Ana içeriğe atla

OĞLUMUN ( KIZIMIN ) HAKKINI YİYORLAR


 



Yarım asırdır her kademede görev almış bir basketbol adamı olarak genç oyuncular ile ilgili tecrübelerimi paylaşmak istiyorum. 


Başta veliler olmak üzere oyuncu yakınlarının, objektif olarak bakmak da zorlandıkları bu durum, trübünlerde ve salon dışında sürekli olarak hararetle tartışılan bir konu. 

 

Öncelikle değişen basketbol ve değişen basketbol ortamını göz önüne almanın şart olduğunu, eskilere takılıp kalmanın yanlış olduğunu belirtmeliyim. 

 

İlave olarak bu konuda yanılma payını çok yüksek olduğunu, geçmişte ve bugün bile umulmadık oyuncuların umulmadık yerlere geldiğini belirtmemde yarar var. 


Ancak yaşanan tecrübelerin gösterdiği sonuçları paylaşmak hiç olmazsa sizlere bir fikir verecektir diye düşündüm.

 

Oyuncuları değerlendirirken, başta oyuncunun yeteneği, fiziksel özellikleri, atletizmi, basketbol zekâsı gibi konular dışında, oynadığı kulüp, oynadığı lig ve en önemlisi şans faktörünü de göz önüne almakta yarar var. 


Kriterler konusunda eksikleri olan oyunculardan daha sonra bahsedeceğim ancak ;konuya beni en çok şaşırtan oyuncu türünden girmek istiyorum; müthiş fiziği ve atletik yetenekleri, teknik olarak inanılmaz özellikleri olan ve herkesin hayranlığını kazanan oyuncuların koçlar tarafından dışlanması konusu.  

 

Bu sorunu yaşayan üç farklı oyuncu tipi var; 

birincisi, beş kişilik oyunu bireysel oyun gibi algılayan ve oyun sırasında ne zaman ne yapacağını bilemeyenler, bu oyuncuların genel olarak sahadaki yerleşim, pozisyon ve süre ile ilgili hiçbir fikri olmadığı gibi öğrenmeye de hiç niyeti olmuyor. ( veya akıl edemiyor. ) .


Tek düşündüğü şey potaya gitmek ve topu potaya atmak. 

Takım oyunu konusunu aklına bile getirmeyen bu oyuncu, oyundan çıktığı zaman, atış dışında yaptıkları hiç düşünmeden kendini diğer oyuncular ile kıyaslıyor. 

 

İkinci tip oyuncu, takıma her konuda ortalama seviyede katkı veriyor ancak liderlik takıntısı var, ön plana geçmek istiyor. 

Maalesef seviyesi yeterli değil, bu nedenle koç ile yarışıyor. 

Bazı maçlarda ön plana çıksa bile kısa sürede takımın kimyasını bozduğu için dışlanmaya başlıyor.

 

Üçüncü oyuncu tipi; aynı özelliklere sahip ancak takımın üzerinde performans veriyor. 

Koç tarafsız davrandığında onu liderliğini kabul etmek zorunda. Ve çoğunlukla koç bunu kabulleniyor. 

Ancak liderliği devralan oyuncu koç ile ortak hareket etmiyor, elde etiği gücü şuursuzca kullanıyor ve koç kısa vadede alınacak mağlubiyetlere razı olarak bu oyuncudan vaz geçmek zorunda kalıyor. 

 

En son bahsettiğim oyuncu tipi, koç ile birlikte hareket ettiğinde hem koç hem oyuncu hem de takım karlı çıkıyor. 

 

Şimdi çok iyi olduğunu düşündüğünüz oyuncu tiplerini bir de bu gözle değerlendirmeye çalışın.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...