YAŞINA KADAR)




Asıl mesleği koçluk olmayan genç bir adam takım elbise giymiş ,taktik tahtasının önüne geçmiş ve; “ Şu anda 9-10 yaşındaki kız basketbolcuları çalıştırıyorum. Ligimiz, altı dakikalık dört periyottan oluşan maçlar şeklinde oynanıyor. ( Toplam süre 24 dakikada) 

Takımım maç başına ortalama 75 sayı ile oynuyor! Ve onlarla gurur duyuyorum.”diyor.




Paul Westhead Pat Rilley  ( Laker Ball ! )


Paul Westhead’in “ Run and Gun” adı ile oynattığı yazıya başlamadan önce utube’da görüntü ararken yukarıda bahsettiğim videoyu gördüm. 
Ve aşağıdaki sistemin her yaş gurubuna uyarlanabileceğini düşünerek bu paylaşımı yapıyorum. 

NUMARALI HIZLI HÜCUM 4 SANİYEDE BİR BASKET 


Öncelikle aşağıda yazılanların bundan 30 sene önce gerçekleştiğini belirtmemde yarar var . 
Ve bugün benim katılmadığım birçok bilgi içerdiğini belirtmeliyim. 

LOYOLA MARYMOUTH 

1990 yılında Loyola Marymouth Kolej Ligin ‘de ( NCAA ) ortalama 122.4 sayı ile bir rekorun sahibiydi ve hiçbir takım bu rekorun yanına bile yanaşamadı

O yıllarda maçların adeta bir güreş maçı görüntüsünde olduğundan şikayet edenler vardı.

Paul Weasthead’ın uyguladığı bu sistem ,bazılarına sıkıcı gelen basketbolun kurtuluşu gibi gelmişti. 

Dale Brown’nın bu basketbol ile ilgili benzetmesi de çok hoş; 
Sahada, hala çalışmakta olan bir kurutma makinesinin içinde unutulmuş bir çorabı seyreder gibi oldum.

Dışarıdan sokak basketbolu gibi gözüken bu tarzın uygulanabilmesi için Weasthead; koçların ve oyuncular 40 dakika süresince tam bir konsantrasyon içinde olmak zorunda olduğunu söylüyor. 

Bu sistem için gereken en önemli şey “Kondisyon”. Kondisyon kazanmak için o yıllarda, aynı bizlerin de yaptığı gibi sezon öncesinde deniz kenarına giderek, kumda koşular çok revaçtaymış, daha sonra ise neredeyse tüm oyuncuların nefret ettiği atletizm pistindeki çalışmalar... 

Los Angeles Lakers oyuncusu Kurt Rambis bir Loyola takımının bir antrenmanına katılmış ve antrenman sonrasında “ Siz delisiniz bir daha hayatta antrenmanınıza katılamam” demiş.

Yardımcı koçlardan birinin anlattığı şu komik hikaye işin nerelere vardığını gösteriyor ; rakip takımlar faul çizgisine gittiğinde özellikle ikinci atışı sokmaya çok özen gösteriyorlardı ,çünkü kaçan topun ribaundu sonrası , hemen sayı atıyorduk. 
Weasthead de bu basketin süresini, üç ya da dört saniye olarak belirtiyor.

Her maçta ortalama 50 defa Üçe iki hızlı hücum yaşamalarının sebebini de yaptıkları prese bağlıyorlar. 

DIŞARIDAN GÖRÜLDÜĞÜ KADAR KOLAY DEĞİL 

Weasthead ; “En başta tüm oyuncular bu sistem de oynamak istiyor ancak belirli bir süre geçtikten sonra diğerlerinden biraz daha iyi olan oyuncular baş kaldırmaya başlıyor ve bana gelerek  ,koç bizim için bir iki oyun koyabilir misin? gibi isteklere ileri sürüyorlar” diyor.

Maç başına top kullanma sayısı ile ilgili şöyle bir bilgi var : Bundan 15 yıl önce NCAA da 189 takım hücumda 70 pozisyon ile oynarken bugün 30 takımın bu kadar pozisyonun üzerine çıkıyor. 

Bir koç ise ; yavaş tempoda % 20 zorlama ( el üstü vs..)   atış yaparken yüksek tempoda % 11 civarı yaptığını söylüyor.

Hızlı hücum sonunda boş olarak yapılan bir uzak atış erken atıldığı için tenkit edilirken, kontrollü hücum sırasında zorlama bir atış da tenkit ediliyor. Bu konuyu biraz düşünmek lazım!

SİSTEM 

Aşağıdaki videoda koyu renkli forma giyen takımın yaptığı hızlı hücumun çizimlerini göreceksiniz . 
Onun altındaki çizimleri biraz inceledikten sonra aynı videoyu tekrar izleyin ,kaos gibi gözüken hücumların çok çalışarak elde edilmiş alışkanlıklar olduğu ortaya çıkıyor.






Kurallar çok katı ve oyunculara verilen görevler çok net. Her ( numara) oyuncu, kendine verilen görevi yapacak. Kesinlikle başka bir kulvardan koşmak veya farklı bir işe soyunmak yasak. 

 
Basketten sonra topu 5 çıkarır 1 kenara açılır . 3 sol 2 
sağ kulvarlardan koşarken 4 topun çıkarıldığı ters dirseğe koşacak.




 1 önce 2 ye pas, yoksa çembere gidiş, önü kapalıysa 2 ye pas ve 2 küçük atış. 1 çapraz koşu yapan 3 e pas ve 3 çembere giderek yakın atış.

          


1 çembere giderek yakın ya da üçlük atış . 1 ters dirseğe koşan 4 e pas .



 

4 ters diresekten top tarafına çapraz kat yaparken 5 onun boşaldığı yere yani dirseğe koşar. 1 pası 2 ye verince 2 pota altına inen 4 e verir.


2 topu 5 e verirse  5 topu savunmasının arkasına 
almış olan 4 e verebilir 1 topu 5 verir 5 şut veya 3 e pas verebilir .



Eğer bu opsiyonların hiçbirinden sonuç alınmamışsa ters tarafa top döndükten sonra 4 top tarafına kat eder bu sırada önce 1 sonra 5 2 ye perde yaparak onun tepede topu almasını sağlarlar .









Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...