“Yeni jenerasyon çok farklı, yeni jenerasyonu anlamak çok zor, siz onları anlamazsınız...”
Alt yapı ile ilgilenmeye başladığımda, sürekli olarak duyduğum sözler bunlar…
Bu sözleri duyduğunuzda, adeta asırlardır kabul gören etik değerler ile artık yaşamanın imkansız olduğu hissine kapılıyorsunuz.
Bireyselliğin ön plana çıktığı bu süreçte, nazik olmak, hoşgörü göstermek, alay etmeden gülebilmek, yardımlaşmak, fedakârlık etmek gibi, insan olmanın gereklerini yerini getirmek çoğu kişi tarafından güçsüzlük, zaman kaybı, hatta bazıları için “sahte davranışlar” gibi algılanıyor.
Bir altyapı koçun ilk görevi birbirine yardım eden, birlikte üzülüp birlikte sevinen bir grup oluşturmak.
Bugün, üst seviyede (NBA) basketbolun oynanma şekli değişiyor ve takım kavramı yerine bireysellik ön plana geçiyor.
Hatta günlük başarılar peşinde koşan Amerikalı bir antrenör oyunun tüm güzelliğini görmezden gelip, “Eğer maç boyunca hiç pas vermeden topu potaya atarsanız, hiç top kaybı yapmazsınız” diyebiliyor.
Bu vahşi gidişattan biraz olsun çocuklarımızı nasıl uzaklaştırabiliriz, çocuklara paylaşma ve yardımlaşmanın verdiği hazzı nasıl anlatabiliriz?
Bunun bir yolu var ancak hiç de kolay değil
“Paslaşarak!”
Çocuklarımıza paslaşmanın dripling yapmaktan daha zor ancak daha yararlı bir teknik olduğunu anlatmalı ve antrenmanlarda daha fazla pas çalışmaları yapmalıyız.
Onlara, yerle paslaşmanın (yani dripling yapmanın) her zaman mümkün olduğunu, ancak pas vermek ve pas almak için bir ARKADAŞA ihtiyaç duyulduğunu anlatmalıyız.
Ancak unutmayın, bu çok meşakkatli bir iş çünkü rakip siz paslaşmamanız için elinden geleni yaparken, veliler ve çocuğun taraftarları “pas verme at!” diye bağıracaklar…
Yorumlar
Yorum Gönder