Oyuncuların geçmiş yıllardan gelen bir oyun karakteri vardır.
Bu karakter büyükler liginde oynamaya başladıkları ilk senelerde, coach’ın verdiği görevlerle oluşmaya
başlar.
Oyuncu çok özel bir yetenek değilse takımda süre almak
amacıyla coach’ın istediklerini yaparak uyum sağlamaya çalışır ve kendiliğinden bir oyuncu kimliği oluşturur.
Ancak oyuncu bu süreçte takım kimyasına uymak ve coach’ın
istediklerini uygulamak için, bazı olumlu özelliklerini kullanamaz ve kısa
sürede bu becerilerini kaybetmeye başlar.
Bugün bir iki yıldız adayı haricindeki tüm oyuncuların,
takımlarına uyum sağlamak ve sahada daha çok kalmak için bireysel özelliklerin
yitirmesi artık doğal kabul edilmektedir.
Bazı asi yaradılışlı,
agresif oyuncular, coachuyla , takım arkadaşları ile mücadele ederek veya kulüp
değiştirerek özelliklerini sahaya yansıtmayı ve kendilerini ispatlamayı başarmışlardır. Ancak bu tarz oyunculardan fazla bulamazsınız.
Eskiden basketbol tekniğini derinlemesine bilmeyen, sadece
oyuncuların agresifliğine prim veren ve genellikle öğretmenlikten gelen kolej
coachları ve idareci ağabeylerin çalıştırdığı takımlardan bu tarz oyuncuların
çıkması sürpriz değildi.
Ancak günümüzde tüm antrenörlerin basketbolu çok iyi
bildiğini düşünürsek, oyuncuların belirli
bir sistem için bazı özelliklerinden vaz geçmeleri doğal karşılanıyor.
İleri seviye
basketbol bilgisi olan coachların tüm oyuncuların becerilerini gösterebilecekleri
serbest düzenleri uygulamaları bu sorunu çözecektir.
Ancak bu durumda,
kimyayı oluşturmak, egolarla uğraşmanın yanı sıra hiyerarşiyi oluşana kadar
geçen süreci idare etmek çok zordur.




Yorumlar
Yorum Gönder