Ana içeriğe atla

DERRICK ROSE / İSPAT




Son yıllarda ünlü NBA oyuncularının hayatları ile ilgili birçok kitap tercüme edildi, sanırım en son tercüme edilenlerden biri de bu kitap. 


Derrick Rose, diğerleri kadar (Magic, Jordan, Lebron ,Kobe, Durant ) çok popüler bir oyuncu değil.

Ancak inanılmaz bir atlet bununla birlikte insanları şaşırtacak hıza sahip bir oyuncu. 


Ciddi diz sakatlığı geçirdikten sonra, tekrar geriye dönmek için ciddi bir savaş vermiş. 

Kitap, Rose’ın çocukluğundan, basketbol ile tanışmasından, ilk okul ve lise yıllarında yaşadıklarından, siyahi oyuncuların çektiği sıkıntılardan NCAA ve NBA’de yaşadıklarından bahsediyor. Ancak kitaptan çıkarabildiğim kadarıyla entelektüel düzeyinin bayağı düşük olduğunu düşünüyorum. 

Yapmış olduğu yanlışları “gençlik işte, yapmamalıydım” şeklinde verirken, yapmış olduğu yanlışlara verilen cevapları ve cezaların haksızlık olarak nitelendirmesi biraz abes kaçmış.

 

 

J.Kidd benim kadar atletik değildi. O, benim kadar atletik olmadığı içi, tüm emeğini yaptığı işleri en iyi şekilde yapabilmekte uzman hale gelip, sahip olduğu yetenekleri kullanıyordu. 

 

Daha en başında insanın üzerinde bir beklenti yaratıyorlar. Lisede her gece aşırı baskı altında oynamak zorunda kalıyorsun. Şimdi bunun ilkokulda yapıyorlar. Ama diğerlerinin arasından sıyrılıp bir ölçüde başarıya ulaşan çocuklar, böyle sağlam oyunculara dönüşüyor.

 

Cal, bana bir amaç doğrultusunda oynamayı öğreti. Her dripling bir amaç için. Bunu gerçekten Kobe’den aldım.

 

Cal, rakiplerimi tek bir hamle ile geçtiğimi söylüyordu, öyle ise geri dönüp rakibi utandırmaya gerek ne var? Topla çok fazla oynayıp birini utandırmaktan bahsediyorum.

 

Kobe’nin her top sürme hamlesi ile karşısındakine tuzak kurmayı amaçladığını söylediğini hatırlıyorum.

 

O yıl Ömer Aşık 3. Maçta sakatlandı. Ömer sakatlanmasaydı serinin gidişatını değiştirebilirdik.

 

İlk çeyrekte beni ikili sıkıştırmalarla tuzağa düşürüyor, maçın başında beni yorarak enerjimin tükenmesini sağlamaya çalışıyorlardı.

 

Sakatlık sonrasında oyunumu oynamak yerine insanların tutumuna karşı savaş vererek, süreci yanlış yönettim. Kendimi geliştirmedim.

 

Doğru yerde bir şeyler yaparak iz bırakmak istiyorsanız, bunu eğitimle yapmalısınız.

 

TV izleyip dergileri karıştırırken başka hayatları yaşayan insanları görürsünüz ama bu size gerçek gelmez. Ancak içine girdiğinizde neler olduğunu anlayabilirsiniz ve olayların seyrini değiştirebileceğinizi anlarsınız. 

 

Oyunu şut atmadan kontrol etmeyi öğrenmemin sebeplerinden biri de benden yaşça büyük çocuklarla, yetişkinlerle çok fazla oynamış olamam. Onlarla oynarken sürekli atış kullanamazsın, yoksa oynamana izin vermezler. 

 

Oyunu değiştirebileceğimi ama oyunu değiştirmek için sayı yapmak zorunda olmadığımı biliyordum. Süratim, zamanlamam ve reaksiyon kabiliyetimle bunu yapabilirdim. 

 

Lisede çok set bir disiplin ortamı vardı ve bunun nimetlerini bugün bile görüyorum. Topu elinde fazla tutan, iyi düşünülmemiş pas verenin başı belaya girerdi.

 

Benim üstün yönlerimden biri, bir oyuncunun bir sonraki hareketini önceden kestirebilmemdi. Bu yetenek oyuna bütünüyle farklı bir bakış açısıyla yaklaşmanızı sağlar. Sanırım yaptığım bunca asisti buna borçluyum.

 

Kolejde daha fazla ün kazanıyorsun. NBA’de zengin oluyorsun ama lisedeki rekabet orada yok.

 

Basketbol sahası harika bir yer, dünya da böyle olmalı herkesle kıran kırana mücadele veririm ve sonrasında el sıkışırım 

 

Erkek kardeşim şu nedenle hapse atılmış, Takımınıza beni mi alacaksınız, yoksa erkek kardeşimi mi? Erkek kardeşimin sahada benim yaptıklarımla bir ilgisi yoktu.

Deliye dönmüş mekândan çıktığımı hatırlıyorum.  

 

Lou Deng, vücut yenileme uygulamalarıyla ilgileniyordu. Muhteşem performans sergilediği bir maçtan sonra bile vücut sağlığını korumak için bir şeyler yapıyordu. Pedal çeviriyor, ağırlık kaldırıyor ya da kontrast egzersizleri uyguluyordu.

Clevland’da Lebron’un da bedenine ne kadar özen gösterdiğine şahit olup yeni şeyler öğrendim. Her sabah mutlaka bir şeyler yapıyordu: ağırlık kaldırma top egzersizleri.

 

Bedenimi tanımam gerekiyordu. Hangi gıdaları tüketmem gerektiğini, nasıl esnemem gerektiğini ve vücudumu eski formuna kavuşturmanın yollarını öğrenmem gerekiyor.

 

Çoğu oyuncudan daha hızlı olduğum için iyileşme sürenin daha uzun süreceğini söylüyordu. Sakatlanana kadar bu söylenenleri önemsemedim. Ancak vücuduma herkesten daha fazla dikkat etmeliydim. Bu acı tecrübeler ile bana ders oldu.

 

Çok fazla ip atlayıp merdiven egzersizleri yapıyordum.

 

Del Harris, toplantı sırasında onun alan savunmasıyla dalga geçip güldüğümü zannetti. Her zaman yaptığı gibi tüm takımı azarlayıp benim ve takımın bir boktan anlamadığını alan savunması hakkında altı kitap yazdığını ve alan savunmasını onun kadar kimsenin bilmediğini anlatmaya başladı.

 

Aşırı agresif bir oyunla çok fazla öne çıkmayı sevmem. Arkadaşlarımı bir kenara atıp bir takıma karşı 25 şut denemem. Yeterince iyinsen, top seni bulur. 

 

D-Wade, faul yaptırmanın bir yolunu bulduğu için zorlu bir rakipti. Çok iyi bir şutör değildi 

( Lebron’da öyle ) ama faul almasını bilen oyunculara karşı oynamak zordur. 

 

Ömer’in yokluğu büyük kayıp olduğunu söyleyecektir. Ömer’i Jo ve Kurt Thomas’la birlikte oynadığımızda Miami’ye sıkıntı yaşatıyordu. Ömer’in atletizmi sıçrama yeteneği Miami’ ye sorun yaratıyordu. 

 

Büyük oyuncuları diğerlerinden ayıran şey de bu, her şeyden biraz alıp oyununa katabilmiş adamlar.

 

Tyler Perry 

 

Joakim ,Kurt Thomas gibi isimlerle oynadım ne tür dallamalar olduklarına tanıklık ettim. 

 

En iyi intikam başarıdır.

Frank Sinatra

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...