Ana içeriğe atla

ANTRENÖR ADAYLARINA TAVSİYELER



On sene sonra kaç tane maç kazandığınızı kimse hatırlamayacak. 

Ancak yetiştirdiğiniz çocuklar sizi sevecekler mi, yoksa sizden nefret mi edecekler ?" 

Jim Harrick




Taklit etmeyin, izleyin, süzgeçinizden geçirin, deneyin ve daha sonra uygulayın.


Yardımcı koçluktan geliyorsanız, başlangıçta birlikte çalıştığınız ve başarılı bulduğunuz antrenörleri örnek almanız çok doğaldır.


Bu konumdayken, hem koça hem de oyunculara yakın olduğunuz için, antrenörün beklentilerinin ne olduğunu ve oyuncuların gösterdikleri performansları daha yakından izleyip analiz etme şansına sahip olursunuz. 

Antrenörün davranışlarının ve yaptığı çalışmaların daha etkin olabilmesi için nasıl değişiklikler yapılması gerektiğini kolayca tespit edebilirsiniz.

Baş antrenör olduğunuzda örnek aldığınız koçun sisteminin üzerinde yapacağınız düzeltmeler ve ilaveler ilk hamleleriniz olacaktır.





Oyunculuktan gelen antrenörler ise daha önce çalıştıkları koçların özelliklerini ve çalışma düzenerini örnek alarak bir sistem oluşturabilirler. 

Ancak oyunculuktan gelen koçların diğer bir avantajları da  eski antrenörlerinin kendilerine hissettirdikleri hatırlayıp, bu yönde  edindikleri tecrübelerden yararlanmaları olacaktır.

Bir çok yardımcı koç baş antrenör olduktan sonra bu pozisyonun sandığı kadar kolay olmadığını acı tecrübeler yaşayarak anlamışdır. 

Aslında genel sorun basketbolu veya koçluğu bilip bilmemekle alakalı değildir, sorun koçların bildiklerini oyunculara uygulatamamasından kaynaklanır. 

Bir koçun bildiklerini uygulayabilmesi için öncelikle uygun bir ortam bulabilmesi lazımdır, bu da doğru kariyer planlaması ve biraz da şansa bağlıdır.

Ancak ilk denemenizde  başarısız olursanız moralinizi bozmayın, sizin gibi ilk denemesinde başarılı olamayıp daha sonra başarılı olan yüzlerce koç olduğunu unutmadan çalışmaya devam edin.






Basketbolda tecrübe herşeyden önemlidir.

Antrenmanda veya maçlarda yaşadığınız her saniye ileride sizin kılavuzunuz olacaktır. 


Ağzınızdan çıkan tek bir kelime antrenmanın kalitesini artırırken, maç içerisinde oyuncunuza yaptığınız tek bir jest size o maçı kaybettirebilir. 

Soyunma odasında yaptığınız bir hareket veya söylediğiniz bir söz ileride oynayacağınız tüm maçları etkileyebilir. 

Ancak unutmayın,iyisiyle kötüsüyle tüm bu bilgileri hiçbir kitapta bulamayacaksınız, bunlar sadece size ait tecrübelerdir ve hep öyle kalacaklar.









Basketbol alışkanlıklar oyundur temel teknikleri ve taktikleri sürekli olarak tekrar etmeniz gerekir. 






Fazla tekrar başka bir açıdan baktığımızda sıkıcıdır, çok tekrar oyuncunun motivasyonunu düşürür. 

İyi antrenör yaratıcı olmalı ve vermek istediği teknik ve taktik konuları oyuncuları sıkmadan ve  motivasyonlarını düşürmeden en çabuk şekilde verebilmelidir.




Aldığınız sonuçların yanı sıra teknik ve taktik açıdan uyguladıklarınız, oyunculara, hakemlere, seyircilere ve medyaya karşı olan tutumunuz ileride size bir basketbol kimliği kazandıracaktır.

Bugün basketbol dünyasında, çok sert taviz veremeyen antrenörler olduğu gibi, bir arkadaş bir ağabey gibi davranan antrenörler de mevcuttur.




Tedbirli antrenörler, risk almayı seven antrenörler, savunmayı ön planda tutan veya hücumu öne planda tutanlar, tüm maç pres yapanlar, yaptıkları zone savunma ile isimlerinden söz ettirenler, hiç zone yapmayanlar, elindeki oyunculardan maksimum yararı sağlayanlar,genç oyunculara daha çok şans verenler, oyuncu yetiştirmeyi, takımın alacağı dereceye tercih edenler veya bunu mazeret olarak kullananlar,


oyuncu yetiştirmekle ilgilenmeyip sadece kazanmayı düşünenler ve daha sayamadığım özellikleri ile tanınmış çeşit çeşit antrenörler vardır.

