Paul Weasthead kimdir? Bu soruyu Sevgili Kaan Kural’a ya da Murat Kosova’ya sorsam, nerede doğduğundan başlayarak, bize bu Amerikalı koçun hayatını anlatırlar ancak bizim için Paul Weasthead in NBA de 1980 yılında Los Angeles Lakers takımını şampiyon yapan, daha sonra ise 2007 yılında Phoenix Mercury ile WNBA şampiyonluğunu kazanan, yani hem NBA hem de WNBA şampiyonluğu yaşayan tek antrenör olduğunu bilmek yeterli. Neredeyse, tüm basketbol dünyasının kuşkuyla yaklaştığı bir felsefeye sahip, ” Hücum, hücum, daha çabuk hücum.” . Sanırım bu yazıyı okuyan bir çok kişi, haklı olarak “savunmaya önem vermeyen antrenör de olur muymuş? “ diyecektir. Evet Paul savunmaya önem vermeyen bir antrenör, hatta bu konuda çok hoşuma giden bir yazı okudum. Paul, Denver takımının başındayken, bazı kişiler hiç savunma yapmadığı için Denver takımına, “Enver” diyerek bu takımın Defansın “D” sini bile uygulamadığını espri haline getirmişler.
Yıllar önce, (yanılmıyorsam Kuşadası da yapılan ilk uluslararası seminerdi,) henüz Amerika’dan yeni dönmüş olan sevgili Hakan Demir’in tercüme konusunda yardım ettiği koç, Paul Hewitt ‘in seminerde anlattığı oyun tarzı da oldukça şaşırtıcıydı ve açıkçası o yıllarda bana hiç inandırıcı gelmemişti. Paul Hewitt, Amerikan kolej liglerinde, 2000 ve 2001 de yılın koçu seçilmiş bir antrenör. Felsefesi ise oldukça farklı ”Kırk dakika baskı yaparım, kırk dakika hızlı hücum yaparım, oyuncum hata yapınca değiştirmem, onu sadece yorulunca çıkarırım” diyen bir koç.
Ben bu konuda araştırmalarıma devam ederken Weasthead henüz WNBA takımı çalıştırmıyordu ancak o senelerde, yani 2003 yılı ile 2008 yılları arasında NBA da Phoenix takımını farklı bir sistemle oynatan Mike D’Antoni,herkesin hayranlığını kazanıyor ve NBA da yılın antrenörü unvanını alıyordu. Onun Felsefesi ise, 7 SOL olarak anılıyor. (Yedi saniye veya daha kısa süre) .Amaç en çabuk ve kısa yoldan basket atmak, yüzü dönük potaya gitmek ve mümkün olduğunca çok skor yapmaktı. NBA gibi bir ligde bu felsefeyi uygulaması ve bu sayede daha geldiği ilk yıl yılın koçu seçilmesi, artık benim için bu tarzın her yerde geçerli olduğunun en kesin kanıtıydı.
Ancak daha eskilere gittiğimizde, Golden State Warriors yıllarındaki NBA nın efsane antrenörü Don Nelson’nun kendi adı ile anılan sistemi “NELLİE BALL”da bu tarz basketbolun önemli örneklerinden biriydi. Gerçek bir pivot’a sahip olmadan, üç kısa oyuncu ile (Tim Hardaway,Mitch Richmond ve Chris Mullin.) aldığı başarılı sonuçlar ve bunun uzantısı olan Utah yılları belki de, Mike D’Antoni ‘nin ilham kaynağı olmuştu.
Düşünsenize, Amerikan profesyonel liginde (NBA) Amerikan Kolej liginde (NCAA), Bayanlar profesyonel liginde (WNBA)birbirine çok yakın tarzlar ve bu felsefe ile başarılı olunabiliyordu. Bu anlayışta başarılı olmanız için, ne bir yıldız oyuncuya, ne de müthiş bir pivota ihtiyacınız vardı?




Bu konuda araştırma yaparken bu yazınızı kaçırmışım hocam. Westhead'in "D"enver sezonları gerçekten felaket (20-62, 24-58). İkinci yıl gelen Mutombo'ya rağmen 24 galibiyette kalması süreci kesintiye uğrattı gibi görünüyor. 120 atıp 130 yiyen bir takım olmaları ilginç olsa gerek.
YanıtlaSilBu tip takımlar için belirttiğiniz gibi savunma ve ribaund konusunda eleştiriler geliyor, hatta vaktinde Don Nelson'un takımları için "Takımın savunmaya enerjisi bile kalmıyor." diye eleştiriler gelmiş. Gerçi GSW ribaundlarda zaman zaman yenilse bile ligi domine edebiliyor. Belki de altyapıda bunların eğitimini vermek gerek. Dikkatli ama hızlı oyun..