Ana içeriğe atla

OYUNCU YETİŞTİRMEK ÜZERİNE

Yetenekli oyuncuyu önceden keşfetmek ve bulmak ayrı bir sanat, bu sanatı en iyi şekilde icra eden sevgili Namık Yazlar'ın geçen seneki oyuncularını çalıştırma fırsatını ele geçirdim. 

Ve edindiğim tecrübeleri burada paylaşmaya devam ediyorum.


KADERE İNANIR MISIN?


Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada gördüm ve çok hoşuma gitti. 

Bir Hint fakirine, "kadere inanıyor musunuz?"  diye soruyorlar. 

O da, bazı durumlarda evet ancak bazı durumlarda da hayır diyor, ardından ekliyor; "22 yaşından sonra boyunuz uzamaz bu kaderinizdir, ancak 22 yaşından sonra kilonuzu kontrol edebilirsiniz, 150 kg olup bu benim kaderim diyemezsiniz." diyor.


Basketbol altyapısında da böyle, oyuncu olabilmek için birçok parametre var bunların bazılarını değiştirme şansına sahipsiniz ancak bazıları var ki onlara dokunmak şimdilik imkansız gibi gözüküyor. Boy , Yetenek ve Basketbol aklı . 


Çalışarak geliştirebildiğimiz diğer parametreler ise oldukça fazla, zaten tüm çalıştırıcılar bunların üzerinde uğraşıyor, yarışıyor, tartışıyor.


Ancak aklımızın karıştığı diğer bir soru var ki, bence cevap vermek zor olduğu için geçiştiriliyor. 

 "Oyuncuların bireysel gelişimin hızlandırmak için oyuncuların takım içindeki rolleri ne olmalı ?"










Altyapı basketbolunda ilk beklentimiz oyuncu yetiştirmek olsa da “alınan mağlubiyetlerden” sonra bu konu pek gündeme gelmiyor. 

 

Kazanmanın, hem genç koçlar için hem de oyuncular için her zaman önemli bir basamak olduğunu hepimiz biliyoruz.

 

Bu nedenle, çoğu koç kazanmayı tek amaç olarak görüyor.


Oyuncu yetiştirmek konusunun üzerinde fazla durulmuyor.

  

Bu konuya, nasıl olsa yetenekli olan oyuncu herhalukarda kendini göstercektir düşüncesi ile yaklaşılıyor.

 

Çok da yanlış bir yaklaşım değil, oyuncunun her oynadığı maç veya yaptığı her antrenman tabii ki bir şekilde gelişimini sağlar. Ona kendini gösterme fırsatı sunar. 

 

Yukarıda bahsettiğim “ yetiştirme konusu üzerinde fazla durulmuyor ” cümlesini daha net bir şekilde ifade edecek olursak, boyu ve fiziki durumu durumu ile ileride uzun pozisyonunda oynayamayacak olan oyuncuların bu pozisyoda oynatılması denilebilir.



Acaba bu iki farklı amaç için ortak nokta bulup antrenmanlarımızı bu yönde düzenleyebilir miyiz?  

 

Oyuncuların gelişimini hızlı bir şekilde sağlarken aynı zamanda maçları kazanmak için nasıl bir yol izleyebiliriz.

 

Bu zor soruya cevap verirken, “oyuncu eğitimi” ve “kazanmayı” iki başlık gibi düşünmemiz gerekli.

 

Bunlarla paralel olarak, yetenekli bir iki oyuncuya bağımlı kalmadan daha fazla oyuncunun ortaya çıkacağı bir sistemi de devreye sokarak ideal bir eğitim sistemi yaratabilir miyiz?  

 

Daha fazla oyuncunun eğitimi ve gelişimi için gerekli olan üç faktör çok açık; yüksek tempo, agresif savunma ve top paylaşımı. (Sonuncusu biraz tartışmalı olabilir...)  

 

Tabii bunları belirli bir düzen ve belirli bir ahenk içinde istikrarlı bir şekilde uygulamak çok önemli. 

  

Kazanmak ise, oyuncu gelişimini en az aksatacak yöntemlerle maç içinde yapılacak koç manevraları ile ilgili.

 

Bunlar da rakip oyunculara göre yapılacak farklı hücum ve savunmalar, özel taktikler ve motivasyon çeşitleri oluyor.

 

Ancak tüm bu manevralar üç temel unsurdan kopmadan uygulanabilmeli.

 

Yıldız oyuncunun etrafına kurulacak bir düzen, yıldız oyuncunun ileride beklediğimiz çıkışı yakalayamaması nedeni ile tüm emeğimizin boşa gitmesine neden olacakken, yıldız oyuncunun ön planda olduğu ancak daha sistemli bir düzen için çalışmak beklenmedik oyuncuların ortaya çıkmasını sağlayabilir. 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...