Dişe dokunur bir şeyler yaptığınız zaman sizin de iyi veya kötü bazı özelliklerinizi ön plana çıkaracaklar ve o yönleriniz ile tanınacaksınız.




Bu mesleğe başladığınızda oyuncuların ve yöneticilerin gözünde oluşturacağınız saygı çok önemlidir daha sonra bunu ele geçirebilemek neredeyse imkansızdır.







Yeterli tecrübeyi kazandıktan sonra sağlam temellere dayalı bir felesefe oluşturabilirsiniz.


Bildiğiniz temel teknik ve taktiklerin tümünü öğretmek ve uygulatmak için hiçbir zaman vaktiniz yetmeyecektir.

Belirli bir oranda temel teknikleri ve taktikleri oyuncularınıza verdikten sonra, elinizdeki oyuncuların özelliklerine göre seçtiğiniz bir konunun üzerine yoğunlaşarak fark yaratabilirsiniz.


Jim Boeheim 1966 yılından bugüne kadar Syracuse üniversitesi koçluğu yapmakta ve takımlarına yaptırdığı "Zone savunma" ile tanınmaktadır.





1947 senesinde asistan koç olarak Kansas Üniversitesinde antrenörlüğe başlayan ve 2008 senesinde Los Angeles takımında asistanlık yaptıktan sonra emekli olan Tex Winter'in adı  "Üçgen Hücumu" ile anılmaktadır.


HER KATEGORİ VE ORGANİZASYON FARKLIDIR 


Alt yapıda isteseniz de istemeseniz de eğitim ve yarışma bir arada yürür.

Temel teknik konusunda eksikleri bulunan tecrübesiz oyuncular ile maç kazanamak zordur.Ancak alt yapının en büyük avantajı,oyuncular koçun söylediğini yapmak için her şeylerini verirler.

Ancak A takım seviyesinde maç kazanamak her şeydir, herkes sizden kısa vadede başarı bekler. 

Ama bu defa karşınızda, her dediğiniz yapmak için yırtınan genç oyuncular yerine farklı karakterde ve egoları şişmiş profesyonel adamlar vardır. 

Ve işiniz hiç de kolay olmayacaktır.






 1974 yılında Hawaii Üniversitesinde asisan koç olarak basketbol yaşantısına başlayan ve halen Lousville takımının koçluğunu yapan Rick Pitino tam saha baskılı savunma konusunda uzmandır ancak 1987-89 yılında NBA de New York Knicks takımında aynı oyun sistemini uygulamaya çalışmış fakat başarılı olamamıştır. 



Her geçen gün dinamikleri hızla değişen basketbol oyununda belirli bir felsefeyi taviz vermeden uygulamak sanıldığı kadar kolay değildir.


Başarıyı sadece maç kazanmaya ve iyi derece almaya bağlayan bir anlayışın hüküm sürdüğü ortamda kredinizi artırabilmek için teknik ve taktik anlamda manevralar yapma zorunluluğunda kalabilirsiniz.

Ancak günü kurtarmak amacıyla bazılarının demode bulduğu "değerleri" önemsememeniz ileride çözmekte zorlanacağınız sorunların nedeni olacaktır. 


Uzun vadede kazançlı çıkmak ve bu mesleği uzun süre yapmak istiyorsanız  dürüst, açık sözlü olmalısınız.




"Tutarlı olmak, insanların  saygısını kazanmak için anahtardır." John Wooden







Alt yapıda oyuncu yetiştirmeyi hedefleyen koçların en büyük düşmanı "sayı tabelası"dır.

Basketbolun en güzel yanı rekabet ve mücadele içermesidir. Hangi kategoride olursa olsun oyuncular tüm maçları kazanamak isterler. 


Kaybedilen maçlardan sonra oyuncularınız negatif yönde etkilenecektir. 

 bir koç bu durumdan kolay kolay kaçamaz. Uzun vadeli planları olan alt yapı koçlarının mücadele etmesi gereken diğer bir unsurda "sayı tabelası"dır.


İki sene sonra yıldız olacağına inandığınız bir oyuncu sahadayken, tabeladaki sayı ve zaman alehinize çalışıyorsa gelecek baskılara karşı koymanız gerekecektir. 

Baskılara karşı koyabilmeniz için tek ihtiyacınız size tanınacak olan kredi olacaktır. 

Genç bir koçun kredi kazanabilmesi için yöneticilerine planlarını ve samimi düşüncelerini anlatması ve onları ikna etmesi gereklidir.

Unutmayın ,bazen sayı tabelası kaybettiğinizi gösterirken aslında geleceğin yıldızını kazanıyorsunuzdur, bazen maçı kazanırken geleceğin yıldızını kaybediyorsunuzdur.



Alt yapının ikinci büyük düşmanı ise "taktik levhası"dır.

Her antrenör molda çizdiği bir son saniye oyunu ile maç kazanmak ister. 


