Ana içeriğe atla

GENÇLERİN KARŞILACAĞI RAKİPLER KİMLER OLACAK


 





 Ben de herkes gibi altyapı oyuncularının BSL VE TBL ‘de uzun süreler alarak kendilerini göstermelerini ve A milli takımımıza, Türk basketboluna verecekleri katkıları büyük bir heyecan ile bekliyorum. 

 

Gerçekten birçok kulüp bu konuda eskisine nazaran çok ciddi yatırımlar yapıyor. Ancak beklenen üretkenlik bir türlü sağlanamıyor. 

 

 

Bu kadar çabanın karşılığı neden gelmiyor diye düşününce aklıma acaba çok mu acele ediyoruz sorusu geliyor. 

 

Yabancı sayısının artması, her iki ligdeki (BSL TBL) oyuncu profillerinin değişmesi, basketbol oyununda sertliğin ve temponun yükselmesi nedeni ile geçmişte yaşanılan tecrübeler ile günümüzde yaşanılanları kıyaslamanın bize pek bir yararı olacağını sanmıyorum.

 

GENÇLERİN KARŞISINA ÇIKAN RAKİPLER

 

Sanırım genç BGL oyuncularının A takıma çıkar çıkmaz yabancı takım arkadaşlarını ve rakiplerini inceleyecek olursak esas sorunu daha iyi görürüz. 

 

 

 

 

Bizim oyuncularımız liseden mezun olduktan sonra bir veya iki sene BGL liginde oynarken Amerikalı bir oyuncu lise mezuniyetinden sonra NCAA liginde dört sene boyunca harika bir atmosferde kıran kırana mücadele ediyor. 

 

Bu dört senenin sonunda Avrupa’da çok kuvvetli olmayan ülkelerin liglerde en az bir yıl Avrupa basketboluna uyum sağlamaya çalışıyorlar. 

 

Bu durumda bizim genç oyuncularımız, kendilerinden dört beş yaş büyük ve dört sene üniversite ligi ardından Avrupa liginde oynamış bu oyunculara karşı mücadele ederken bizler neden oyuncu yetiştiremiyoruz diye hayıflanıyoruz. 

 

Bazıları Avrupa takımlarında oynayan bir iki genç oyuncuyu örnek olarak gösteriyor. Ancak bu örnekler fizik, yetenek ve basketbol aklının bir araya gelmesi ile oluşan ve çok rastlanmayan oyuncu tipleri.   

 

Beklentilerimiz adeta, NCAA oynamadan NBA’ye giden üç beş oyuncu kadar ütopik. 

 

PALYATİF ÇÖZÜMLER 

 

Yunanistan İspanya gibi ülkelerin uyguladığı genç oyuncuların daha zayıf Avrupa liglerine gitmesi ve orada tecrübe kazanarak geri dönmesi bizde de uygulanmaya başladı. 

Ancak şu ana kadar çok da verim aldığımızı düşünmek iyimserlik olur. 

 

Herkesin yıllardır Amerika’da uygulanan lise ve üniversite ligleri organizasyonunu ülkemize getirme hayali çeşitli nedenlerden dolayı maalesef gerçekleşmiyor. 

 

ÇÖZÜM NE OLABİLİR? 

 

O zaman en azından lisede okuyan (devam mecburiyeti olan) oyuncuları ayrı bir grup olarak düşünüp ona göre bir organizasyon yapmak daha uygun olabilir.

 

Üniversite yaşı gelen (sabah antrenman yapma şansı olan) oyuncularla ise ayrı bir organizasyon yapmak ve bu iki organizasyonu izlenebilir bir hale getirmek A takıma giden iyi bir yol olabilir. 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...