Bireysel sporlarda sporcu tamamen kendinden sorumluyken, takım sporlarında oyuncuların gelişimi takımının uyguladığı düzenlere bağlı oluyor.
Burada ikilem şu; tüm takımı, bir, iki oyuncunun gelişimi için kullanmak veya tüm oyuncuların gelişimi için emek vermek.
Eğer bir yetenek yakaladıysanız, takımı tek bir oyuncu için kullanmak, hem oyuncu yetiştirmek hem de maç kazanmak için önemli bir fırsat.
Ancak bu durum, "son yıllarda" kimsenin umursamadığı etik değerleri yerle bir ediyor.
Eğer herkesin uyguladığı pick and rolle dayalı bir sistemle oynuyorsanız ve tek bir oyuncuya yatırım yapıyorsanız, diğerlerinin isyanını, “onun kadar iyi olsan seni oynatırdım “ mazereti ile kolayca bastırabiliyorsunuz.
Zaten siz bir şey söylemeseniz de, başka bir oyun tarzı yokmuş gibi, herkes baş rolü kapmak için sahanın içinde (daha çok sahanın dışında) mücadele veriyor.
Aslında Pick and roll dışında o kadar çok öğretilecek teknik var ki saymakla bitmiyor.
Topsuz oyuncunun ani koşusu, topsuz oyuncunun perde kullanması, topsuz oyuncuya perde yapmak, topsuz oyuncuya perde yaptıktan sonra adamı arkaya alarak top istemek topsuz koşu sonunda stop ile veya tek ayak üzerinden atış yapmak, perde çıkışında atış yapmak, bu oyuncuyu topla buluşturacak pası vermek.
Tüm bunların onlarca çeşidi olduğunu söylememe gerek yok.
Mesela henüz çoğunun Türkçesi bile olmayan ve mecburen orijinal isimleri ile öğretmeye çalıştığımız bazı topsuz koşu çeşitleri;
Brush, UCLA, Laser, Drift, Flare Shuffle, Iverson, Back, Front, Banana, Shallow, Vs…
Yorumlar
Yorum Gönder