Büyük resme baktığınızda alt yapı maçları için bu çok küçük bir detaydır ancak bu küçük detay sizi hayal dünyasına götürebilir ve gerçeklerden uzaklaştırabilir.

Aslında maçların son saniyeye kalmaması ve taktik levhasına ihtiyaç duymamanız belki de sizin için daha hayırlı olacaktır. 

Zaten temel teknik hareketlerini ve oyuncuların hangi süratte koşmaları gerektiğini hiçbir zaman o tahtaya çizemezsiniz.

Basketbol satranç değildir, basketbol bir spordur ve bu oyunu oynamak için öncelikle koşmak zıplamak gerekir. 

Bu oyun antrenörlerin değil oyuncularındır.




Maç sırasında bağırmak çağırmak çok mu gerekli?

Birçok insan maç içinde oyuncularına fazla uyarı yapmayan ve sakin kalan koçların iyi taktisyen olmadığını,bağıran çağıran koçların da oyuncularını motive ettiğini veya maçın içinde olduğunu düşünür. 

Dünyanın sayılı koçlarından A.B.D Milli Takım koçu Mike krzyzewski bu soruya "Ben uyarılarımın çoğunu antremanda yapıyorum ve maçta oyuncularıma fazla karışmama ihtiyaç kalmıyor " şeklinde cevaplıyor.


Temel teknik çalışmak ve antrenmanlarda bunları savunmasız olarak uygulamak birinci adımdır.

İkinci adım ise savunmaya karşı temel teknik hareketlerini uygulamaktır.

Ancak antrenmanlarda savunma oyuncusu hücum oyuncusunun hangi hareketi uygulamak istediğini bildiği için sahte savunma yapar. Ve bu tarz çalışmalar pek yararlı olmaz . 

Temel teknik antrenmanlarında koçların en çok zorlandığı konu budur.

Temel teknik hareketlerini geliştirmek için en gerçekçi yöntem,oyuncuların tek potada oynadıkları serbest bire bir, ikiye iki veya üçe üç maçlardır.

Kaç yaşında olursa olsun tüm oyuncular beşebeş maç yapmak ister ancak basketbol bire bir ile başlar, bire bir ile biter bu nedenle oyuncularınıza öncelikle bire bir ve ikiye iki çalışması yaptırın.




Tek pota maçlar oyuncuların bireysel gelişimi açısından çok önemlidir. 

Üçe üç maç sırasında "Sen onu tutamıyorsun bırak ben alayım" lafı gerçekten gurur kırıcıdır ve sanırım bu lafı işitikten sonra savunmaya önem veren bir çok oyuncu olmuştur.





Alt yapıda erken eleminasyon çok sık yapılan bir yanlıştır. 

Unutmayın, alt yapı antrenörlerinin birinci gayesi bu oyunu herkese sevdirmektir.


Günümüzde çocukların ilgisini çeken bir çok eğlence bir çok oyun var. Bir an önce takım oluşturmak için o anda elinizdeki iyi oyunculara ilgi gösterip, diğerlerini ihmal ettiğiniz zaman ihmal edilenlerin bu spordan soğumasına sebep olabilirsiniz.






Kalabalık gurupları efektif olarak çalıştırmayı öğrenin,tüm oyuncularınıza aynı değeri ve emeği verin
oyuncularınıza zaman tanıyın. 

Diğerlerinden çok geride olan bir oyuncunun iki sene sonra yıldız statüsüne yükseldiğini gören bir koç olarak bu konuda çok dikkat edilmesi gerektiğine inanıyorum.






Maç ve antrenmanlarda sabırlı olmak ve sakin kalabilmek çok önemlidir.








Antrenmanlarda ve özellikle maçlarda duygularınıza hakim olun. Her pozisyondan ve oyuncularınızın verdiği her reaksiyondan ders çıkarın.



Yenilen bir basketten sonra neden basket yediğinize ve mani olmak için ne yapılması gerektiğine yoğunlaşın ve oyuncunuzu bu yönde ikaz edin.





Devrede, soyunma odasında neden önde veya geride olduğunuzu anlatın.


"Hadi doğru dürüst oynayın" demek yetmez.

İkinci devre daha iyi olmak için neler yapılması gerektiğini ve rakibin neler yaptığını ve yapabilecekleri olası değişiklikleri oyuncularınıza anlatın. 



  
Hepimiz insanız ,maç sonlarında çok sevinip havalara girmek, ya da çok üzülüp karalar bağlamak kaçınılmaz duygulardır. 

Bu süreçte oyuncularınıza, rakiplerinize ve hakemlere karşı daha dikatli davranın. 

Adrenalinin yüksek olduğu anlar insanlara yanlış kararlar alabilir. Önemli değişiklikler yapmak ve önemli kararlar almak için kendinize biraz zaman tanıyın.




Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...