Oyun kurucu neden yetişmiyor?
Sanırım bu sorunun cevabını vermeden önce oyunun nasıl oynandığını bilmek gerek.
Bize, bir oyuncu ile ilgili soru sorduğunda,
Pozisyonu için, boyu uzun ( kısa )
Zayıf ( kilolu )
Çok iyi atlet,
Çok güçlü,
Çok çabuk,
Çok kuvvetli,
Hızlı koşuyor,
Savunması çok iyi,
Dış şutu var,
Orta mesafeden şut sokuyor,
Hücum ribaundu alıyor,
Her maç beş altı asisti garanti,
Sahayı iyi görüyor…
gibi, öncelikle fiziksel özellikleri ve ardından istatistiklere yansıyan bilgileri veriyoruz.
Biraz daha detay istenince, özel yaşamı ile bilgileri, örneğin, tam bir sporcu gibi yaşar veya kendine hiç bakmaz daha da önemlisi koç sözü dinler, dinlemez şeklinde bilgileri aktarıyoruz.
Aslında bu bilgilerden daha değerli bir kriter daha var, öyle bir kriter ki, yukarıda saydığım tüm özelliklerden çok daha önemli; oyuncunun oyunu ne kadar bildiği…
Özellikle, belirli bir seviyede ve uzun süre antrenörlük, yöneticilik, hakemlik, yorumculuk yapmış kişiler dışında basketbol ile ilgilenenlere “oyunu bilmek” konusunu açıklamak çok da kolay değil.
Bir uzun oyuncunun, ribaunt alması, orta mesafeden şut sokması arkası dönük bir iki pivot hareketi güzel yapması onu çok iyi oyuncu yapar ama bu oyunu iyi bildiğini göstermez.
Bir kısanın prese karşı top kaybetmemesi, dış şutunun iyi olması, her maç dört beş asist yapması onun iyi oyuncu yapar ama onun basketbolu bildiğini göstermez.
Oyunu bilmek çok farklı bir şey, oyunu bilmek oyunu kazanmak için, o maçta ve o anda neler yapılacağını bilmek demek.
Sonuca ulaşmak için "bilmek" tabii ki yeterli değil, ancak bu durumda, gerçekten “gücümüz yetmedi” deme şansına sahibiz.
Oyunu bilmesine rağmen hem teknik hem de fiziksel yetersizlikleri olan birçok arkadaşım, fiziksel ve teknik seviyesi çok yüksek oyuncular ile aynı ligde basketbol oynadı.
Hem oyunu bilip hem de teknik fiziksel özelliklere sahip olanlar ise bir şekilde milli takımların değişmez oyuncuları oldular.
Yorumlar
Yorum Gönder